Bin Bella Osmanlı için ne diyor?

Ahmed Bin Bella'nın 'Konuşmalar'ı ömrünü mücadeleye adamış bir Müslüman devrimcinin sunduğu somut çözümleri bilmek adına bulunmaz bir hazine.

Bin Bella Osmanlı için ne diyor?

Ahmed Bin Bella Cezayir Kurtuluş Savaşının önderlerin biri olmasına rağmen çok bilinen bir kişilik değil. Hele Türkiye’de hakkında yazılan birkaç kısa fıkra dışında dişe dokunur şeyler bulmak gayri kabil. Hece Yayınları biraz da olsa bu boşluğu kapatmak, Ahmed Bin Bella’nın verdiği mücadeleye ışık tutmak, düşünsel gelişimini ve İslamcı/Müslüman kimliğini Türkiye kamuoyuna anlatmak için Muhammed Halife’nin Bin Bella’yla yaptığı nehir söyleşi tarzındaki kitabını Ahmet Bin Bella-Konuşmalar başlığıyla yayınladı. Kitap ilk Akabe Yayınları tarafından çevrilmişti. 

Muhammed Halife kitabı başlıca yedi uzun söyleşinin birleşiminden oluşacak şekilde tasarlamış. Daha çok nehir söyleşiyi andıran bu bölümlerde konuşulan konular şöyle sıralanabilir: Uyanma ve kalkınma hamlesi, İslam ve Dünya Düzeni, İslamî Hareketler, Düşünce ve Tatbikatta Arap Milliyetçiliği, Kalkınma ve Modernleşme için Ortaya Konan Arap Modelleri, Modern Sosyoloji Eleştirisi ve İki Teşebbüs Arasında Mukayese: Cezayir İhtilali ve Filistin İhtilali.

Arapçılık İdeolojisibella_2.jpg

Kitapta bazı konu başlıklarından da anlaşılacağı üzere Arapçı ideolojiyle ilgili değerlendirmeler mevcut. Burada yapılan tartışmalar genel olarak soruları soran Muhammed Halife’nin düşünsel tercihlerinin ürünü olan tartışmalar. Halife, Ahmed Bin Bella’yı çok sevdiği Arapçı ideolojinin modern babası Abdunnasır’ın halefi olarak görmek istediği için sorular bazen sadece bu noktaya odaklanabiliyor. Zaten her zaman soruların soruluş şekli büyük oranda cevabı belirlemez mi?

Bin Bella bu konuya salt Milliyetçilik gözünden ziyade herkesin büyük ailesi olan kavminin önce toplanması, bir araya gelmesi, sonrasında da toplanmış olan farklı farklı Müslüman kavimlerin Ümmet birliğini oluşturması olarak okuyor. Yoksa Baasçı bir yaklaşımı söz konusu değil.

Ulus-devletler meşru değil!

Organik olarak birbirine bağlı ve adı Dünya Düzeni olan bir birlikteliğin içerisinde olduğumuzu söyleyen Bin Bella, kökleri haçlı seferlerinde olsa da 1492 ile başlayan bu düzenin beş asırdır insanlığın kanına girdiğini dile getiriyor. Ulus devletlerin sentetik birer yapı olduğunu ve kutsalı olan ‘vatan’ anlayışlarının da meşru olmadığını söylüyor. Belki bizim de vatan fikrini, geçen dönemde sömürgeciliğe karşı koymak için kurtarıcı ve etkin bir ideoloji olarak kullandığımız olmuştur. Fakat bu, bizi yapmacık devletlerin sınırları içerisinde kabuğumuza çekilmeye götürmez. Aslında ne Arap âleminde ne de İslam âlemimizde sınırların bulunması gerekir. Bu mesele, bizde Batının ortaya çıkardığı bir meseledir.  Ve hudutlarımız arasında arzularını gerçekleştirmek için diktikleri çağdaş putlara yapışmaya başladığımız dönemde ortaya çıkmıştır.

Osmanlı emperyalist ya da sömürücü müydü?

Birçok Arap entelektüeli hep aynı hikâyeyi okur: Osmanlı yüzyıllarca bizi sömürdü. Benzer bir hikâyeyi de Türkiye’de Türkler şöyle okur: Araplar bizi sattı! Bin Bella devrimci bir gelenekten gelmiş olmasına ve modern bilgiden beslenmiş olmasına rağmen bu hikâyenin doğru olmadığını teslim eder. O Osmanlının tamamen masum olmadığını, birçok hatalar ettiğini, bazen Zulümler işlediğini de söyler. Fakat ona göre Osmanlının yaptığı zulümler Arap devletlerinin yaptığı zulümlerden fazla değildir. Hem de bu devletler daha onlarca yıl yaşamışken Osmanlının yüzyıllarca yaşadığını göz önüne alınca bunların olabilecek hatalar olduğunu anlamak kolaylaşıyor.

Devrime giden yolda şiddet eylemleri

Müslümanların önünde iki temel engelin olduğunu dile getiriyor Ahmed Bin Bella; bunlardan ilki ve en güçlüsü içinde yaşadığımız Dünya Düzeni, diğeri ise ülkelerimizdeki hâkim unsurlardır. İkinci engele birinciden evvel karşı koymak ve ilk planda onu aşmak gerekmektedir. Bu bağlamda şiddet kullanmadan hiçbir şey gerçekleştiremeyiz. Ancak o bunu içinden gelerek söylemiyor. Zira yerli düzenler tek çıkar yol olarak bunu bırakıyor. Ayrıca bu sözü üzülerek ve ‘Savaş sizin üzerinize farz kılındı’ ayetinin diliyle söylüyor.

Paylaşılamayacak görüşler

Bin Bella da herkes gibi insan ve onun da paylaşılmayacak görüşleri mevcut: Yönetimde Din adamlarının (ne demekse!) olmaması gerektiği gibi. Ama ömrünü mücadeleye adamış bir Müslüman devrimcinin geçirdiği düşünsel dönüşümü görmek, güncel konulara –katılırsınız ya da katılmazsınız- sunduğu somut çözümleri bilmek adına kitap bulunmaz bir hazine.

Erdal Kurgan haber verdi

Yayın Tarihi: 28 Haziran 2011 Salı 02:27 Güncelleme Tarihi: 07 Ocak 2019, 17:37
banner25
YORUM EKLE

banner26