Bilgenin Gölgesi’nde inkişaf edenler

"Hacıveyiszade Mustafa Kurucu’nun hayatından ilhamla kaleme alınan eser, Mevlana diyarı Konya’dan sağlam metinler kurup bizlere sunan Abdullah Harmancı’nın kaleminden dökülmüş satırlara…" İbrahim Afacan yazdı.

Bilgenin Gölgesi’nde inkişaf edenler

    

‘Bizim de yaşadığımız hayattır kardeşim

biz de soluk alıp vermedeyiz

yani her insan gibi sevmekteyiz, sevilecek şeyleri’ demişti İbrahim Sadri bir şiirinde…

Etten-kemikten var olan ve kendisine ruh üflenmiş bir varlık olarak sürdürmekteyiz şu hayatı… Ama sıradanlaşmadan ve standardı da düşürmeden sürdürmeliyiz bu hayatı… “Kim ya da kimler gibi?” sorusu insanın zihnini tırmalasa da yürünecek yolda belli, izinden gidilecekler de… Yani Hz. Âdem’in açtığı çığırdan yürüyen ve günde kırk defa Rabbin huzurunda “Bizi dosdoğru yola ilet, nimet verdiklerinin yoluna” duasını ettiğimiz nebilerin ve de onların hayatlarından ve ahlâklarından kendi hayatlarına ve ahlâklarına bir iz düşüren ‘Resul” kokulu adamların izinden…

Bir başka yazımda, “İnsanoğlu, binlerce yıldır yaşadığı hayat, bulunduğu mekân ve karşılaştığı her şey hakkında az çok bilgi sahibi olmuştur. Bu bilgiyi kendisinde bilge yani iyi, geniş ve derin bilgi sahibi, hakîmi bir tavırla irdelemiş ve oluşturduğu bu bilgece/hakîmane tavrı hayatın her alanına, yaşadığı sosyal ortama ve diğer bütün beşerî ilişkilerine yansıtmıştır. Ve yansıttığı alanlarla alakalı, kendisinde durum değerlendirmesi yaptığında ortaya has bir bilgelik yani bilge olma hâli, bilgeye has davranışın çıktığını gözlemleme fırsatı bulmuştur. İşte bu sebeple, yeryüzü içinde yaratılmışların en şereflisi olarak nitelendirilen insana en uygun davranış ve hareket modelinin bu bilgece tavır olduğunu söyleyebiliriz.” demiştim.

İşte böyle bilge bir adamın hikâyesinin metinleşmiş/kisve-i tab’a bürünmüş hali şu an karşımda… Hacıveyiszade Mustafa Kurucu’nun hayatından ilhamla kaleme alınan eser, Mevlana diyarı Konya’dan sağlam metinler kurup bizlere sunan Abdullah Harmancı’nın kaleminden dökülmüş satırlara…

Yazar, ‘Aklım erdi ereli, dedelerim, ninelerim, annem, babam, bütün akrabalarım her fırsatta bize ondan bahsederdi. Onu andıklarında birden yüzleri değişirdi. Simalarında bir gülümseme, bir benimseme, bir özümseme belirirdi. Onun menkıbeleriyle büyüdüm. Kendime hep şunu sordum: Bir kez yaşayıp milyon kez anılmak nasıl mümkün olur?’ diyor kitabın sonunda… Prof. Dr. Orhan Çeker Hoca’nın bir kitabında da yer alan “Bir kimse ölümünden sonra anılıyorsa, o kendisi için ikinci bir ömürdür” ifadesi, aslında meseleyi özetler mahiyette… Yaptıkları ve ortaya koyduklarıyla aslında tam da bir  ‘Allah Adam’ı olan ve kendisi hakkında yazılanlarla, menkıbelerle, yetiştirdiği yüzlerce öğrencisinin dualarında yer almasıyla, anılmayı sonuna kadar hak eden müstesna bir şahsiyet var karşımızda…

Yakın zamana kadar daha çok büyüklere yönelik metinleri/öyküleri/yle karşımıza çıkan ve son süreçte üst üste çıkardığı çocuk öyküleriyle/kitaplarıyla yayın hayatına renk katan Abdullah Harmancı, bu sefer de çocuklara yönelik bir öyküyle karşımızda… Kitap dünden- bugüne ortaya çıkan bir metin değil... Takip edebildiğim kadarıyla Abdullah Harmancı, çocuklara yönelik yazılmış metinlerin sıkı takipçisi… Bolca okuyan ve okunması gerekenleri de hem çocuklara hem de büyüklere tavsiye eden biri… Bu sebeple ortaya çıkan metin aslında bir sürecin ürünü… Yani yıllarca tekrar tekrar okuduklarından, dinlediklerinden, biriktirdiklerinden süzülen bir metin… Bununla birlikte aslında bir hayalin de ürünü…

En az on senedir yazmayı planladığını ifade ettiği “Bir Güzel İnsan/ İkinci Mevlana”yı çocuklarımız için kaleme alan Abdullah Harmancı’nın kitapta takip ettiği yöntem de ilgi çekici… Melek’le dedesi şehirde bir yürüyüşe çıkarlar. Ama bu sıradan bir gezinti değildir. Dedesinin Melek’e anlatacakları ve Melek’in de dedesine soracakları vardır. Bu gezintinin bir misafiri de kendilerini takip eden bir çift beyaz kanattır. Yürüyüşün sonu, içinden binlerce hayatın fışkırdığı bir mezara çıkar ve bu mezar “Bilge”nin mezarıdır. Yani ‘Hadi gel sana Konyalı Hacıveyiszade Mustafa Kurucu’nun hayatını anlatayım’ tarzında değil de daha çok öğrenmenin en önemli tetikleyicisi olan merak duygusunun kabartıldığı ve bunun sonunda kendi içinde bir buldurma/anlamlandırma çabasının net bir biçimde kendisini gösterdiği bir kurgu ile karşı karşıyayız.

Keyifle okuduğum, bir çırpıda bitiveren, 9 yaş ve üzerine hitap eden kitap, “Çocuktan Yana” sloganıyla yayın hayatını sürdüren Beyaz Bulut Yayınları’ndan çıktı. Birbirinden derinlikli çizimleriyle kitaba ayrı bir hava katan Mustafa Sönmez’e de hakkını teslim etmek lazım…

“Güneşin sesiyle uyanan, şehrin sokaklarında adımlayan, kalbi başkaları için atan, karşısına çıkan herkese selam veren ve daha nice güzel hasletin sahibi bu güzel adamı” yani Konya’nın manevi mimarlarından Hacıveyiszade Mustafa Kurucu’nun hayatını okumak isterseniz bu kitap özellikle/öncelikle çocuklarınızı/öğrencilerinizi ve sizi bekliyor.

Keyifli okumalar dilerim.

İbrahim Afacan

Yayın Tarihi: 23 Kasım 2021 Salı 11:00
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Kaya
Kaya - 2 hafta Önce

Kalemine sağlık abi

banner26