Bebeklere en çok hangi ninni okunurmuş?

Songül Çek'in yazdığı 'Ninnilerde Kadın Anlatıcının Sesi' isimli kitap ninni ve kadın kavramları üzerinden bize farklı bir bakış açısı kazandırıyor. Hatice Kübra Karadeniz yazdı..

Bebeklere en çok hangi ninni okunurmuş?

Ninnilerde Kadın Anlatıcının Sesi isimli kitap ninni ve kadın kavramları üzerinden bize farklı bir bakış açısı kazandırıyor. Bir akademik çalışmanın ürünü olan kitabı toplumsal farklılaşmayla birlikte kadınlar ve ninniler üzerinde duruyor. Sinop Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü öğretim görevlisi olan Songül Çek tarafından yazılan kitap, 2014 yılında Harf Yayıncılık'tan çıktı. Ninni ve kadın kavramının bağlantısını, bebeklerin ninni duyarlılığını geleneksel ve modern kavramının toplumsal yapısı üzerinden bizlere aktarıyor.

İki bölümden ve birçok alt başlıktan oluşan Ninnilerde Kadın Anlatıcının Sesi kitabı öncelikli olarak ninni kavramının şiirlerin hangi alt başlığına girdiğini açıklıyor. Türk edebiyatında önemli yeri olan ninninin ağıt ile aralarındaki benzer ve farklı yanlarını ortaya koyuyor. Türler içerisinde söyleyiş farklılıklarını dile getirirken, kadınların ve erkeklerin söyleme durumlarına da kitabında ayrıca yer veriyor yazar.

Hangi konularda ninniler söyleniyor?

Kitap aslında bir saha çalışmasıdır. Muğla-Marmaris çevresinde yaşayan, genelde kadınların oluşturduğu elli beş kişilik bir grupla görüşülmüş. Kadınların kültürel ve toplumsal kodlarından yararlanarak bu konuda çalışma yapan birçok sosyolog, filozof ve dahi birçok yazarın alıntılarından da yararlanarak kadınların ve ninnilerin ortak bağlantılarını bulmaya çalışmış Songül Çek. Meselenin bir diğer odak noktası ise kadınların sesleri ve ninnileri söylerken oluşturduğu ezgisel tonlamalarıdır. Her kadının söylediği ninniyi sadece bir tını, bir ton olarak değil, bebeğiyle kurduğu bir iletişim aracı olarak görmek gerekir. Onun sağlıklı ve huzurlu uyuması büyümesini de etkileyecektir ve bu ilk adım, kadının bebeğiyle düşlediği her şeye ulaşmasına da vesile olacaktır.

Doğan her kız ve oğlan bebek biyolojik bir cinsiyetle dünyaya gelirken, yaşadığı ortam ve kültüre binaen zaman içinde anne ve babası tarafından eğitim yoluyla yeni bir kimliğe daha bürünür. Sosyologlar bu kavrama toplumsal cinsiyet adı verirken toplum olarak biz buna kadınlık yahut erkeklik diyerek belirli bir isim atfetmiş oluyoruz. Bu eğitimde en çok annenin rolü büyük olsa da ataerkil bir yapının içinde yetişmiş olan kız/kadın bu yapının gerekliliklerine uygun davranır. Bununla birlikte kızına yahut oğluna nasıl davranması gerektiğinden başlayarak birçok şeyi ninniler üzerinden, söylemleri ile birlikte çocuğuna iletir. Tabi en çok rastlanan konular ise kızlarda güzellik, temizlik ve ev işleri konuları, oğlan çocuklarında ise yiğitlik, mertlik, askerlik ve çalışmadır ve bunlar ninniler üzerinden toplumsal hayatımızda yer edinmiş konulardır. Bunlardan farklı olarak, geleneksel aile tiplerinin, zamanla şehirlere göç etmesiyle oluşan çekirdek aile tiplerine rastlamak mümkün. Birisi annesinden, büyüklerinden yani bir kadından duyduğu ninniyi ezgisel bir biçimde söylerken bir diğeri dışarıda duyduğu bir şarkıyı, türküyü söylemektedir.

Zaman içinde değişen başka bir nokta ise çalışan kadın ve çalışmayan kadın ninnisidir. Çalışan kadın okumuş ve kendisini sürekli -modern dünya bağlamında- yenileyen kadındır. Bu durum ninninin icrasının ve söyleminin şarkılar ve türküler üzerinden dönüşümünü sağlayarak teknoloji odaklı bir dinlemeye dönüşmektedir. Odak noktası ise TV, teyp, CD çalar vs. olup bu araçlar annenin bir aracı olarak aradan kalkarak çocuk ve ninni üzerinden devam eden bir şekilselliğe atıfta bulunmaktadır.

