banner17

Beyaz bir yürüyüş olur bazen suların sesi

Faruk Uysal’ın 10 yıl aradan sonra tekrar okuyucu ile buluşan Beyaz Yürüyüş adlı kitabı hakkında Mustafa Uçurum yazdı.

Beyaz bir yürüyüş olur bazen suların sesi

“Keşke okuyabilseydim” dediğim kitaplar oluyor bazen. Baskısına yetişemediğim, yeni baskısı yapılmayan, unutulmaya yüz tutmuş böyle kitapların günün birinde yeni baskısını görünce tarifsiz bir mutluluk yaşıyorum. Bu duyguyu herkese anlatmak oldukça güç. Hele de kitap dünyasının kıyısında köşesinde bulunmayan birilerine tarif etmek bile imkânsız.

Günümüzde birçok yayınevi okuyucu ile buluşmasını istediği kitapların yeni baskılarını yaparak hem yazara ve şaire hem de okuyucuya bir armağan sunmuş oluyor. Bunu bir armağan olarak görenlerdenim.  

İlk baskısı 1998’de yapılan ve kütüphanemdeki önemli eksikler listesinde yer alan Faruk Uysal’ın ilk şiir kitabı Beyaz Yürüyüş Mayıs 2018 tarihinde okuyucu ile buluştu. Beklediğime değmiş denecek bir heyecanla okudum kitabı.

Üç bölümden oluşuyor kitap. “İklimler”, “Beyaz Yürüyüş” ve “Serancam”. Her bölüm kendi içinde bir dünya adeta. Uysal bizi farklı dünyaların sesiyle tanıştırmak istiyor şiirinde. Biraz mevsimlerin sesi, su sesi ve zamanın duyamadığımız içimizde çınlayan sessiz çığlığı.

Mevsimler geçerken söylenen şiirler

Kitabın ilk bölümünde mevsimlerin geçişi izleniyor bir şair bakışıyla. Bir bakıyoruz yapraklar dökülüyor parkları bir yalnızlığa terk ederek:

artık parklar bitti
o katılık haritaları kaplamak üzere
seni de bir mevsim sanırlar sonbahar
ne kendisi ne başkası olan bir mevsim

Bir de bakıyoruz ayvalar çiçek açmış içimize beyaz bir ayrılık bırakarak:

ölüm ki giyer beyazları
açınca kapıları sandıkları
ayva kokar evlerde
şimdi hatırlatmayın ayrılıkları

Birden bire Temmuz gelir masmavi denizlere:

temmuz mavinin tutuşmasıdır gözlerinde
acılarımızı yıkardık denizlerde

Mevsimler şiirlere çok yakışır tıpkı yağmur gibi. Her rengin ayrı bir sesi, soluğu siner şiirlerin üstüne. Şair mevsimlerden geçerken kendisine yeni dizeler toplar yağmur bereketinden. Faruk Uysal’ın mevsimlerindeki bereket de oradan gelmekte.

yağmurlar eşlik eder şarkımıza
gökyüzü karışmış şarkımıza
yağmurlar sana açılan sayfalar mı ne
ben her şeyi anlayınca anlıyorum
her şeyi yağmuru okuyucunca

Beyaz bir yürüyüş olur bazen suların sesi   

Beyaz Yürüyüş bölümündeki şiirleri okuyunca “beyaz bir yürüyüş olur bazen suların sesi” deme gereğini hissettim. İçimden geldi bu dize. Faruk Uysal’ın yürüyüşü sürükledi bana bu dizeyi. İyi şiir böyledir. Sizin içinize de şiirden bir ışık düşürür. Bu yüzdendir ki, şiire gönül vermek isteyen gençlere hep ilk tavsiyemiz  “İyi şairlerden iyi şiirler okuyun” olmuştur.    

Üç adımda gidiliyor beyaz yürüyüşe. Birinci, ikinci ve üçüncü beyaz yürüyüşün şiirini yazmış Uysal. Üç şiirde de ilk dize aynı çağrı ile başlıyor:

“Sana sularla varıldığını biliyorum”

Çağrışımı zengin bir şiir bu. Söyleyiş bunu hissettiriyor. Sularla insan istediği her yere varabilir. Gönlünün enginliği onu alıp sürükler bir su sesinin ahenginde. Beyaz bir yürüyüşe sularla çıkan şairin menzili de bereketle açar kapılarını. Faruk Uysal’ın şiirinde olduğu gibi.

ey sesimi aşan mavilik
ey aşk ey bilgelik
kirazların çarşılara taşıdığı serinlik
füsun öykülü gözlerin
en kıvrak yerimden tutuklanıyorum
kapılmışım özlemine akıp gidiyorum

Kitabın son bölümü olan serencamda şair aslında beyaz yürüyüşünün serencamını anlatarak bitiriyor kitabını. Son bir nokta var hayatla çöl arasında.

uzat ellerini
dualardan alır mısın haberimi
bir kara ekmektir beni çalan
dün yakın yarın uzaktır hep
bir esrarlı ateştir burada zaman
içime çöller savuran

Mustafa Uçurum

Güncelleme Tarihi: 28 Ağustos 2018, 23:46
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20