Bektaşilik neyi ifade ediyor, Kızılbaşlar kimler?

İlyas Üzüm'ün ''Tarihsel ve Kültürel Boyutlarıyla Alevilik'' kitabı, Alevilik denince akla gelebilecek her türlü sorunun karşılık ve köken bulacağı pratik bir kitap... Osman Selçuk Uzman yazdı.

Bektaşilik neyi ifade ediyor, Kızılbaşlar kimler?

İlyas Üzüm, Türkiye’de toplumun önemli bir bölümü için hassasiyet içeren ve birçok tartışmanın odağında bulunan Alevilik meselesine dair çalışmaları bulunan bir akademisyen. Ancak İSAM Yayınları'ndan çıkan Tarihsel ve Kültürel Boyutlarıyla Alevilik kitabında akademik kimliğinden çok derleyici bir tutumla konuları ele almış. Üzüm, kitabının önsözünde bu gibi çalışmaların, kullanılan akademik üslup ve kaygılar neticesinde, geniş kitleler tarafından anlaşılmadığından yakınmakta ve genel şablonu kavrayamayarak büyük resmin kaçırıldığını vurgulamakta. Böylelikle Alevilik denince akla gelebilecek her türlü sorunun karşılık ve köken bulacağı pratik bir kitap ortaya çıkmış. Kaynak dizininde yaklaşık 80 eserin ismine atıf yapılan kitap, Alevilik konusuna ilgi duyan ve bir yerden başlamak isteyenlerin mutlaka edinmesi gerekli bir çalışma.

Kitap, iki ana başlık altında bir Alevilik incelemesi yapmaktadır. Hem tarihsel hem kültürel yönden zengin bir literatür geçmişine sahip bir alanda bu ayrıştırma çok faydalı olmuş. Zira kültürel devinimin tarihsel sürece bağlı olarak şekillendiğini düşünürsek, önce tarihsel sürecin anlaşılması gereklidir. Kitapta ilk olarak Türklerin müslümanlığa geçişi üzerinde durulduktan sonra göçebe Türklerin İslam anlayışı tanımlanarak Aleviliğin Türkmenler arasında nasıl yayıldığına ilişkin tezler sunuluyor. Göçebe yaşayan ve yerleşik olan arasındaki fark girift bir biçimde ortaya konuluyor. Örneğin göçebe Türklerin dini yüzeysellikleri mevcut hayat şartlarının zaruri bir sonucu olarak görülürken, yerleşik Türklerin dini asli ve kitabi karakterine uygun yaşadığına ilişkin iddialı sayılabilecek bir ayrım yapılmakta. Fakat yerleşik Türklerin asli İslam karakterine uygun bu yaşantıları hakkında örneklendirme yapılmamış. Müslümanlığı kabul eden Türklerin Alevi ya da Sünni olmasında ‘göçebe-yerleşik’ paradigmasının tek başına belirleyici olduğu sonucu çıkmakta.

İslam’ı kabul etmiş göçebe Türklerin Anadolu’ya gelmezden önceki oluşumlarına da değinen Üzüm, Yesevilik, Vefailik, Kalenderilik, Haydarilik gibi Aleviliğin altyapısını hazırlayan topluluklar hakkında kısa malumatlar veriyor. Malazgirt zaferiyle birlikte Türklerin Anadolu’ya intikalinden sonraki süreçteki Babai İsyanları, gereksiz detaylardan kaçınılarak özetlenmiş ve Bektaşiliğin temelini teşkil eden bu hareketlerin Hacı Bektaş Veli’nin ortaya çıkmasına dek geçirdiği evreler olay örgüsü içinde sunulmuş. Hakkında kesinlik arz eden fazla bilgi bulunmayan Hacı Bektaş Veli’nin ise tarihsel ve menkıbevi şahsiyetine kısaca değinilmiş ve halifesi Abdal Musa tarafından tanıtıldığı vurgulanmış. Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıkılışından sonra müslümanlığı Rum köyleri arasında yayma gayreti gösteren Rum Abdallara da bu bağlamda değinilmiş. Aleviliğin kültürel seyrinde hemen her ele alınan konuda eser ve deyişlerinden örnekler verilen Kaygusuz Abdal, Nesimi, Virani, Kul Hüseyin, Seyyid Ali gibi kişilikler de tarihsel arka planda işlenerek yerlerini almış.

Bektaşilik neyi ifade ediyor, Kızılbaşlar kimler?

Bu noktadan sonra Alevi-Bektaşi şeklinde beliren isim karışıklığının önüne geçmek için ‘Babai zümreler’ ifadesi altındaki yapılanmalar üzerindeki iki önemli dış etkenin tesiri inceleniyor kitapta: Hurufilik ve Şiilik. Yazarın, harflerin esrarına dayalı batıni bir akım olarak betimlediği Hurufilik ve önceleri sünni nitelikliyken Hoca Ali’yle birlikte Şii temayüller gösteren Safevi tarikatı üzerinde duruluyor. Özellikle bir dini tarikatın nasıl koca bir devlete dönüştüğüne ilişkin sosyolojiyi irdeler burada yazar. Hoca Ali, Şeyh İbrahim, Cüneyt ve Şeyh Haydar dönemindeki Şii yansımalara, siyasi dönüşümlere, Kızılbaş isminin nasıl ortaya çıktığına dair bilgiler verilen bölümde Şah İsmail ile birlikte kurulan Safevi Devletinin kuruluş hikayesi anlatılır. Burada Safevilerin Osmanlı Devleti ile ilişkilerine de yer verilmiş ve Yavuz Selim’in Safevilerin çıkardığı isyanlardaki yağma ve ölümlere tedbir olarak kırk bin dolaylarında Kızılbaş öldürdüğü şeklindeki Sünni görüş tercih edilmiş.

