Bir fener bekçisi nasıl rüyalar görürmüş?

Ali Ural’ın “Fener Bekçisinin Rüyaları” adlı öykü kitabı, bir şairin şiir dilinin bereketiyle yazdığı öykülerden oluşuyor.

Bir fener bekçisi nasıl rüyalar görürmüş?

Şairlerin nesre olan yakınlığı genelde denemede yoğunluk gösterse de, öyküde de şairlikleri kadar mahir olan birçok kalem sahibi şairimiz var. Ali Ural, şiirin yanında denemeler yazan bir şairimiz. Sadece deneme değil, öykünün de cümlelerini yokladığı çalışmaları bulunan Ural, 2000 yılında çıkan Yangın Merdiveni adlı öykü kitabından sonra, geçtiğimiz sene öyküleriyle, Fener Bekçisinin Rüyaları kitabıyla okuyucunun karşısına tekrar çıktı.

Öykü, hayatla irtibatı çok sıkı bir yazı türüdür. Öykücü, cümlelerini yaşadıklarından ve şahit olduklarından devşirir. Bir de öykücünün hayal dünyası vardır ki bu öykücü için sonsuz zenginliklerin sunulduğu bir âlemdir. Ali Ural’ın öykülerini okurken kendinizi birbirinden farklı âlemlerde görmeniz mümkündür. Bir masalın içinde ilerlerken bir anda metropolün ortasında kalbine sarılmaya çalışan bir yalnız adamın gölgesi düşebilir yanınıza. Ya da son gününü yaşayan bir adamın bütün ömrünü sığdırmaya çalıştığı dakikaları soluk soluğa yaşayabilirsiniz.

“Biraz dolaş, açılırsın” cümlesi, kalbe esenlik sunana dek tekrarlanıyorAli Ural, Fener Bekçisinin Rüyaları

Zaman geçer ve bize ancak unutulmaz anlar kalır. Unuttuğumuz ve gözden kaçırdığımız onca ayrıntı ise parmaklarımızın ucundan, zihnimizden ve hayatımızdan sıyrılır gider. Ali Ural, neredeyse bir fotoğrafçı hassasiyetiyle bize unutulmaz anların farklı anlarını yaşatmak istiyor. Bir koşuşturma içinde birçok karenin aklımızda kalması için zihinlerimize cümlelerini ardı ardına sıralıyor yazar. Öykülerin çoğunda dikkat çekici bir nokta, cümle tekrarlarının sık kullanılıyor olması. Yazar, vermek istediği mesajı öykünün tamamına yayarak zihinlerde bir çağrışım oluşturmayı hedefliyor. “Efkârımda Büyüyen Daire” öyküsünde sürekli tekrarlanan “Biraz dolaş, açılırsın.” cümlesi, kalbe esenlik sunana dek tekrarlanıyor.

Bir anlık gülümseme, karanlıklar arasından beliren umut ışığı, bir çocuğun kalabalıklar arasında kendisi bulması ve karanlığı delen deniz fenerinin ışığı. Yazar, kitabına “Fener Bekçisinin Rüyaları” adını verirken, çok uzaklardan beliren bir ışığın ardına düştüğünü anlatıyor. Okuyucuya da yakaladığı karelerin fotoğrafını sunuyor.

Hayal kurmak iyidir

İnsan bunaldıkça kendini feraha çıkarak bir yol arar. İçini açacak, yolunu düze çevirecek ve kendine çekidüzen verecek bir ışığı arzular. Böyle zamanlarda en büyük sığınak hayallerdir. Hayal ki insanın sınırlarını çizemeyeceği bir dünyaya sahiptir. Ali Ural aslında okuyucuyu sonsuz bir hayal ülkesine davet ediyor. Bu öykülerle okuyucunun zihninde canlanan hayal, unutulan ne varsa onun silueti gibi bir yerlerden kişinin karşısına çıkabiliyor. İnsanın içini en çok acıtan şeylerin başında yitirdikleri gelmekte. Yiten bir şey, ardında yaşanmışlıkları da götürüyor. Geriye kalan ne varsa karanlık, ne varsa bir ağıt gibi çöküyor insanın içine.

Ali Ural’ın öykülerini okurken okuyucu kendini şiirin ve denemenin ortasında bulacaktır. Birçok öyküdeki şiirselliğin yanında karşımıza çıkan deneme tadı, yazarın kendini harmanladığı eserler olarak ortaya çıkmış oluyor.

Fener Bekçisinin Rüyaları, yazarının farklı bir sesi olarak okunacak öykülerden oluşmakta. Hayat bizim elimizde ama sahip çıkmadığımız an, birçok güzelliğin farkına bile varamıyoruz. Farkında olmak için kalp ışığımızın sürekli açık olması gerek. Hem de bir fener bekçisi hassasiyetiyle.

Mustafa Uçurum yazdı

Güncelleme Tarihi: 26 Aralık 2018, 13:40
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13