“Benim Adım Dertli Dolap” kitabı üzerine

"Kur’an ve Sünnette Kâinatın Dile Gelmesi” başlığı altında Efendimiz Muhammed Mustafa’nın cansız varlıklarla muhabbetine en güzel örnek olan Uhud Dağı ile ilgili buyurduğu şu söz zikredilir: “Uhud bizi sever, biz de Uhud’u severiz.” Şevval Sarıtan yazdı.

“Benim Adım Dertli Dolap” kitabı üzerine

Bu debdebeli hayat meşgalesinde bir an durup nefeslenmek ve âşıkların iniltilerine kulak vermek isterseniz Türkan Alvan Hanımefendi’nin Benim Adım Dertli Dolap’’ adlı eserini alın ve bir an önce okumaya başlayın. Çünkü bu eser, Türk edebiyatının tozlu raflarının arasından gizemli bir seda ile gönüllerinize nakşolunacak ender bir çalışma. Eseri ender kılan şey ise dolab-nâme kültürünü günümüze taşıyor olması.

Dolap, Farsça asıllı bir kelime olup kuyudan su çıkarıp bahçeleri sulamaya yarayan döner makine, her türlü dönen çark, çıkrık anlamlarına gelmektedir. Klasik edebiyatımızda ise kuyudan su çeken alet manasıyla kullanılmıştır. Âşık döktüğü gözyaşlarıyla dönüp dururken bir dolabı andırır. Gönül ise inlemesi dolayısıyla su çekerken ses çıkaran dolaba benzetilmiştir.1 Şam’da Âsi Nehri üzerinde efsanevî bir dolaptan söz edilmektedir. Bu dolap döndükçe “Yâ Muhammed” diye ses çıkarıyormuş. Bu, dolab-ı Muhammedî olarak isimlendirilmiş ve eski şairlerimize ilham kaynağı olmuştur.2

Yazar Türkan Alvan Hanımefendi birçok şairimize ilham olan bu dolâb-ı Muhammedî vesilesiyle ortaya çıkan dolab-nâme kültürünü eserinde ayrıntılı bir şekilde ele almıştır. “Takriz”den sonra dört ana başlıktan oluşan eserin ilk bölümü “Tarihçe” ismini alıp “Su Değirmeni Tarihçesi ve Edebiyatı, Su Dolapları Tarihçesi ve Edebiyatı, Tarihi ve Menkıbeleriyle Dolab-ı Muhammedî, Hacılar ve Dolab-ı Muhammedî, Pîr Sümbül Sinan ve Su dolabı, Sâkiyadan Su Çeken Bir Kuş: Saka” gibi kısımlardan meydana gelip daha çok “Su değirmeni nedir?” sorusuna cevap aramaktadır. Aynı zamanda eserin bu bölümü dolab-nâme edebiyatı hakkında giriş niteliği taşımaktadır. Eserin ikinci bölümü “Dolab-nâme Türünün Kaynakları” ismini alıp kendi içerisinde beş kısma ayrılmıştır. Bu kısımlar şunlardır: Kur’an ve Sünnette Kâinatın Dile Gelmesi, Tasavvufun Dolab-nâme Türüne Etkisi, Mevlânâ’nın Dolab-nâme Türüne Etkisi, Âşık Paşa’nın Dolâb-nâme Türüne Etkisi, Ahmedî’nin Dolab-nâme Türüne Etkisi.

“Kur’an ve Sünnette Kâinatın Dile Gelmesi” başlığı altında Efendimiz Muhammed Mustafa’nın  cansız varlıklarla muhabbetine en güzel örnek olan Uhud Dağı ile ilgili buyurduğu şu söz zikredilir: “Uhud bizi sever, biz de Uhud’u severiz.” Ayrıca yine bu başlık altında Uhud Dağı’nın en Sevgili  ile buluşmasını konu alan rivayete de yer verilmiştir. Bu rivayet şöyledir: Efendimiz  Ebubekir  Ömer  ve Osman  ile Uhud Dağı’na çıktığı bir vakit dağ aşk ile coşup sarsılmaya başlayınca Peygamber  mübarek kadem-i şerifini zemine sürüp “Ey Uhud, sakin ol! Senin üzerinde bir peygamber, bir sıddîk ve iki şehid var.” diyerek dağı teskin etmiştir. Eserin üçüncü bölümü “Dolab-nâme Metinleri” başlığı altında kendi içerisinde altı kısma ayrılmıştır. Bu bölümde Kaygusuz Abdal’ın, Âşık Yunus’un, La’lî’nin, Şeyh Ahmed Hayalî-i Gülşenî’nin ve Kırım Hanı Gazi Giray’ın “Dolab-nâme Metinleri”ne yer verilmiştir. Bu başlık altında son olarak “Alevî Edebiyatında Dolâb-nâme” adlı bir konudan da bahsedilmiştir. Eserin dördüncü ve son bölümü olan “Dolab-nâme Türüne Eleştirel Yaklaşımlar’’ kendi içerisinde yedi kısma ayrılmıştır. Bu yedi kısım çeng-nâmede dolab-nâme türü şiirler, Gülşen-âbâd’da dolâb-nâme tarzı şiirler, Medhî’nin Nev-edâ Rebab-nâmesi, dolâb-nâme türünün Divan Şiirine etkisi, eşya ile dertleşen şairler gibi konuları ihtiva eder. Ayrıca eser paha biçilemez bilgilerin yanında metne uygun görsellerle desteklenerek eşsiz bir şölene çevrilmiştir. Bu nadide şölenden mütelezziz olmanız dileğiyle.

Şevval Sarıtan

Dipnot:

1 İskender Pala, Divan Edebiyatı Sözlüğü, Kültür Bakanlığı, c. I, s. 262

2 Semra Kapsal, “Dolâb”, Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, c. II, s. 371

Yayın Tarihi: 04 Eylül 2021 Cumartesi 07:00
banner25
YORUM EKLE

banner26