Bir gezi rehberinde başka ne olabilirdi ki?

Kudüs rüyasını kalbinde yaşayanlar ve ol hazırlıklarına başlayanlar için de tavsiye edilebilecek en güzel kitaplardan biri Kudüs Gezi Rehberi de. Hatice Sarı yazdı.

Bir gezi rehberinde başka ne olabilirdi ki?

Siz hiç gittiğiniz ve sonrasında bedenen evinize döndüğünüz halde aslında aklen, ruhen ve en önemlisi kalben bir türlü dönemediğiniz, o yerde takılıp kaldığınız bir şehre gittiniz mi?

Bin bir hayalle yola koyulup, omuzlarınız çökene kadar bin bir sızıyla aynı yolda gerisin geri yürüdünüz mü?

Ya da hiç hayal bile edemeyeceğiniz güzellikte bir havayı ciğerlerinize doldurmanız için, sizi Selahaddin Eyyubi’nin girdiği kapılardan geçiren bir şehre yürüdünüz mü yalın ayak ve yalın bir kalp ile?

Peygamberlerin kutlu şehri

Evet, Kudüs’ten bahsediyorum. İlk kıblemizi bağrında tutan, Miraç’ın vuku bulduğu, Hz. Ömer’in, Selahaddin Eyyubi’nin, Kanuni Sultan Süleyman’ın at üzerinde gelerek ihya ettikleri şehir… Bavul hazırlarken yanında götürmesi gereken şeylerin başında, dingin bir kalp geliyor Kudüs’e gitmek için yola koyulan herkesin. Kudüs, insanı öyle bir çağırıyor ki; daha uçağa binmeden yüreğinizi sıkan ne varsa yok olup gidiyor adeta. O çağrı hürmetine dünyalıktan arınıyor insan belki de. Kudüs, kendine hazır hale getiriyor; adım adım kendisine yaklaşanın yüreğini. Kudüs, dünyanın en güzel şarkısını söylüyor kulağına. Ve Kudüs, öyle bir bekliyor ki tertemiz niyetle kendisine gelmek için yola koyulanı, ahir ömründe tadı damağından gitmeyecek sürprizler hazırlıyor Makdisi için…

Kudüs’e gidene Makdisi diyorlar. Kudüs yolcusu olmak demek, güneşe, aya, yıldızlara bakıp da tek başına, selim bir akıl ve kalp ile Rabbine iman eden peygamberin, Hz. İbrahim’in dizinin dibinde duaya durmak demek biraz da… İlk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı bağrında tutan, Hz. Zekeriya’nın, Hz. Meryem’in, Hz. İsa’nın izlerini adım adım takip ederek kendi yolculuğunuza çıkabileceğiniz tek şehir demek… Sabah namazı için Mescid-i Aksa’ya doğru yola çıkarken, ruhunuzun elinden tutup onu da beraberinizde aynı safa yerleştirmenin hazzını yaşamak demek…

Yola çıkmaya hazırlıklı olmak gerek

Kudüs’e gitmeden önce manen hazırlık yapıldığı gibi, madden de bir hazırlık gerekiyor biraz da. Kudüs hakkında kitaplar okumak, filmler izlemek, orası hakkında bilgi sahibi olabileceğiniz her türlü yayından faydalanmak Makdisi adayının lehine oluyor her zaman. İşte tam da bu ihtiyaca binaen, Kaynak Yayınları muazzam bir “Kudüs Gezi Rehberi” hazırladı. Murat Duman’ın hazırladığı Kudüs Gezi Rehberi’nde, yazarın ve Halit Ömer Camcı’nın muhteşem fotoğrafları eşliğinde, daha o topraklara ayak basamadan sanki gitmiş gibi oluyorsunuz Kudüs’e. Kitap ilk olarak Yafa şehri ile başlıyor. Tel Aviv kurulmadan evvel Akdeniz kıyılarında küçük bir liman ve balıkçı barınağı olarak kullanılan Yafa, Kudüs’ün iskelesi olma özelliğine sahipti. Yavuz Sultan Selim’in Kudüs’ü fethi sırasında Osmanlı himayesine giren Yafa şehrinde, Osmanlı döneminden kalma yapıların hala ayakta olduğunu görüyorsunuz.

