Bir akademisyen gözüyle Hüseyin Su'nun öyküleri

Mahfuz Zariç, 'Yeni Eleştiri Bağlamında Hüseyin Su Öyküsü' kitabında Hüseyin Su öykülerini ve Hüseyin Su öykücülüğünü akademik bir disiplinle incelemiş. Ahmet Serin yazdı.

Bir akademisyen gözüyle Hüseyin Su'nun öyküleri

Bir kıssa toplumu olan Osmanlı'ya sonradan girdi Batılı anlamda öykü türü. Kıssalar dolayısıyla tahkiyeye aşina bir toplumduk zaten. Tahkiye edilenler hikmetli, tahkiyeciler arifti çünkü. Bu yüzden önemsenirdi anlatıcılar.

Bu önemsenme karşılığını buldu zamanla ve Batı türü edebiyat metinleri yaygınlaştı toplumda. Roman alabildiğine serpilip gelişirken romanın kardeşi olarak düşünülen öykü, romanın hızına yetişemedi uzunca bir süre. Köşede kalakaldı sahipsiz. Ne olduğu anlaşılmıyordu çünkü ve belki de gereksiz görünüyordu destanların, efsanelerin, kıssaların, menkıbelerin ve elbette nevzuhur romanın yanında. Sonra yavaş yavaş göverdi. Hiç farkına varılmamış gibi büyüyüp serpildi, çıkıverdi ortaya.

Şimdi ise edebiyatçılarımızın benimsediği ve birçok sanatçının iddialı olduğu bir tür öykü. Üzerine kuramlar geliştiriliyor. En az diğer türler kadar önemseniyor. Artık bir külliyat var öykü üzerine ve bu külliyat hem nitelik hem de nicelik olarak yabana atılmayacak çapta.

Bu külliyata bir akademik çalışma daha eklendi son günlerde. Yrd. Doç. Dr. Mahfuz Zariç, Türk öykücülüğünün önemli isimlerinden biri olan Hüseyin Su öykülerini ve Hüseyin Su öykücülüğünü akademik bir disiplinle incelemiş.

Bilindiği üzere eleştiri türü de, epey bir zamandan beri kendi içinde ekolleri, kendine özgü yöntemleri ve bakış açıları bulunan ciddi bir tür. Yine son zamanlarda özellikle öykü eleştirisi üzerine de bir külliyat oluşmaya başladı ülkemizde. Bu konuda Necip Tosun ve Ömer Lekesiz ismini özellikle anmak gerekir. Daha yeni kuşaktan Mustafa Nurullah Celep de bu alanda önemli bir boşluğu doldurmaya aday bir isim.

Ehlinin okuması gereken öğretici bir kitap

Yrd. Doç. Dr. Mahfuz Zariç, Hüseyin Su’nun öykülerini incelediği kitabına, inceleme tekniğini de başlığa ekleyerek “Yeni Eleştiri Bağlamında Hüseyin Su Öyküsü” adını vermiş. Hacimli bir kitap. Dizinle beraber dört yüz kırk sekiz sayfa tutmuş inceleme. Atlas Yayınları’nın 2., yayınevinin “edebiyat” dizisinin 1. kitabı olan yayın, Ekim 2015 tarihini taşıyor.

İncelendiğinde, kitabın önemli bir kitap olduğu görülecektir. Ama kitabı önemli kılan bir şey de, özellikle kitabın 1. bölümü olan “Yeni Eleştiri Kuramı, Yeni Gelenekçiler ve Hüseyin Su” bölümü. Bu bölümde yazar, “Yeni Eleştiri” kuramını açıklama sadedinde eleştirinin ne olduğuna, nasıl eleştiri yapılacağına, eleştiride hangi hususların gözetileceğine ve eleştiri kuramlarının nasıl ortaya çıktığına dair önemli bilgiler veriyor. Belki hacimce kısa ama içerik olarak önemli olan bu bilgiler, öykü yolcularının bilgilerini önemli ölçüde geliştirecek ve öyküye dair daha disiplinli düşünmelerini sağlayacak bence.

Şu cümleler mesela, okuyan herkesin zihninde farklı ve derin pencereler açar gibime geliyor: “Yeni Eleştiri Akımının temsilcilerinden İngiliz şair ve eleştirmen William Empson’a (1906-1984) göre edebiyat, muğlâklık ve belirsizlikten doğan canlılık sayesinde ortaya çıkmaktadır. Buna karşılık bilim ise kesin açıklığın ifade edilmesine dayanır.” (s.32) Bu cümleler okunduğunda, kimin zihninde sanata-edebiyata dair kuşlar havalanmaz ki?

Keza yine aynı sayfada yer alan “Yeni Eleştiri kuramı, Eliot’un ifadesiyle 'Güvenilir bir edebi eleştiri, şaire değil, onun eserine yöneltilmiş duygulu bir değerlendirmedir.'” cümlesi ile duygu ve objektif olabilmenin yeri belirtilirken, “Eleştirmen, şairin hayatında yeri olmadığı halde, şiirde hayat bulan anlamlı duygu ifadesinin farkına varabilmelidir.” (s.33) cümlesiyle de sahici hayat ile kurgusal hayat/olay ilişkisinin bir eser için ne ifade ettiğine dikkat çekmektedir.

Usta-çırak ilişkisi ve beslenilen kaynaklar

Birçok yönüyle gerçekten önemli olan bu kitap, bir öykücünün yetişmesinin öyküsünü de veriyor dolaylı olarak. Bir öykücü olarak Hüseyin Su, hangi aşamalardan geçerek buraya gelmiş? Onu, önemli bir öykücü kılan ne? Elinden tutan Nuri Pakdil ve elbette ki Edebiyat dergisi çevresinin Hüseyin Su’nun edebiyata bakışını etkilemesi, çağın sorunlarına hangi yöntemlerle ve hangi zaviyelerden bakarak yaklaşacağını belirleyen inanç çevresi gibi detaylar kitapta yer alırken aynı zamanda bir öykücünün sergüzeşti de zımnen tahkiye ediliyor.

Üç ana bölüm ve bir de ‘Sonuç’ bölümünden oluşan dört yüz kırk sekiz sayfalık kitap, akademik bir dil ve akademik bir yöntemle yazılmış. Ama şunu söylemek mümkün: Birçok akademik metinde bulunan o zorlama hal, tekniğin baskın çıktığı o resmiyet ve sıkıcılık bu kitapta yok. Bunun nedenlerinden biri, kitabın bir edebiyat metni eleştirisi olmasıyla açıklanabilir ama öte yandan yazarın çabasının da hakkını teslim etmek gerekir.

Son not olarak şunu da eklemeli: Bu kitapta Hüseyin Su incelemesi esas olmuş ama dolaylı olarak da Nuri Pakdil ve Edebiyat dergisi çevresi, Hüseyin Su kimliğini oluşturan temel öğeler olması hasebiyle üzerinde durulan öğeler arasında yer almış.

Ahmet Serin yazdı

Güncelleme Tarihi: 28 Ocak 2019, 16:41
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13