banner17

'Bir an önce bitsin artık şu kitap' dedirtmiyor

Selvigül Kandoğmuş Şahin'in ilk romanı 'Yusufhan', yeniden basıldı. Fatih Pala kitap hakkında yazdı.

'Bir an önce bitsin artık şu kitap' dedirtmiyor

Kendisini öykü ve denemeleriyle tanıdığımız Selvigül Kandoğmuş Şahin, bu Mayıs ayının başında Okur Kitaplığı’nın 144. ürünü olan Yusufhan ismini verdiği romanı ile çıkageldi. Daha önce Nesil Yayınları’nda birkaç baskı gören kitap, yeni bir yayıneviyle, gözden geçirilmiş bir halle ve yepyeni bir kapakla okurlarını tekrar selamladı.

Yusufhan, yazarın ilk romanı olma özelliğine sahip. Yazarın ifadesiyle o, bir “gençlik romanı.” Anadolu’nun bir kasabasında, anne babası erkenden sonsuz diyara göç etmiş, onların ayrılık acısı yüreğinin tâ derinlerinde gezen ve tüm bedenini etkisi altına almış, gençliğe adım atma yolundaki bir candır Yusufhan. İsminin mahiyetinde olduğu gibi saftır, tertemiz, iffetlidir ve tabi bir de yiğittir. En yakın arkadaşının telkinleriyle isyanın amansız dişlilerine kapılmadan imanın lezzetine ermeyi becerebilmenin mücadelesinde olan bir garibandır Yusufhan. Anne babasının o ansızın gidişleri, onu kasabasından ve sevdiklerinden bir müddet ayrı kalmaya mecbur bırakacaktı. Artık sığamıyordu doğup büyüdüğü topraklara onlardan sonra. Ancak uzaklar anlardı, uzaklar paklardı onu.

Gitti… Nice badireler yaşadı o hayranlık derecesinde özlem duyduğu uzaklarda. Bedenine ve yüreğine ağır gelecek nelere şahid oldu nelere… Ama fıtrat bu; temiz olduğu kadar, temiz de tutardı kendisini kaybetmeyeni. Yusufhan da talihsiz iniş çıkışların, batmaların, neredeyse boğulmaların, pişmanlıkların, yanmaların, donmaların, yağmurların ve rüzgârların alıp götürücü ve belki öldürücü atmosferinden nihayetinde sıyrılarak yüzünü Rabbine, yüzünü Sahibine, yüzünü sevdiklerine dönüverecekti. Bunu başarabilecekti. Çünkü muhtaç olduğu şey, Rabbinin kopmak bilmez ipine sımsıkı sarılıvermekteydi. Züleyhalar arsız olsa da beklemeyi bilen yiğitlerin Pınar'ları olacaktı. Ve kendisini asla unutulmuşluğa terk etmeyen Kenan gibi dostları, hem de en kadîminden.

Roman alanında ilk kalem gezdirişi yazarın

Şahin, roman boyunca okuyucuyu heyecanlandırmayı, pek fazla olmasa da güldürmeyi, hüzünlendirip ağlatmayı, durup düşünüp ibret aldırmayı, roman kahramanı Yusufhan’la birlikte kürek sallatıp sahile ulaştırmayı başarıyla gerçekleştiriyor. Ve onunla huzurun, kurtuluşun, yeni bir hayata merhaba deyişin soluk alış verişlerinde aralıksız gezdiriyor okuyucuyu. Sıkmıyor, bunaltmıyor, “bir an önce bitsin artık şu kitap” dedirtmiyor. Yani kitabı eline aldığına pişman ettirmiyor okuru. Pişmanlık, sadece Yusufhan gibi olamayanlarda. Pişmanlık, fıtratının yani İslam’ın o muazzam ve muhteşem sesine kulak vermeyenlerde. Ve pişmanlık, Yusufhan gibi iffet sembolü olabilecek nesilleri yetiştirme yoluna koyulmayanlarda, bunu dava edinmeyenlerde…

Yaratılış gayesini unutmayanların ya da unutmaması gerekenlerin romanı Yusufhan. Abartı yok. Zorlama ifadelerden hele hiç eser yok. Tamamen hayatın içinden, tamamen bizden, bizim genç neslimizden kareler mevcut romanda.

Roman alanında ilk kalem gezdirişi yazarın. Burada da ümit verici yürüyüşler kaydedeceğini kestirmek pek güç değil. Belki öyküye göre zordur romanın derlenip toparlanması; oluşturulması uzundur, yorucudur. Yeni çalışmalar beklemesi, okuyucunun hakkıdır. Ve bu beklentisinde sonuna kadar da haklıdır.

Hem yazarını hem de yayınevini tebrik ediyoruz Yusufhan’ın; yediden yetmişe herkesin anlayacağı seviyede bir çalışmayı bize armağan ettikleri için. Ebeveynin de okumadan edemeyeceği Yusufhan’dan biz razıyız.

Fatih Pala yazdı

Güncelleme Tarihi: 13 Şubat 2019, 18:26
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20