Beyoğlu'nda Bir Hafız: Mehmet Ali Sarı

Hafız Mehmet Ali Sarı, Kur’an tilavetinde ve musiki muhitlerinde erbabının tanıdığı bir isim. Ağa Camii’nde devam eden Kur’an talim ve tedrisi, müezzinlik vazifesi, daha sonra vaizliğe terfi edişi... ''Beyoğlu’nda Bir Hafız'' kitabı onun hayatını bütün yönleri ile bize tanıtıyor. Kâmil Büyüker yazdı.

Beyoğlu'nda Bir Hafız: Mehmet Ali Sarı

1934 yılında Bolu’nun Seben ilçesi Tepe köyünde “arpalar biçilirken” tek odalı mütevazı bir köy evinde dünyaya gelen Mehmet Ali Sarı, 80 yılı aşkın bir hayat serüvenini “Beyoğlu’nda Bir Hafız, Kur’an’la Geçen Bir Ömür” (Timaş Yay. 2016, 496 s.) ismi ile kitaplaştırdı. Yakın dönem dini hayatı, cami hizmetleri, dini tedrisata dair es geçilmeyecek bir kıymete sahip olan hatıratın yazımı 29 Kasım 2010’da başlayıp 12 Aralık 2015’te son buluyor.

Kitabın ismindeki vurgu gibi Beyoğlu yılları Mehmet Ali Sarı hocanın hayatında bir dönüm noktasıdır. 17 yıl sadece bu ilçede geçer. İstiklal Caddesinde Ağa Camii’nin etrafında örülü sayısız hatıra vardır. Ağa Camii’nde devam eden Kur’an talim ve tedrisi, müezzinlik vazifesi, daha sonra vaizliğe terfi edişi… Bunların büyük kısmı meşakkat ve sıkıntılı dolu zaman dilimlerine karşılık geliyor. İstanbul İmam Hatip, İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü de aynı dönem Mehmet Ali Sarı hocanın hayatında önemli duraklardan olacaktır.

Ağa Camii: Hem okul, hem işyeri, hem yurt…

Mehmet Ali Sarı Hocanın hiç şüphesiz hayatının en bereketli, aynı zamanda sıkıntılı günleri Ağa Camii’nde geçmiştir. Mehmet Ali Sarı Hoca, köyünden çıkıp Beyoğlu’na geldiğinde soluğu Ağa Camii’nin karşısındaki Salih Efendi Lokantası’nda alır. Ağa Camii’nde vaaz veren dersiamdan Hafız Galip Gürses Hocaefendi’nin tavassutu ile Salih Efendi Lokantası’nın sahibi Salih Movit’e küçük Mehmet Ali Sarı teslim edilir. Salih Movit de kendisini Ağa Camii’nde Hafız Rahmi Şenses hocaya takdim eder ve “bu çocuğu okusun diye getirdik, müsaadeniz olursa sizden de okusun” der. Şenses Hoca da hafız olup olmadığını sorar ve Mehmet Ali Sarı hafız olduğunu söyledikten sonra hocası bir aşır okutturur ve talebeliğe kabul edilir.

Bu arada lokantada hem çalışır, hem burada yatar, hem dersine devam eder. Lokantada yatmanın yemek yemek kadar cazip olmadığını söyleyen Sarı, gece saat yirmi dörtten sonra yatma fırsatı bulduğunu, mermer masaları birleştirip üzerine yün yorgan serip yattığını söylüyor. Bu hal uzun bir süre böyle devam etmiş. Mutfakta pişen kemik suyu kokuları sabaha kadar sadece üstüne sinmekle kalmaz, aynı zamanda mushafına bile siner. Hocası da bu hususu kendisine söyler. Hocasından derse devam ederken bir yandan da imam hatip okuluna da devam eden Mehmet Ali Sarı, bir süre sonra caminin bahçesinde yer alan odacıklara yerleşir. Bütün bu sıkıntılı zaman dilimleri neticesinde hocasından kıraat okuyan Sarı, 1949 yılında icazet almayı başarır. Burası kendisine adeta hem okul, hem iş yeri, hem de yurt olmuştur. Burada hayatını değiştiren en belirgin sima elbette Ağa Camii imam hatibi Hafız Rahmi Şenses’tir. Ağa Camii günlerinde neredeyse bütün mesaisi hocası ile geçmiştir. Kendisinden talim, tecvid, kıraat okumuştur.

Hafız Kemal Batanay’dan geçilen tambur meşkleri ve hocadan yâdigar kadim tambur

Yine Ağa Camii’ne namazlara gelişinde tanıdığı ve daha sonra kendisinden tambur öğrenip, meşk ettiği Hafız Kemal Batanay en önemli iz bırakan şahsiyetlerdendir. Tophane’de Kadiri dergâhında kalan imam hatipli arkadaşları vasıtası ile buraya devam eden ve meşklere katılan Mehmet Ali Sarı, bir süre burada ney üfler ancak Kemal Batanay hoca “senin sesin güzel, ağzını neyle kapatmış olursun, tambur çalmayı dene, ben sana ders veririm” der. (s.149) Yıllar süren tambur meşkleri ile Mehmet Ali Sarı, Kemal Batanay hocanın evine gide gele onun evladı gibi olur. Hocası çalışma odasında tamburları göstererek “ben bu eve dokuz tambur ile gelin geldim” dermiş. Tambur pahalı bir saz, Mehmet Ali Sarı’da da para yok o sıkıntılı yoksulluk yıllarında… Hocası onu mağdur etmez ve birilerine emaneten verdiği tamburunu bir şekilde bulup hediye etmek suretiyle talebesinin bu müşkülünü çözer. Hocası kendisine tambur çalarken “ellerin terli ise sil” dediğini hatırlıyor. Zira terli eller çelik telleri bozarmış.

