Bir göç hikâyesi: Gülyüzlüm

Göç ne kadar da yüklü bir kelime, az harfli çok kalabalık, sanki en ziyade de hüzün var içinde. Sümeyra Çelebi yazdı.

Bir göç hikâyesi: Gülyüzlüm

Göç; veda, umut, hasret, hayal kırıklığı, yaşam mücadelesi, ekmek kavgası, kültür çatışması, çarpık kentleşme, istihdam, yük…

Göç ne kadar da yüklü bir kelime, az harfli çok kalabalık, sanki en ziyade de hüzün var içinde.

Bavullar dolusu hikâye; tüm maiyetiyle taşıyabildikleri her şeyi yüklenip yola düşenler, tek bir bavuluyla önden düzeni kurup sonra diğerlerini yanına aldırmak için bir başına yolcu olanlar, kara kara trenlerle sınır ötesine gidenler, gittikleri yerde öteki gelince misafir olanlar, gelmeyenler, gelemeyenler, tutunanlar, tutunamayanlar, idare edip gidenler, köşeyi dönenler…

Göç de tüm toplumsal olaylar gibi yaşanırken ve tarih diye anılır hale gelecek kadar zaman geçince edebiyatta, müzikte, sinemada yansımalarını gösterdi.

Gülyüzlüm bir göç hikâyesi. Yaygın hikâyelerin aksine göçmenler iki hatun kişi. Yavrusunun deyimiyle ‘gülyüzlü’ bir anne ve henüz çocuk yaşta olgunlaşmak zorunda kalan bir yavru.

Yazar oluşturduğu bu iki kahramanı çok uzaklardan alıp kendi yaşadığı şehre, yaşadığı insanların arasına yerleştirmiş. Gerek köy tasvirleri gerek karakterlerin kelime haznelerine yerleştirdiği kelimeleri, romanın doğma büyüme bir ‘İstanbullunun kaleminden çıktığını belli ediyor.

Yazar şehrine getirdiği bu kahramanları hayatın acı gerçekleriyle karşılaştırırken bir yandan da sanki mahcup oluyor, tam her şey karanlığa boğulurken dayanamayıp bir ışık yakıveriyor kıyamıyor misafirlerine.

Öte yandan daha yakından tanıdığı şehir hayatının içindeki toplumsal tabakaların analizini, bir yandan kritiğini yapıyor sosyolog kimliğiyle. Büyük büyük unvanları olan , beşeri ilimlerde güya uzmanlaşmış ama beşeri münasebetleri olmayan entelektüelleri, süslü balolarda, zengin sofralarda dernekler yararına verilen davetlerde toplanan yardımdan daha çok masraf yapılmasını, orta tabakada kendi halinde yaşayan İstanbul beyefendilerini ve halkanın en ucuna eklenmeye çalışan sonradan gelenleri…

Yeryüzünde yaşam devam ettikçe insan öyküleri bitmeyecek. Mülteci, muhacir, sığınmacı isimleriyle halkaya dahil olanların mücadelelerini, sonlarını bilmediğimiz için hüzünle seyrettiğimiz bugünlerde Gülyüzlüm, yakın toplumsal tarihin içinden sahneler seyretmek adına sade ve güzel bir roman.

Sevinç Çokum, Gülyüzlüm, 2015, Kapı Yayınları, İstanbul.

Sümeyra Çelebi

YORUM EKLE

banner19

banner13