Bir ırmağın sessiz ve derinden akışı gibi...

Şair Mustafa Özçelik'in on yıllık bir aradan sonra ‘Ateş Denizi’ ve ‘Dilim Ol Söyle’ isimli iki yeni şiir kitabı çıktı. Şakir Kurtulmuş yazdı.

Bir ırmağın sessiz ve derinden akışı gibi...

Mustafa Özçelik, Gül ve Hançer

Şiir yolculuğunda Gül ve Hançer’le yeni bir sürece giren şair Mustafa Özçelik, on yıllık bir aradan sonra okurlarını hem Gül ve Hançer’in yeni baskısıyla hem de Ateş Denizi ve Dilim Ol Söyle adını verdiği iki yeni şiir kitabıyla sevindirdi.

Ebabil Yayınları arasında çıkan Ateş Denizi’nde 32 şiir yer alıyor. Şiirlerin hâkim teması aşk. Ateş ve Deniz denilince akla Şeyh Galib geliyor elbette. Mustafa Özçelik de bu mazmunu yeni bir dil ile söylemeye çalışıyor. Nasıl Şeyh Galip ilhamını Mevlana’dan alıyorsa, Mustafa Özçelik’in de ilham kaynağı Yûnus Emre. Yûnus Emre’nin toprağında yaşayan ve son yıllarda onunla ilgili bir hayli yayın yapan Özçelik, bu kitabındaki daha ilk şirinden itibaren dünyayı ve dünyalı olan her şeyi arkasında bırakarak vuslatın simgesi olarak bilinen denize giriyor ve “Kimseler yoktu/ Bana içimden seslendin/ Sendin var olan” diyerek çağdaş bir münacat örneği ortaya koyuyor.

Mustafa Özçelik, Gül ve HançerBu, sonu ateş denizi olan bir yolculuk

Şair, neyi anlatırsa anlatsın yolu hep aşka çıkıyor. Bu yüzden sufi duyarlılık her şeyin önüne geçerek şiirin merkezine oturuyor. Doğrusu bu şiirleri okuyunca “bunlar hayatın neresinde” diye sormadan edemiyor insan. Bu soruyu cevaplamak için yine Yûnus Emre şiirine bakmak gerekir. Yûnus, görünüşte hayata ilişkin hiçbir söylememiş gibi durur. Fakat, bu zahiri bir bakıştır. Bâtıni bir gözle ise insanın ve hayatın bütün problemlerinin Yûnus’un şiirinde var olduğunu görürsünüz.

Mustafa Özçelik de aynı anlayış çizgisinde insanın iç dünyasının gerçekliklerinden hareketle varoluşsal ve asli insan sorunlarını dile getiriyor aslında. Özçelik’in şiiri bu yüzden yüksek sesli değil. Bir ırmağın sessiz ve derin akışı gibi bizi uzun bir iç yolculuğa davet ediyor. Bu, sonu ateş denizi olan bir yolculuk. Böylece derman, ateşten kurtulmakta değil ateşe yanmada bulunuyor. Burada Hacı Bayram Veli’nin “Yandı bu gönül” şiirini de hatırlamak gerek.

Mustafa Özçelik şiirini sufi bir dil ve duyarlılığın eşliğinde okumak gerekMustafa Özçelik, Dilim Ol Söyle

Şairin diğer kitabı Zambak Yayınları arasında çıkan ve Dilim Ol Söyle adını taşıyan kitabı. Bu kitabı aslında Ateş Denizi’nin devamı olarak okumak da mümkün. Bunda da yine aşk merkezli şiirler yer alıyor. Fakat, bu şiirlerde dile getirilen aşk, daha somut karşılıkları da olan bir aşk. Yine “Anka” başlıklı bir münacaatla başlayan şiir, klasik divan tertibini hatırlatacak şekilde “İşaret”, “Kapında”, “Başka Bir Şiir” başlıklarını taşıyan üç naatla devam ediyor. Diğer şiirlerde de aynı özellikleri görmek mümkün.

Fakat ilk kitapta adı zikredilmeyen fakat şairin şiirinin merkezinde duran Yûnus Emre, bu defa sıkça zikrediliyor. Zaten kitabın adı da Yûnus Emre’nin şairlik macerasını özetleyen “Söyle Yunus” menkıbesinden ilhamla yazılmış görünüyor. Ayrıca, “Madran Dağında Bir Derviş”, “Sığınma”, “Bir Irmak Gazeli” gibi şiirlerde de benzer bir duyarlık dile getiriliyor.

Mustafa Özçelik, daha ilk kitabı İfşa’dan itibaren hep yalın bir dili, rahat bir söyleyişi tercih etti. Bu durum, bu son iki kitabında daha da belirginleşiyor. Şiirini kurarken doğal, mahiyetini biraz dikkat ve basiretle hemen anlayabileceğimiz imgeleri tercih ediyor. Tabiat, onun şiirinde tekrarlara düşmek pahasına da olsa en belirgin unsur. Bu da tabiatı kitab-ı ilahi olarak görmek ve okumakla ilgili.

Sonuç olarak, eğer Mustafa Özçelik şiiriyle ünsiyet kurmak istiyorsak bu şiirleri sufi bir dil ve duyarlığın eşliğinde okumak gerekir düşüncesindeyim. Özellikle bu son iki kitabı okurken bu şiirlerin habercisi olan Gül ve Hançer de tekrar okunmalıdır. Çünkü, bu şiirinin şifreleri aslında o kitapta veriliyor.

Şakir Kurtulmuş yazdı

Yayın Tarihi: 30 Kasım 2012 Cuma 13:49 Güncelleme Tarihi: 31 Aralık 2018, 10:09
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
ali osman
ali osman - 8 yıl Önce

selam tabi olanadelikli taş sokağının iki çocugu.biri şiire merhaba demiş digeri şiiri unutmadan şiir dostunu sınıfta kucakladığı gibi kucaklamış.ama bilinmeyenleri yada söyleyemediklerini de ben ilave edivereyim,zihnim beni yanıltmıyorsa gerek şakir kurtulmuş gerekse mustafa özcelik imam hatip yıllarında eskişehirde yunus emre nin mezar yerinin naklinde tabut içinde cenazeyi taşıyanlardandı.kayıtlara girsin.

banner26