Bir Bursa Hatırası, Bursa'nın rüyasını yoruyor

'Bir Bursa Hatırası' adıyla geçtiğimiz günlerde yayımlanan kitap, Bursa’nın son dönemlerinde izi olan birçok yazar, şair, kültür adamının anılarının harmanlanmasıyla dokunmuş. Ahmet Serin yazdı.

Bir Bursa Hatırası, Bursa'nın rüyasını yoruyor

Kabul etmeli ki resmî tarih kitapları devletin tarihini; yazar, şair, siyasetçi, düşünür gibi içimizden birilerinin yazdığı anılar ise milletin tarihini yansıtır. Bu yüzden anılar, bir milletin kılcal damarlarında dolaşan kan gibidir. Bir insana benzeyen ülkenin ya da şehrin gerçek halini, güzellikleriyle ve çirkinlikleriyle yansıtır. Sahicidir anılar; yalan söylemezler. Yazılırken kuru kuruya teknik bilgi vermeyi amaçlamadıklarından alabildiğine de sıcaktırlar. Siz ilk adımı atarak elinizi uzatıp dokunursunuz anılara ve anılar size gönül kapısını açarak keyifli ve sahici bir yolculuğa çıkarır sizi. Herkes nasibince bir şeyler alır bu yolculuklardan. Bazısı gönlünü titreten bir fedakârlık hikâyesini, bazısı bir dönem hakkında fikir veren bilgiyi, bazısı da uzaktan yaldızlı görünen hayatların kendi içinde nasıl bir trajedi barındırdığını görür. Herkes nasibince bir şeyler alır yani.

Hatıralar bazen bir insanın başka bir insanla, bir insanın bir ülkeyle, bir insanın bir şehirle, bir sokakla, ahşap oymalı bir kapıyla… Karşılaşmasındaki o çarpıcı anı da yansıtması bakımından önemlidir. Ya da bir “görünmeyen üniversite”nin nasıl yetiştiğini, bu üniversitenin köklerinin hangi topraklardan nasıl beslendiğini anlamak için de yine önemlidir anılar.

TYB Bursa Şubesi de, kuruluşunun yirminci yılı anısına bir kitap yayımladı. Erbabının kabul edeceği bir hakikat olduğu üzere, her kitap değerlidir elbette ama anı kitapları bir başka değerlidir. TYB Bursa Şubesi’nin yayımladığı bu kitap da, içinde kâh Bursa’dan beslenen, kâh Bursa’yı besleyen şair, yazar, akademisyen, mutasavvıf, düşünür vb. kişilerin tüm sahicilikleriyle vücut buldukları bir anı kitabı. Bilindiği üzere, Kutlu Kitabımız haricinde her kitap biraz yarımdır. Bu kitabı okurken de elbette “Ah keşke falanca da olsaydı!” diyenler çıkacaktır; hatta çıkmalıdır da. Çünkü bir şehre ruhunu veren kişilerin kimler olduğunu hiçbir zaman tam olarak bilemeyiz. O yüzden, kırmızı kan olup şehrin damarlarında yürüyen herkes önemli, herkes vazgeçilmezdir.

Bir Bursa Hatırası” adıyla 2014 yılında Uludağ Yayınları tarafından yayımlanan kitap, Bursa’nın son dönemlerinde izi olan birçok yazar, şair, kültür adamının anılarının harmanlanmasıyla dokunmuş. İki yüz yetmiş iki sayfadan oluşan kitapta otuz üç yazarın anısı yer alıyor. Fotoğraflarla da zenginleştirilen sayfaların arasında gezinmek, Bursa’nın mahreminde gezinmek gibi keyifli. Bu gezintide mesela Türkiye’nin yakın tarihi için çok önemli bir isim olan M. Zahid Kotku’nun yetiştiği ortamı araştıran bir üniversite öğrencisinin, o heyecanlı telaşına şahit olabileceğiniz gibi, Bursa’yı kendisine asude bir mekân yapan “Bursa’nın Alman Amcası” Hubert Sondermann’ın kalplere dokunan hikâyesini de öğrenip, artık ağlamayı unutan gözlerinize hücum eden bir damla yaşla yeniden dost olacaksınız belki de.

Kimler yürüyor kitabın sayfalarında?

İki yüz yetmiş iki sayfadan oluşan kitapta yazan kalemlere bir göz attığımızda Mustafa Kara, Metin Önal Mengüşoğlu, Hasan Aycın, D. Mehmet Doğan, Yasin Doğru, Mustafa Özçelik, Cahit Çollak, Mustafa Baki Efe, Şakir Kurtulmuş, Mahmut Kanık, Bilal Kemikli, Nevzat Çalıkuşu, Bedri Mermutlu, Hasan Basri Öcalan, Mehmet Özkan, Mücahit Koca, Samet Altıntaş, Cemil Kılıç, Neslihan Demirci, H. Kudsi Sezgin, Enes Battal Keskin, Alaattin Dikmen , Hayrettin Çakmak, Nihat Nasır, Nur Büşra Aycın, Bilal Kot, Ahmet Albayrak, Osman Mestan, Fikri Özçelikçi, Mesut Doğan, Ahmet Duran imzalarını görüyoruz.

