Belki deli belki dahi ama daha çok egoist idiler

James Huneker, Egoistler: Üstinsanların Kitabı’nda 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında yaşamış modern şair, düşünür, sanatçı ve fikir adamları işler. Kitabı Bayram Karaağaç değerlendirdi.

Belki deli belki dahi ama daha çok egoist idiler

James Huneker, Egoistler: Üstinsanların Kitabı’nda 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında yaşamış modern şair, düşünür, sanatçı ve fikir adamları işlenmiştir. Bu isimler şöyledir: Fransız realist yazar Marie-Henri Beyle (Stendhal), Sartre’a göre ‘hiçbir zaman kendini unutmayan adam’ Baudelaire, modern romanın kurucusu Gustave Flaubert, Alman filozof Friedrich Wilhelm Nietzsche, önde gelen klasik gelenekçilerden Anatole France, Dekadans dönemi romancılarından Joris-Karl Huysmans, Paul Bourget’in deyimiyle “1880’den bu yana edebiyat dünyasına giren gençler içinde en meşhuru” Maurice Barrès, çağından en çok nefret eden kişi olmasıyla çağdaşlarının nefretine uğrayan Henrik İbsen, “ Nietzsche kuramın şairiyse Stirner onun elçisiydi ya da isterseniz onun filozofuydu deyin” diyerek dile getirilen Max Stirner, İngiliz ressam ve şair William Blake ve Huysmans’ın gözünde ‘karmaşık ve değerli, küçük bir Patmoslu John ve saralı bir gizemci, intikamcı, gururlu, sıradandan nefret eden’ birisi olarak beliren Ernest Hello.

Bazı isimler zaman içerisinde farklı değerlendirilmiş, bir müddet ‘kahraman’ olarak anılırken bir müddet ‘hain’ damgasıyla yaftalanmıştır kitapta. Bir kısmı deli olarak nitelendirilmiş, bir kısmıysa yere göğe sığdırılamamıştır. Lakin yazarın gözünde hepsinin ortak bir yönü vardır: Her biri üstinsandır. Çağdaşlarına nazaran bambaşka karakterlerle mücehhez olan bu insanlar, aynı şeylere farklı tepkiler vermiş ve tenkitlere maruz kalmışlardır. Takındıkları egoist tavrın neticesinde bireyciliğe itilmiş ve bir nebze de olsa toplumdan soyutlanmışlardır. Elbette ki bu soyutlanma hali her birisinde farklı şekilde tezahür etmiştir.

Klasik biyografilerden farklı

Yazar, bu isimleri irdelerken hep olduğu gibi kronolojik bir biyografi ya da fikir dünyalarını değerlendirmekten ibaret bir inceleme metni değil, hayatlarında yaşadıkları ve göz ardı edilen şeylerin kelebek etkisi gibi nerede nasıl vücut bulduğu üzerine gitmiştir. Bir kadınla yaşanan diyaloğun yazarın metinlerine nasıl yansıdığını anlatmıştır mesela. Bu isimlere yapılan eleştirilerin haklılığını tartışmış ve bunları gerekçelendirerek belli yargıları yıkmıştır. Yalnızca fikir vermek ve değerlendirmekle kalmamış sonucunu da sunmuştur. Yer yer bu isimler arasındaki bağlara ve birbirlerine yaptıkları göndermelere, eleştirilere de değinmiştir yazar. Hem etkiledikleri hem de etkilendikleri isimleri ve kitleleri tespit etmiştir.

Dönemin üstinsanları dediği bu isimleri anlatarak aslında en çok da dönemi anlatmıştır yazar. Hastalıklar, savaşlar, ideolojiler ve asrı etkileyen isimlerin bu kişiler üzerindeki etkisini ölçerken aslında tüm dönemin gerçeklerini gözler önüne sermiştir. Üstinsanları anlayanların, dönemi apaçık bir şekilde anlayacağı ve dönemin bakış açısını kazanacağı da açıktır.

Zaman zaman ardı arkası kesilmez şekilde uzanan cümlelerdeki anlam bütünlüğü ve akıcılık ise taltife değerdir. Çevrinin başarısını net bir şekilde ortaya koyan bu durum, “Acaba aslı da bu denli başarılı mı?” diye düşündürmüyor değil.

Kitap yazıldığı 1909’un üstinsanlarına eleştirel ve irdeleyici yaklaşmayı başarmıştır. En önemli yanı ise bambaşka bir bakış açısı getirmiş olmasıdır. Kim bilir, belki de üstinsanların kendileri dahi bu kitabı okuduklarında şaşkınlıklarını gizleyememişlerdir.

James Huneker, Egoistler: Üstinsanların Romanı, Çev: Meryem Yalçın, Ketebe Yayınları.

Bayram Karaağaç

Güncelleme Tarihi: 10 Mayıs 2019, 12:17
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13