Bir ilk kitap “Son Matruşka” ve kurgusal hezeyanlar

Son dönem psikoloji dünyasının ortalama bir ilgilisine yansıyan cephesinde çok dile getirilen bir söylem, ‘çocukluğun insanın hayatının belirleyicisi oluşu’. Bu dönemin insan üzerinde tesiri tartışmasız bir şekilde büyük olsa da bu denli hayatileştirilmesi insanı bir çıkmaza sürüklüyor. S. Çelebi yazdı.

Bir ilk kitap “Son Matruşka” ve kurgusal hezeyanlar

Yazara Dair

Beyza Mutlu'yu Yazar Anne sosyal medya ismiyle tanıdım. Her ne kadar kendisini tanımlamak için kullandığı iki sıfattan biri annelik olsa da sanal dünyada var olmak için çocuklarını ‘sunan' onları ürün tanıtımı için adeta manken ya da oyuncu yapan bir fenomen anne değil Beyza Hanım. Mükemmel anne profili çizmek adına gece gündüz tüm mesaisini olanca neşesi ve sabrıyla çocuklarına ayıran bir 'etkinlik annesi' de değil Yazar Anne.

Sevincini, kederini, altından kalkamadıklarını, yorgunluklarını ve kendini onarma çabalarını, bilinmesini istediği kadarıyla ve deneme üslubuyla paylaşıyor hesaplarında. Kendi deyimiyle edebiyat sevdalısı bir matematikçi. Cezve Kitap’tan çıkan ilk kitabi Son Matruşka da bu sevda ile kurulmuş bir hayalin ilk mahsulü.

Kitaba Dair

1.Her zalim başkasının mazlumu mudur?

Kitap adından da anlaşılacağı üzere birbiri içinden geçen hayatlardan yola çıkarak farklı hikayeler anlatıyor okuyucuya. Hikâyenin birinde zalim diye öfkelendiğimiz birine, farklı bir zeminde bakınca esasında aynı zaman da nasıl da merhamet duyabileceğimizi anlatıyor. Ancak elbette bunu tüm karakterlere yapması mümkün olmuyor bazı karakterler sadece zalim olarak kalmaya devam ediyor zihnimizde. Zira her karakterin bir zalimi olduğu teziyle yola düşecek olursak iş Hz.Adem'e kadar varacaktır. Aynı zamanda bu ilk katil Kabili de ezberlerimizi bozacak şekilde masum yapacaktır.

Son dönem psikoloji dünyasının ortalama bir ilgilisine yansıyan cephesinde çok dile getirilen bir söylem, ‘çocukluğun insanın hayatının belirleyicisi oluşu’. Bu dönemin insan üzerinde tesiri tartışmasız bir şekilde büyük olsa da bu denli hayatileştirilmesi insanı bir çıkmaza sürüklüyor. Elimizde olmayarak doğduğumuz bir ortam kaçışı olmaksızın bizi zalim yapılabiliyorsa mutlak adil olan Allah her nefsi tek tek sorumlu kılar mıydı? sorusu cevapsız kalıyor.  Allah’ın bize yüklediği teçhizatın, içine doğulan ortama rağmen doğruyu seçebilecek bir kapasitede olması gerektiğini söylüyor herhangi bir bilimsel araştırmaya dayanmadan, ‘koca karı imanım’ bana...

2. Zaman belirsizliği kıskacında ismiyle müsemma karakterler

Karakterlerin isim ve soyadlarının anlamlı bir tamlama oluşturması fikri ile ilk kez Murat Menteş kitaplarında rastladığımı hatırlıyorum. O kitaplarda absürt bir mizah yapılırken bu kafiyeli, tamlamalı isimler kurguya renk katıyordu mizah dozunu arttırıyordu.

Lakin Beyza Hanım’ın kitabında Adil Yaşar, Gaddar Efendi, Şefkat Hanım gibi direkt karakteri etiketleyen isimler bu cephesi ile kitaba çocuk kitabı havası getirmişti. Buna ilaveten kurguda her detayın izah edilmesi de okuyucunun idrakine tam güvenmeyip burası da anlaşılsın diye yazılmış hissini veriyordu. İsim konusuyla ilgili, amcayla yeğene verilmiş soyadlarının farklı olması da dikkatimi çeken küçük bir mantık hatası oldu.

Tutarlılık bağlamında sorunlu olan diğer bir konu ise tarih meselesiydi. Birbiriyle bağlantılı bu hikayelerin tarihini olaylar üzerinden tespit etmeye çalıştığımızda, Suriye iç savaşından yola çıkarak muhacir Berrak'ın yaşını tespit edebiliyoruz.  Bu durumda Yiğit’in Adil'i dövmesini Araf'ın kameraya çekmesi günümüzden en az 25 yıl öncesine uzanıyor ki bu da kameralı telefonların henüz üretilip bize ulaşmadığı bir zamana tekabül ediyor. Bunlara ilaveten zaman zaman Yeşilçam senaryolarını anımsatan bol sayıdaki rastlantılar kitabın edebi kuvvetini zayıflatan unsurlardı.

Velhasıl

Kitap üzerine düşünüp eksilerini değerlendirirken yine de tam olarak hislerime tercüman olan ifadeyi bulamadığımı düşünüyordum ki TRT2 kanalında Yılmaz Erdoğan yetişti imdadıma. İyi bir senaryo için gerekli şartları sayıyordu ve ‘en iyi bildiğiniz şeyi yazın’ dedi.

Evet kitap için aradığım cümle tam olarak buydu. Beyza Hanım bir mülteciyi, katili, hırsızı, hapsedilen bir kadını anlamak, anlatmak istiyordu ama yaşamında hiçbirisini gerçekten yakından tanıma, onlara dokunma fırsatı olmamıştı muhtemelen. Ekranlardan, yazılardan, anlatılardan yani uzaktan duyduklarıyla anlatmaya çalıştığı kişiler ve dünyaların yabancısıydı. Masum dünyasından, steril yaşamından bakarak hapishane, sokak, bir mültecinin evi ya da gemiyi tüm sahiciliğiyle anlatması pek de mümkün değildi sanki.

Velhasıl Beyza Mutlu’nun kendi temas ettiği meselelerin hikayelerini anlattığında daha tesirli olacağı izlenimini edinerek bitirmiş oldum Son Matruşka kitabını...

S. Çelebi

Yayın Tarihi: 31 Aralık 2020 Perşembe 16:00 Güncelleme Tarihi: 01 Ocak 2021, 16:28
banner25
YORUM EKLE

banner26