Editör’ün “Önsöz”ü ile başlayan kitap, iki ana bölümden oluşuyor: “Bursa’da Zaman” başlığını taşıyan I. bölüm’de, Bursa’da yaşanan olaylar ve bu olayları yaşayan kişiler anlatılıyor. “Bursa’da Mekân” başlığını taşıyan II. bölüm’de ise, ruhaniyetli şehir Bursa’nın insanı bir şekilde çarpıp ruhunu okşayan mekânlarına ve bu mekânlarla karşılaşan yazarların ruhlarına nakşedilen anılara değinilmiş.

Mustafa Kara Bursa’ya geldiği zaman…

Kitabın I. bölümü olan “Bursa’da Zaman” bölümü, bir Bursa sevdalısı olan ve birçok insana hakiki Bursa’nın alımlı çehresini gösteren Prof. Dr. Mustafa Kara’nın, “Ben Bursa’ya Geldiğim Zaman” başlıklı hatırasıyla başlıyor. Mustafa Kara, kendisinin Bursa’ya geldiği zaman nasıl bir Bursa bulduğunu ve aradan geçen yıllar boyunca Bursa özelinde hem Türkiye’nin hem de dünyanın nasıl bir değişim geçirdiğini anlatıyor tatlı tatlı. Mustafa Kara’nın bu anısında, Bursa’nın münzevi şahsiyeti Safiyüddin Erhan Bey’in mesela, Kazım Baykal’ı anlamadan anlaşılamayacağı gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Şu an Bursa’nın talandan kurtarılmış tarihi bölgelerinin Kazım Baykal’ın, “Bursa Eski Eserleri Sevenler Kurumu” başkanı olarak verdiği inanılmaz mücadelenin sonucunda olduğunu anlayıp, bir şeyleri kurmak kadar korumanın da çaba istediğini anlıyoruz. Ve bir de bu anıdan, Kazım Baykal’ın vefatında toplanan kalabalığı gören Safiyüddin Erhan’ın Mustafa Kara’nın kulağına eğilerek, “Bu kalabalık daha önce Kazım Hoca’nın yanında niçin yer almadı?” sorusunun iç burkan yakıcılığıyla baş başa kalıyoruz.

Bir romanın rüyasını gören akademisyen

Kitabın ilerleyen sayfalarında, şimdi Kütahya Dumlupınar Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı olan Prof. Dr. Bilal Kemikli’nin, Türkiye’nin yakın tarihine mührünü vuran Mehmet Zahit Efendi’nin yetiştiği ortamı anlamak için Bursa sokaklarında nasıl dolaştığını, sanki biz de onunla adım adım dolaşır gibi yaşıyoruz. Bilal Kemikli, daha lisans öğrencisiyken Mehmet Zahit Efendi’nin hatıralarının peşine düşerek bir karakterin nerede, nasıl olgunlaştığını anlama cehdine düşer. Bunu yapmak için Ankara’dan kalkıp Bursa’ya gelen Kemikli, Mehmet Zahit Efendi’nin soluduğu havaya solumak, onun duygularını hissedebilmek için onun yaşadığı mekânları dolaşmış, onun adımladığı sokakları adımlamış ve böylelikle Bursa’nın suriçi bölgesini adeta tavaf etmiştir.

Adımları onu, Mehmet Zahit Efendi’nin ikamet ettiği tek katlı, bahçeli eve de götürür ve bu olayların tümü onda bir roman yazma fikri doğmasına yol açar. Edebiyata ilgisini yitirmeyen Kemikli, edebi çalışmalarını doktoraya başladığı zamanda da yayımlanması için Mustafa Kutlu’ya gönderir ama bu edebi denemeler Kutlu tarafından yayımlanmaz. Yayımlamama gerekçesi, metinlerin zayıf ya da niteliksiz olması değildir. Mustafa Kutlu, Bilal Kemikli’ye, “Madem akademik yola girdin, kalemini imi dilde olgunlaştırman için edebi metinlere ara ver.” der. Önce bu tavra alınan Kemikli, daha sonraları bu tavra hak verecektir. Kemikli Hoca, hayalindeki o romanı yazma isteğinin hala diri olduğunu not düşer metnine.

“Bir Bursa Hatırası” kitabı, Bursa’yı merak edenlere kılavuzluk yapmaya aday bir kitap olmuş.

Ahmet Serin yazdı

Güncelleme Tarihi: 21 Aralık 2018, 09:50
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13