banner17

Bir devrin edebi atmosferini tasvir etmiş ‘Edebiyatçılar Geçiyor’

Halit Fahri Ozansoy, “Edebiyatçılar Geçiyor” kitabında Türk edebiyatının önemli şahsiyetlerini, meselelerini, olaylarını, edebiyat mahfillerini halis bir Türkçeyle ve esprili bir dille anlatmış. Kitabı Rasim Kırlak değerlendirdi.

Bir devrin edebi atmosferini tasvir etmiş ‘Edebiyatçılar Geçiyor’

Şair, yazar, çevirmen Mehmet Fahri’nin oğlu olan Halit Fahri Ozansoy, ilk şiir bilgisi eğitimini babasından aldı. Bu nedenle şiirle ilgilenmeye erken yaşta başladı. Mekteb-i Sultanî’de yatılı olarak okudu. Tevfik Fikret’in talebesi oldu ve ileriki zamanlarda daha da samimi olacağı dostlar edindi, çevre oluşturdu. Edebi faaliyetlerine burada başladı. İlk yazıları Tiraje’de ve ilk şiirleri Rübab’da yayınlandı. İyi derecede Fransızca öğrendi. İlk şiirlerini aruz ölçüsüyle yazdı. Ziya Gökalp’in etkisiyle hece şiirine yöneldi. Hecenin Beş şairinden biri olarak anıldı. Telif, tercüme tiyatro eserleri ortaya koydu. Anadolu’nun muhtelif yerlerinde ve İstanbul’da kırk yıl öğretmenlik yaptı. Nice talebeler yetiştirdi. Bazı talebeleriyle hem dost hem de kalemdaş oldu. Tiraje, Rübab, Servet-i Fünun, Tercüman başta olmak üzere çeşitli dergi ve gazetelerde yazdı. 1971’de İstanbul’da vefat etti.

Yukarıda kısaca kendisinden bahsetmeye çalıştığımız ve daha çok şair kimliğiyle tanınan Halit Fahri Ozansoy’un; şair, tiyatrocu, romancı kimliğinin yanı sıra hiç de yabana atılmayacak hatırât yazarı kimliği de vardır. Bu türde dört eser kaleme almıştır. Bu eserler şunlardır: Edebiyatçılar Geçiyor (1939), Darülbedayi Devrinin Eski Günleri (1964), Eski İstanbul Ramazanları (1968), Edebiyatçılar Çevremde (1970). Bu yazıda tekrar basımı sebebiyle Edebiyatçılar Geçiyor (1939), adlı eserin üzerinde durup tanıtmaya çalışacağız.

Edebiyatçılar Geçiyor         

Edebiyatçılar Geçiyor’un ilk baskısı 1939 yılında Kanaat Kitabevi tarafından, genişletilmiş ikinci baskısı 1967 yılında Türkiye Yayınevi tarafından yapılmıştır. Üçüncü baskı olarak nitelendireceğimiz bu son baskı 2016 yılında Yakup Öztürk tarafından titiz bir çalışmayla yayına hazırlanmış ve Dergâh Yayınları tarafından basılmıştır.

Edebiyatçılar Geçiyor; iki ana bölümden ve elli beş alt başlıktan meydana gelmekte. Bu alt başlıkların on sekisi ilk bölüme, otuz yedisi de ikinci bölüme aittir. İlk bölüm, “Eski Edebiyat Geceleri” başlıklı bir yazı ile başlar. Halit Fahri bu yazıda konuya giriş mahiyetinde Galatasaray’dan ve edebiyat camiasından tanıdığı dostlarını kısa bilgilerle bize tanıtır. Yazının ikinci bölümünde devrin kısa bir portresini çizdikten sonra Yahya Kemal’le hangi ortamda, nasıl tanıştıklarını ve onlar üzerinde bıraktığı etkiden, Hamdullah Suphi’nin fizikî ve ruhî özelliklerinden bahseder. Şahabettin Süleyman’la evli aristokrat bir şair olan İhsan Raif Hanım’ın Osman Bey’de Raif Paşa Apartmanı’ndaki dairesinde gerçekleşen sohbetlerden ve bu sohbetlerin devam ettiği diğer mekânlardan olan Abdullah Cevdet’in İçtihad Yurdu Apartmanı’ndaki salonundan, on beş günde bir yaşlı genç edebiyatçıların toplandığı Halit Ziya’nın Yeşilköy’deki köşkünden bahseder.

“Kadıköyü’nde Üç Dört Yıl Süren Bir Edebiyat Sezonu” üst başlığını taşıyan yazıdan sonra bizlere Kadıköyü’nün Şemsitap Mahallesi’ndeki ihtiyar Matmazel Eliza’nın evinin bir odasında gerçekleşen, gün geçtikçe müdavimi artan toplantılardan, Aşçı Çavuş’un dükkânındaki sohbetlerden, 18 nüsha devam eden Nedim Mecmuası’nın çıkış ve batış macerasından, Moda ve Şifa’da genç edebiyatçılarla yapılan sohbetlerden ve aşk maceralarından, Ömer Seyfettin’in ölümünden bahseder.

Tiyatroyla yakından ilgilenmiş

Halit Fahri, tiyatroyla yakından ilgilenmiş ve Türk tiyatrosunun geçirdiği değişime yakından tanıklık etmiştir. Bu eserde Darülbedayi maceralarından ve sahneye çıkan ilk Türk kadını Afife Jale’nin sahneye çıkış sürecini ve onun yaratığı etkiyi önemli bir tanık olarak bizlere aktarır.

İkinci bölümün kısaca portre denemelerinden oluştuğunu söyleyebiliriz. İlk bölümde mekânlar ve meseleler üzerine yoğunlaştırılan zihin bu bölümde anlatılan, portresi çizilmeye çalışılan şahısların şahsi özellikleri ve iç içe geçen hatıraları üzerinde durmaktadır. Halit Fahri, Tanzimat döneminden Servet-i Fünûn’a oradan da Cumhuriyet dönemine uzanan bu süreç içerisinde Türk edebiyatının önde gelen isimlerinin bilinen veya bilinmeyen özelliklerini anlatmaya, tanıtmaya çalışmıştır. Ahmet Mithat’dan Tefik Fiktet’e, Ziya Gökalp’dan Ahmet Haşim’e, Şahabettin Süleyman’dan Mahmut Yesari’ye… kadar şekillenen bu tabloda Halit Fahri, şahısların öne çıkan özelliklerine, devrin sosyolojisine, psikolojine de yer vermiştir.  En ayrıntılı olarak anlatmaya çalıştığı kendi döneminin edebî çevresidir. Yazılar yer yer şiirlerle, eser adları ve alıntılarla da desteklenmiş okunması zevkli, bilgilendirici kıymetli bir eser ortaya çıkmış.

Halit Fahri böylelikle Türk edebiyatının önemli şahsiyetlerini, meselelerini, olaylarını, edebiyat mahfillerini halis bir Türkçeyle ve esprili bir dille merkezden anlatarak ve zihninin bir köşesinde daima dipdiri duran hatıralarını yazarak onları kendisiyle birlikte göçüp kaybolmasını önlemiş,  unutulmaktan kurtarmıştır ve Türk edebiyatına değerli bir eser bırakmıştır.

Rasim Kırlak

Güncelleme Tarihi: 27 Aralık 2018, 01:34
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20