Ardından Murat Duman’ın cümleleriyle birlikte Kudüs’e giriş yapıyoruz. Karşımıza ilk olarak Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra çıkıyor. Kitabı diğer gezi rehberlerinden ayıran en önemli özelliklerinden birini burada yakalıyorsunuz. Sadece gezilecek yerler listesi yapmak yerine, bölgenin tarihini detaylı bir şekilde okuyabiliyorsunuz aynı zamanda.

Mescid-i Aksa sınırları içinde tarihle dolu bir gezinti yaptıktan sonra Ağlama Duvarı’ndan Via Dolorosa (Çile Yolu)’ya, oradan da Hristiyan inancına göre Hz. İsa’nın çarmıha gerildiğine inanılan Kıyamet Kilisesi’ne ilerleyebiliyorsunuz. Üç dinin kudsiyet atfettiği şeyleri burada bir arada buluyorsunuz ve bu üç kudsiyeti bir harmoni içinde başka bir şehirde asla bulamayacağınızı tahayyül ederek dolaşıyorsunuz, Kudüs’ün sağlı sollu kesme taşlardan oluşan evlerinin arasındaki daracık sokaklarında.

4 kapı, bir şehir

Ardından sizi Zeytin Dağı’na çıkarıyor Murat Duman. Burada Kudüs’e tepeden bakıyorsunuz. Tam karşınızda Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra. Arkanızda Selahaddin Eyyubi’nin manevi mirası Selman-ı Farisi ve Rabiatü’l Adeviyye’nin kabirleri. Birer Fatiha okuyup ayrılıyorsunuz yanlarından.

Ardından sırasıyla Kudüs’ün, Eski Şehir’in kapıları ardına kadar açılıyor size. Evvela Davud Peygamber’in kapısından içeri girip O’nun kabrine kadar ilerliyorsunuz. Sonra Yahudilerin Ağlama Duvarı’na, Hristiyanların Kıyamet Kilisesi’ne ve Müslümanların Mescid-i Aksa’ya gitmek için girdikleri Osmanlı Mirası Şam Kapısı karşılıyor sizi. Sonra sırasıyla Yafa Kapısı, Rahmet-Tevbe Kapısı ve Esbat Kapısı.

Kapılardan çıkıp, medeniyet (!) duvarını aştıktan sonra, Hz. Musa Külliyesi ve makamına doğru yol alıyorsunuz. Hz. Yuşa’nın savaştığı topraklara ayak basmak için Eriha şehrine ve oradan da Ölü Deniz’e uzanıyorsunuz. Ve en sonunda da bir ses sizi yanına çağırıyor. Belki de Filistin topraklarının bereketinin müsebbibi gözüyle baktığımız, Allah’ın dostu İbrahim Peygamber’in yanı başına gidiyorsunuz. Osmanlı’dan kalma bir sancağın hala kendisine mihmandarlık yaptığı, Selahaddin’in mirası El-Halil Camii’nin arka odasında, Hz. Sare’nin yanı başında ebedi istirahatgâhında yere kurulup, O’nun gibi aya, güneşe ve yıldızlara bakarak iman edebilmenin hayalini kuruyorsunuz ruhunuzla birlikte.

İşte Kudüs böyle bir şehir… Ebediyen Filistin’e ait olacak olan, Mescid-i Aksa’da sabah namazına koşarak gelen 4-5 yaşlarındaki Filistinli çocukların hürmetine sonsuza kadar İslam bayrağının dalgalanacağı bir şehir Kudüs… Bir ruh şehri… İnsanı çağıran ve kapısından içeri girince kalben bir daha çıkamadığınız bir şehir…

Yol hazırlıklarına başlayanlar için de tavsiye edilebilecek en güzel kitaplardan biri olan, Kaynak Yayınları’dan çıkan ve Murat Duman’ın hazırladığı Kudüs Gezi Rehberi de, başucu kitabı mahiyetinde. Bizden söylemesi.

Hatice Sarı kalbi Kudüs’te kalarak yazdı

Güncelleme Tarihi: 24 Aralık 2018, 11:17
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13