banner17

Bir Ananın Mutluluğu, Milletinin Mutluluğundan Doğuyor

Cengiz Aytmatov, 'Toprak Ana' kitabında, insanların çok büyük mutluluklara ihtiyacı olmadığını; kendi işini yapmanın, kendi ürününü kaldırmanın insanı mutlu etmeye yeteceğini anlatır. Metin Uygun yazdı.

Bir Ananın Mutluluğu, Milletinin Mutluluğundan Doğuyor

Cengiz Aytmatov, Toprak Ana romanında; İkinci Dünya Savaşı’nda kocasını ve üç erkek evladını kaybeden bir ananın acılarını, zor anlarını, çaresizliklerini anlatıyor. Bu kahraman ananın, savaşın tahribatı ve her türlü yıkımına rağmen verdiği hayat mücadelesini, toprakla dertleşerek anlatışını okuyoruz romanda. Ötüken Yayınları tarafından yayınlanan elimdeki roman 17. baskı olup, baskı tarihi 2009 yılıdır. Refik Özdek tarafından çevrilmiştir.

Romanın kahramanı olan Tolganay ana toprakla daha küçük yaşta iken haşır neşirdir. Toprakla dertleşirken hikayesini anlatır. Bir hasat mevsiminde çalışırken Suvankul isminde bir delikanlıyla karşılaşır. O da tarım işçisidir. Ona âşık olur ve evlenirler. Üç erkek çocukları olur. Kasım, Maysalbek ve Caynak isimli bu çocuklar büyür. Aile hep beraber tarım işinde çalışırlar. Mutludurlar. Bu mutluluk köye gelen genç bir Rus askerinin savaş haberiyle tersine döner. Köyün gençleri savaşa gitmek için cepheye uğurlanır. O da uğurlar oğullarını birer birer, kocasını da… Bir müddet sonra hepsinin öldüğü haberi gelir.

İnsanın çok büyük bir mutluluğa ihtiyacı yoktur

Aytmatov, Toprak Ana romanında, Kırgızların çektikleri sıkıntıya dikkat çeker. İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıcı etkilerini çok canlı bir şekilde resmeder. Köydeki insanların savaş dolayısıyla açlığa maruz kalmalarını, kıtlık çekmelerini, bütün bunları dayanışma ve çalışmayla atlatma çabalarını anlatır. Mutluluk, sevgi, savaşa dair görüşleri, çalışmayla güçlüklerin aşılabileceği gibi düşünceler, romanda ağırlıklı olarak işlenen konulardır, verilen mesajlardır.

Aytmatov mutlulukla ilgili düşüncelerini dile getirir eserinde. Roman bu düşünceler etrafında şekilleniyor diyebiliriz. Tolganay, kocasına “Suvan, mutlu olacağız değil mi?” diye sorduğunda, kocası Suvankul’un verdiği şu cevap, kitabın temel düşüncesini ortaya koyuyor gibidir: “Toprak ve su insanlar arasında eşit olarak paylaştırılınca, kendi tarlamızı sürüp eker, kendi ürünümüzü kaldırınca, biz de mutlu olacağız. İnsanın çok büyük bir mutluluğa ihtiyacı yoktur Tolganay. Bir çiftçi için mutluluk, kendi tarlasını sürüp ekmek ve ürün almaktır.

Ne olursa olsun, milletim yaşıyor, ben de yaşıyorum

Aytmatov’un milletine, halkına bağlılığı, bunu devamlı olarak diğer eserlerinde de dile getirdiği bilinir. Toprak Ana kitabında da bu konuya temas eder. Romanın kahramanı Tolganay, hasat mevsimi başlayınca oğlunun kullandığı biçerdöverle biçilen ve elde edilen ilk üründen yapılan ekmekle ilgili olarak düşüncelerini dile getirir. Ekmeğin kutsiyeti hakkında konuşur ve şükreder. Daha sonra şunları söyler: “Tarlayı süren, buğdayı yetiştiren, hasadı kaldıran, tarlada çalışan insanlarımızın, halkımızın ekmeğiydi. Kutsal ekmek! Oğlumla övünüyor, çok büyük bir gurur duyuyordum. Ama bunu kimse bilmiyordu. İşte o anda anladım ki, bir ananın mutluluğu, milletinin mutluluğundan doğuyor, aynı kökten olan ağacın dalları gibi bir kökten geliyor. Kaderi de onun kaderiyle bir oluyor. Çektiğim bütün acılara, hayatın bana indirdiği korkunç darbelere rağmen bugün de bu düşüncedeyim. Ne olursa olsun, milletim yaşıyor, ben de yaşıyorum…”

İnsanlar savaşmadan yaşayamazlar mı?

Yazar, savaş hakkındaki düşüncelerini de dile getirir kitapta. Toprakla meşgul olmanın her şeyin üstesinden gelmeye yeteceğini anlatır. Bu düşüncelerini Tolganay’a söyletir: “Söyle bana Toprak Ana, gerçeği söyle: İnsanlar savaşmadan yaşayamazlar mı?” Toprak Ana da bu soruya şu şekilde cevap verir: İnsanlar ne zaman bir savaş başlatacak olsa, onlara şöyle diyordum: “Durun! Kan dökmeyin!” Şimdi de tekrar ediyorum: “Ey dağların, denizlerin öbür tarafındaki insanlar, siz ki mavi göğün altında yaşıyorsunuz, savaş neyinize gerek? Ben her biriniz için aynıyım ve siz de benim gözümde eşitsiniz. Benim için önemli olan sizin sözleriniz değildir. Ben, sizin dostluğunuza muhtacım, çalışmanıza, beni işlemenize! Üreyin, çoğalın, hepinize güzel bir barınak olayım… Hepinize yeterim ben…”  

Cengiz Aytmatov, Toprak Ana kitabında, insanların çok büyük mutluluklara ihtiyacı olmadığını; kendi işini yapmanın, kendi ürününü kaldırmanın insanı mutlu etmeye yeteceğini anlatır. Savaşa gerek olmadığı düşüncesini dile getirir. Çünkü toprağın çok geniş olduğunu, onunla meşgul olunduğunda; insanın her türlü ihtiyacını giderecek genişlikte, derinlikte ve kudrette olduğunu vurgular. Sevgi, barış, mutluluk, çalışma, dayanışma bu kitabın verdiği en önemli mesajlardandır. Bu mesajlar, bugün de mutlu olmanın reçetesi gibidir. Aytmatov gibi yazarların büyüklüğü de, verdikleri mesajların evrenselliğinden ileri geliyor.

Metin Uygun

Cengiz Aytmatov, Toprak Ana

Güncelleme Tarihi: 13 Kasım 2018, 16:01
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20