Bir Duruşun, Varoluşun, Kişilik İnşa Etmenin İpuçları

''Gelince Söylerim''de, imam hatip lisesinde öğretmen olmak, bir müsamere hazırlamak, taşrada eli kitap tutmak, uzun uzun yürümek, dostlar edinmek, çayın sohbetlere katık edilmesi nedir bilmek ve bunun üzerinden biriktirdiklerini, duyarlıklarını, sevinçleri, korkuları, naif yanları, güçsüzlükleri yazıyla kalıcı kılmak Necdet Subaşı’nın yaptığı.. Halil Arslan yazdı.

Bir Duruşun, Varoluşun, Kişilik İnşa Etmenin İpuçları

“(…) zamanı ve mekânı aynı ideal üzerinden idrak etmek... Akışkan modern zamanlarda bu duyguları bir arada yaşamamız asla mümkün olmayacak.” diyordu bir yazısında Fatma Barbarosoğlu. Ben tam da Necdet Subaşı’nın Otto’dan çıkan son kitabı olan Gelince Söylerim’ini okurken rast geldim Barbarosoğlu’nun yazısına. Necdet Subaşı okurken aslında kendimi mi okuyorum, hayatımın izdüşümlerini mi arıyorum, akışkan modern zamanlarda bir duygudaşlığın mı peşindeydim? Bir kitabın sayfalarında insanı ilerleten şey yazılanlarla özdeşlik kurmak mıdır? Kendimi mi arıyorum aslında kitap okuyorum derken?

Sene 1999’du; ben Urfa İlahiyat’ı kazanmıştım, adeta yediğim içtiğim ayrı gitmeyen bir dostum da Van İlahiyat’ı kazanmıştı. Necdet Hocayı işte o dostumun bahsedişlerinden hatırlıyorum. Dostum başladığı tezi bitirmedi, Necdet Hocam Van’dan nice başka yerlere kurdu otağını. Henüz ruberu görüşmek nasip olmadı.

Gelince Söylerim’de yazar dostluktan bahsediyor, kısa kısa sayılabilecek ve sanırım sosyal medyada, dunyabizim.com’da da yayımlanan yazıları bir araya getirmiş. Her yazının altında bir tarih bulunuyor, yazar tarihe not düşmüş, yazmak ameliyesinin önemi okundukça daha da önem arz ediyor.

Bir duruşun, varoluşun, kişilik inşa etmenin ipuçları

Yazıların ana teması dostluk, ilişkiler, yollar, yolculuk, gurbet, hesaplaşmalar, yaşamak, gitmek, yolculuk diye özetlenebilir belki de. Günlük hayatın içinden verilen detaylarda aslında bir duruşun, varoluşun, kişilik inşa etmenin ipuçları var. Genelde tek kelimelik başlıklardaki yazılarda yazar adamlık’tan, embesil’den, göbek’ten, arkadaş’tan, kapkaç’tan mod’dan, zayi’den ve başka başka durumlardan bahsetmiş. Yazılar sohbet kıvamında, yazar kendinden bahsediyor ama o sosyolog bakış açısı yazılara sinmiş. Öğretmen çocuğu birinin akademiye intisabı, kitaplarla olan münasebeti, insanları şerh etmesi, kedisi Mişa, torunları, uzun yürüyüşleri, yapılan yolculukları okuyorsunuz sayfalar boyunca.

Mesela “Embesil” başlıklı 1 Nisan 2017 tarihli yazıda Necdet Subaşı, “Şimdi merak ediyorum. Hiç bakkala gittin mi? O mübarek ellerinle ekmek, pirinç, salatalık aldığın vâki mi? Ekmek kaç lira, jilet kaç kuruştur? Pikniğe gitmişliğin var mı? Götürüldüğün yerlerde gözüm yok, sen hiç çocuklarını alıp gittin mi? Ev yükledin mi? Poşet taşıdın mı?” diye soruyor. Bu sorular neye tekabül eder anlatmak zor ama bence bunları bilmeyene bunu izah etmeye çalışmak daha da zor. Bir ev taşımayana, ekmeği, pirinci bakkaldan almayana neyi nasıl anlatacaksın ki?

Mesela imam hatip lisesinde öğretmen olmak, bir müsamere hazırlamak, taşrada eli kitap tutmak, uzun uzun yürümek, dostlar edinmek, bir gece vakti kapısını çalabileceğin bir dostun olması, çayın sohbetlere katık edilmesi nedir bilmek ve bunun üzerinden biriktirdiklerini, duyarlıklarını, sevinçleri, korkuları, naif yanları, güçsüzlükleri yazıyla kalıcı kılmak Necdet Subaşı’nın yaptığı.

Artvin’den Bursa’ya, Ankara’dan Van’a, Muğla’ya, İvrindi’ye bir hayattan damıtılanlar

Necdet Hoca Artvin-Şavşatlı. Doğduğu yerle bağı, akrabalık, dostluk düşünceleri etrafında yazdıklarında sık sık yolculuklardan da bahsediliyor. Ben de Artvin’de yaşayan bir Hataylı olarak yazarın Artvin’e gitmek, Artvin’den gitmek yazılarını Hatay’ı merkeze alarak okudum. Kitapta diğer yerler Artvin merkezinde ele alınıyor; bende de Hatay merkez, kalan yerler gurbete denk düşüyor.

Daha önce Yaz Dediler Ânı’yı da okumuştum. O kitapta Necdet Hocamın merhum oğlu Ebuzer’i anlatan kısımlar gözlerimi yaşartmıştı. Acı başka şeyleri önemsiz kılıyor. Büyük plan karşısında diğer şeyler, yaşananlar önemini kaybediyor. Bu kitapta da yeğeniyle ilgili zor bir hastalık yine insanın içini acıtıyor.

Gelince Söylerim, Necdet Subaşı Hocamın Artvin’den başlayıp, Bursa, Ankara, Van, Muğla, İvrindi gibi yerlere uğrayan hayatından damıttıkları dersem yanlış bir şey söylemiş olmam sanırım. Bu hayat duraklarında rakik bir kalp sahibi akademisyen olmaktan, hoca olmaktan, öğrenci olmaktan, yazmaktan, yaşamaktan, duymaktan, görmekten bahsediyor. Karşımızdaki sayfalar uzun yılların biriktirdiği Necdet Subaşı olmaya karşılık geliyor. Yine de bilemedim doğru mu okuyorum, belki gelince söyler Necdet Hocam.

Necdet Subaşı, Gelince Söylerim, OTTO Yayınları

 

Halil Arslan

Yayın Tarihi: 26 Nisan 2018 Perşembe 18:14 Güncelleme Tarihi: 09 Mayıs 2018, 13:20
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26