Öte yandan Hacı Bektaş Veli’den yarım asır sonra tarikatın başına geçen Bali Çelebi (Balım Sultan) ile birlikte Bektaşiliğin kuruluşunun gerçekleştiğini belirten yazar, Balım Sultan’ın, Safevi ile mücadele eden Osmanlı Devletiyle iyi ilişkiler içinde olmasının tarikatın gelişiminde önemli rol oynadığının altını çizer. Bu evreden sonra okuyucunun zihninde Bektaşilik-Kızılbaşlık gibi ikircikli bir tanımlamanın ortaya çıkması muhtemeldir. Her iki tanımın temelinde aynı yapıya mensubiyet söz konusu olsa da Kızılbaşlığın bu yapının tabanını yani geniş halk kitlelerini, Bektaşiliğin ise tavanını yani bu yapıya yön veren baba ve dedeleri simgelediği görüşüne yer verilerek okuyucu tanım karmaşasından korunmuş oluyor.

Kızılbaşların Osmanlı merkezi otoritesiyle iyi ilişkiler içine girmeyerek kapalı toplum hayatını sürdürmeye başladıkları ve sürekli infial girişimleri içinde oldukları aktarılıyor ve neticede 16. ve 17. yy’daki Şahkulu İsyanı ve Kalender Çelebi ayaklanmalarının ardından gelen bir sessizlik süreci başlıyor. İlyas Üzüm kitabında işte bu evreye ‘Şiileşme süreci’ adını verir. Yani bağdaştırmacı ve gayri kitabi İslam’dan, kitabi İslam’ın Şii versiyonuna intikal dönemidir. Bu dönem dahilinde ezan, şehadet gibi bazı İslami unsurların uğradığı başkalaşım, fıkhi alanda tesirleri görülmeye başlanan Caferilik, ayaklanmalar neticesinde Anadolu’da yaşanan büyük katliamların sebep olduğu acılar ele alınır. Nihai olarak Bektaşi geleneğinde önemli bir travma olan Bektaşi tekkelerinin kapatılması ve Yeniçeri Ocağının kaldırılması hadiselerine değinilir. Ancak kitapta bu kısımda Yeniçerilik mesleğinin Bektaşi tarikatıyla nasıl senkronize olduğu hususu gibi temel bir noktanın atlanmış olduğunu görmekteyiz. Ocağın baştan itibaren Hacı Bektaş Veli ile ‘bir biçimde’ ilişkilendirildiği gibi müphem bir ifadeye yer verilmiş sadece.

1937'de Dersim'de ne yaşandı?

Kitapta tekkelerin ve ocağın kapatılmasından sonraki süreç günümüze değin getiriliyor. Osmanlının son döneminde sürgünden dönmelerine izin verilen Bektaşilerin son padişahlar, milli mücadele, Türkiye Cumhuriyeti dönemlerindeki toparlanma çabaları ele alınıyor ve yine hareketin belleğinde yer tutan iki yakın tarih travmasından bahsediliyor. Yazar 1937’deki Dersim ayaklanmasını “siyasi emelleri olan başta İngiltere olmak üzere bazı Batılı güçlerin tahrikiyle” şeklinde açıklama yoluna giderek yıllardır tartışılan hassas ve trajik bir konuda objektif tutum sergileyememiyor. İsyancıların ‘karşı koyma’ kararlılığına hükümetin önce tedip edici (yola getirici) tedbirler almak suretiyle bertaraf etmeye çalıştığı ancak Seyit Rıza ve adamlarının bu ‘iyi niyete’ yanaşmaması üzerine havadan takviyeli askeri harekatın başladığını ifade eden İlyas Üzüm, bu çerçevede sunulan karşı tezlere kitabında yer vermiyor.

Aleviliğin sosyo-kültürel boyutu

İkinci bölümde Aleviliğin sosyo-kültürel temalarına değinen İlyas Üzüm, Hak-Muhammed-Ali metaforundan cem ritüeline kadar merak edilen birçok hususa değiniyor. Kızılbaşlık ve Bektaşilikten oluşan Alevilik için, ‘bağdaştırmacı, batıni bir tasavvufilik’ kaydı düşerek onu Kadirilik, Nakşilik gibi diğer tasavvufi yapılardan ayıran Üzüm, belki de bu bölümün en önemli tespitini yapıyor.

Alevilerin namaz, oruç, hac gibi İslami ibadetlere nasıl baktığı hususlarının madde madde işlendiği kitapta, Alevilik üzerine yapılmış bilimsel anketlere yer verilmesi de aydınlatıcı olmuş. Anket sonuçlarına bakıldığında ibadet anlayışının, Alevi dedelerde ve tabanda ciddi oranda ayrıştığı gözlenmekte.

Hemen her konuya başta İmam Cafer’in “Buyruk” eseri olmak üzere Hacı Bektaş Veli, Abdal Musa ve Demir Baba velayetnameleri, Kaygusuz Abdal Menakıbnamesi ile Hatayi, Nesimi ve Virani’nin şiirlerinde işleniş şekillerine yer verilerek kültürel kabulün oluşumuna dair pekiştirme yapılıyor.

Osman Selçuk Uzman yazdı

Güncelleme Tarihi: 13 Aralık 2018, 11:55
YORUM EKLE

banner19