Bir gün tambur dersi yaparken hocasının 200 yıllık tamburu için Mehmet Ali Sarı, “bu gerçekten çalınacak tambur” demiş, hocası da bunun üzerine “ne o sirkat mi?” (yani habersiz çalmak) sorusu üzerine hoca, talebe gülüşmüşler. Bu konuşmadan sonra hocası, talebesine kadim tamburu işaret ederek “oğlum benden sonra o tambur senin” demiştir. Nitekim Hafız Kemal Batanay’ın 22 Haziran 1981 tarihinde vefatından sonra vasiyet üzere tambur Mehmet Ali Sarı Hocaya geçmiştir.

Hafız Kemal Batanay ile ilgili kitapta geçen bir diğer ayrıntı ise hocanın kuvvetli hafız oluşu… Hıfzını sürekli tekrar eden Batanay, Kadıköy’den İstanbul’a geçerken, tenha olacağından vapurun alt kısmına iner, iskeleye varıncaya kadar bir cüz okurmuş. Fakat hızlı ezberlediğinden olacak, “ağır okuyamıyorum” demiştir.

“Demokrat Parti ekmek olsa biz yemeyiz!”

Kitabın sonlarına doğru tanıdığı isimlerle ilgili kayıtlar da düşen Mehmet Ali Sarı, dikkat çekici hatıraları naklediyor. Bunlardan birisi dönemin ünlü hafızlarından Hafız Esat Gerede ile alakalı. Esat Gerede 1954 seçimlerinde Demokrat Parti’den milletvekili olmak için Bolu’dan adaylığını koyup çalışmaya başlar. Mehmet Ali Sarı Hocanın doğduğu ilçesi olan Seben’e de gidecektir Esat Gerede. Ancak Seben, CHP’ye olan bağlılığı dikkat çekici bir ilçedir. Zira köyün tek camisinin imamı, saat tamircisi Hayrullah Hoca, tek berberi eski köy imamı ve köyde o tarihlerde berberlik yapan Hafız Kazım da CHP’lidir.

Esat Gerede erken saatlerde Seben’e gelince traş olmak için berbere gireyim, der. Köyün tek berberi Hafız Kazım’ın dükkânına girer. Berber Kazım’la dükkânda ve berber koltuğunda muhabbet başlar. Berber Kazım, “hoş geldiniz ağabey, siz yabancısınız, buralarda bir işiniz mi var” diye sorar. Koltukta oturan kişi “bana Esat Gerede derler” der. Bunun duyan eski imam Berber Hafız Kazım, “ben de hafızım, yüzünüzü görmeden radyodan sizi hayranlıkla dinliyorum, şimdi dükkânımda, önümdesiniz ne diyeceğimi bilmiyorum”, der. Buralarda ne işinin olduğunu Esat Gerede’ye sorar, o da gür sesi ile “Ben Demokrat Parti’den adaylığımı koydum, buraya da seçmenle tanışmaya geldim” deyince Berber Hafız Kazım, “Ağabey Demokrat Parti ekmek olsa biz yemeyiz” der. Bu cevaptan bozulan Esat Gerede, buranın hafızı böyle olursa... diye traşı bitirir bitirmez kimseye görünmeden Seben’i terk eder. Bolu’dan vekil de seçilemez. (s.431-432)

“Bugünün dünyası o kadar maddileşti ki…”

Kitabın sonunda Hafız Kemal Batanay tarafından talebesine yazılmış dikkat çekici mektuplar yer alıyor. 1967’de Batanay’ın yazdığı satırlar, toplumda manevi ve ahlaki çözülmenin ayak seslerini ortaya koyar vaziyette. Aynen şunları yazmış: “Oğlum, bugünün dünyası o kadar maddileşti ki hacısından, hocasından, büyüğünden, küçüğünden her çeşit münasebetsizlik ve uygunsuzluklar ve hatta ahlaksızlıkları görmek mümkündür.” Minberde, kürsüde yozlaşma ise daha acıdır. Her Cuma hutbelerinde de cemaate mü’minlerin birbirlerine hakiki kardeşten daha ileri oldukları arîz ve amik söyler ve tabiatı hilafına gayet makul telkinlerde bulunuyor ama bu sözler sakalından ileri gitmediği ef’aliyle sabittir; Yani kendisi bu hükmün dışındadır sanki. O, günün adamıdır vesselam…” (s.455-456)

Mehmet Ali Sarı mektuplarını “kefere harfleri” ile kaleme almıştır ama hocası bundan hoşnut değildir. Madem Müslüman yazısını tahrirden acizsin, hiç olmazsa daktilo ile yazıp gönderseydin, der. Diğer mektuplarda da muhtemelen talebe Mehmet Ali Sarı eski harflerle mektubu kaleme alıyor olmalı ki hocası onun yazım, harf hatalarını düzeltir.

Hayatının her bir bahsi bir kitap hüviyetinde olan Mehmet Ali Sarı Hocamızın şimdilik bu hatıratı ile iktifa edeceğiz. Görünen o ki ilk baskısı tükenmek üzere olan kitabın ikinci baskısında kim bilir yeni ilave sürprizler de olabilir.

Hatırat her yönüyle ilim talebelerine, Kur’an talebelerine rehberlik edecektir. Bilvesile Mehmet Ali Sarı hocamıza Allah’tan hayırlı ömürler diliyoruz.

Beyoğlu’nda Bir Hafız, Mehmet Ali Sarı, Timaş Yayınları.

 

Kâmil Büyüker

Güncelleme Tarihi: 13 Nisan 2019, 00:10
YORUM EKLE

banner19