En çok kullanılan ninni hangisi?

Kitapta konusu geçen farklı ninnilerden bazılarını örnek verelim ve konuyu biraz daha açıklığa kavuşturalım: 1) “Fış fış kayıkçı/ Kayıkçının küreği/ Hop hop eder yüreği/ Akşama fincan böreği/ Benim evde etim var/ Bir yaramaz kedim var/ Kedim eti yerse/ Annem beni döverse.”

2) “Ona ninni diye diye/ Oğlum gittikçe büyüye/ Yavrum gide mekteplere/ Askerliğe heves ede/ Sürmeli bir zabit ola/ Cebi parayla dola.”

3) “Nenni etsun beyinsun/ Devleti kurtarsun/ Askerliğuni yapsun/ Nasına da baksun.”

4) “Oğlum oğlum al oğlum/ Ocağında kal oğlum/ Baban kalan kocaldı/ İşe güce sal oğlum/ Uyu yavrum ninni/ Büyü yavrum ninni.”

5) “Biner atın iyisine ninni/ Düşer yolun kıyısına ninni/ Haber verin dayısına ninni/ Ninni yavrum ninni/ İstanbul’un kuyuları/ Çayır çimen kuzuları/ Kitap okur dayıları/ Ninni yavrum ninni.”

6) “Kara kaşlı zeytin gözlü/ Beyaz yüzlü doğru sözlü/ İpek saçlı tunç bilekli/ Temiz yürekli olası kuzum ninni.”

7) “Uyusun da büyüsün ninni/ Tıpı tıpış yürüsün ninni/ Hu hu hu hu/ Hu yavruma hu kızıma hu hu.”

8) “Gızım gızım gızıma/ Ağ inciler düzine/ İstanbul valisi/ Düngür gelsin kızıma/ Yüz tene yalduz altın/ Başluh gelsün gızıma/ Gırbılmamaış gırb şişek/ Etlüh gelsün gızıma.”

9) “Dandini dandini danalı bebek/ Mini mini elleri kınalı bebek/ Benim de yavrum cicili bebek/ Uyusun da büyüsün ninni.”

10) “Atem tutem ben seni/ Şekere gatem ben seni/ Akşama baban gelende oy/ Önüne atem ben seni/ Ev süpüre toz ede/ Hamama gide naz ede/ El ayağı kir içinde/ Yıkamam diye naz ede.”

Konulara dair örneklemeler yaparak okuyucuya sunulan bazı ninniler bunlardı. En çok kullanılan ve bazı ninnilerde başlangıç niteliğinde seslendirilen ninni ise şu: “Dandini dandini dastana/ Danalar girmiş bostana/ Kov bostancı danayı/Y emesin lahanayı.” Bu ninniler başlangıçta şiir niteliğinde olup, annelerin söyleyiş biçimleri ve ezgisel tonlamarıyla ninni şekline bürünmüş. Burada en çok göze çarpan şey ise sözlerden ziyade annenin/kadının sesiyle bir anlam ve mana oluşturulmasıdır.

Kadın ve ninni kavramının üzerinde durduktan sonra genel olarak ninni ve kadın ilişkisini özetleme anlamında kitaptaki şu cümle önem atfetmekte: “… amaç çocukların dikkatini bir yerde toplamaktır. Bu nedenle anne, dikkat çekebilmek için yüksek sesle, ezgili bir biçimde ninni söylemeyi tercih etmektedir.’’ Çünkü bebek uzun bir süre boyunca anneyi kendisiyle bir bütün olarak algılar ve bu algıyı ise annenin, bazı odak noktaları, söylemleri oluşturarak travmaya neden olmadan durumu normale dönüştürmeye çalışması gerekmektedir. Bu da kitabın ayrı bir teorisidir.

Kitap içerisinde yukarıda verdiğim dörtlükler haricinde pek çok ninni ve türleri mevcuttur. Yazar kitabında genel olarak öncelikle ninninin tarihselliğinden tür bakımından nereye ait olduğuna, aynı zamanda kadının toplumsal yönüne ve söylemlerine, ninninin bebek-kadın arasındaki işlevine, son olarak da kadının sesinin ezgisel bir biçimde ninniyi seslendirerek bebeğiyle kurduğu ilk adım bağına atıfta bulunarak bir çalışmayı bizlere sunuyor.

Hatice Kübra Karadeniz yazdı

Güncelleme Tarihi: 23 Haziran 2020, 22:27
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26