banner17

Batı'yı Hakan Albayrak'tan okudum

Batı hakkında belli düşüncelerimiz varsa bile bir de Hakan Albayrak’ın dilinden ayrıca okumak lazım.

Batı'yı Hakan Albayrak'tan okudum

 

‘Yeni Dünya Düzeni’ aldatmacası, Amerika’nın doksanların hemen başında, dünya milletlerine deklare ettiği yeni politik üçkâğıtçılık! Bu üçkâğıtçılıkta, ‘medeniyet’ bağlamında var olan temel algı biçimi, ya ‘Batı ile entegrasyon’ ya da ‘yok oluş’ prensibi olarak iki seçenek üzerine bina edilmiştir. Yani, Avrupa’nın özelikle Haçlı Seferleri’nden bu yana sürdürdüğü tek kutuplu dünya özlemi, güçler dengesinin değişmeye başladığı ‘rönesans’la ivme kazanan yayılmacı ve sömürgeci süreçte en belirleyici rol olmuştur. Birinci binden başlayarak varlığını kutsallık veya kutsal değerler adına sürdüren Batı düşüncesi, Doğu’nun sözde ‘ilkel’ ve ‘barbar’ ‘putperest’lerini Hıristiyan inancına taşımak için akla hayale gelmeyen baskı, zulüm ve işkenceler icat etmiştir.

Batı’nın en büyük ihracatı: özgürlük(!)

Bugün kültür ve medeniyet kavramları etrafında Doğu toplumlarına sözde ‘ilericilik’, ‘demokrasi’ ve ‘özgürlük’ vaadinde bulunan Avrupa ve Amerika, kirli geçmişleriyle yüzleşmek bir tarafa, aşıladığı bulanık kavramları napalm, atom bombası, uranyum vb. olarak Bosna’nın, Irak’ın, Afganistan’ın, Filistin’in, Sudan’ın, Çeçenistan’ın ve daha birçok İslâm beldesinin üzerine yağdırmış ve yağdırmaktadır. Savaş hukukunu ilk defa duyuyormuş gibi davranan gasıp Amerika ve hempaları, henüz kanı kurumamış topraklarda unuttukları yakın geçmişlerini hatırlamak yerine, sözde ‘ilkel’ ve ‘barbar’ ‘putperest’leri medeniyete, iman etmeye ve küresel barışa davet etmektedirler.

Batı’nın politik vizyonu, esas itibarıyla haçlı zihniyetinin muhafazasından başka bir şey değildir. Bugün Batı, sadece kavramlar ve insanî özden uzaklaşmış vahşet çağrıları taşımaktadır. Çünkü onlar için Doğu ve Doğu insanı (affınıza sığınarak) sadece üzerine işenecek cesetler olarak anlam taşımaktadır!.. Zira Batı’nın politik arenada varlığını devam ettirmesi ancak ve ancak sömürge toprakları üzerinde yükselecek daha çok ceset, daha fazla kanla mümkündür. Sözde evrensel hukuk kurallarının, insan haklarının ve politik vizyon halinde ‘söz hakkı’nın belirleyicisi olarak Doğu toplumlarına ‘insanlık’ dersi veren Batı düşüncesi, nesebi gayrı sahih düşünce sistematiğini tahrif edilmiş Hıristiyanlık öğretisi üzerine bina etmiştir.

Batı’nın anlamı ne?!Batının Soykırımcı Tabiatı, Hakan Albayrak

Kültürünü ‘din’ ve ‘medeniyet’ retoriğine nispetle örgüleştiren Batı; hukuk, adalet, insanlık kavramları karşısında geçmişiyle yüzleşmekten özellikle kaçınmaktadır. Felsefî sistematiğinde ‘barbar’ ve ‘putperest’ kavimler saydığı Doğu toplumlarının etkisinde geçirdiği yüzyılları inkâr ederek, varlığını zorbalık halinde yerlileri ve topyekûn halkları soykırıma tabi tutarken gösterdiği ‘sevgi’ ve ‘medeniyet’ elbette takdire şayan bir durum arz etmektedir!... Bugün Batı’nın soykırımcı tabiatı üzerine kalem oynatan bütün düşünce adamlarının ittifak ettikleri sonuç hep aynı olmuştur; sömürü + kan + zulüm + nefret: Batı medeniyeti.

Batı’nın gerçek portresi

Doğrusunu söylemek gerekirse, Batı düşüncesinin hayat bulduğu Hıristiyanlığa dair tahrif edilmiş ilk metinler, Yahudilik inancı ile birleşiminden sadece felsefî olarak değil, insan ruhu ve Allah karşısında bile ontolojik sarsıntılar geçirmiştir. Batı düşüncesinde hayat bulan Hıristiyanlık ya da Hıristiyanlıktan hayat devşiren sözde Batılı düzen, varlığına çok yakınımızda şahit olduğumuz vakalar silsilesi içinde sadece soykırım ve vahşi Kapitalist sistematiğiyle ayakta durmaktadır. Medeniyet tartışmalarında ‘Batı seviciler’ olarak arz-ı endam eyleyenler, Batı ve Doğu tercihinde teknolojiyi ve bunun ürünlerini ön planda tutarak insanı köleleştiren sistemin borozanlığını yaptıklarının elbette farkındadırlar. Batı için genel geçer kural ortada durmaktadır oysa; şiddeti arttır, çatıştır, kullan ve at!.. Kölenin sahibine sadakatini emek-sermaye çelişkisine dikkat çekerek fabrikalarda artı değer kavramı üzerinden inceleyen zavallı komünist anlayış, elbette Batı’nın vicdan azabı olarak tarihteki yerini almıştır. Vahşi tabiatıyla Batı, İslâm’dan aşırdığı hukuk, adalet, tıp, savaş hukuku vb. uygulamaları ile rönesansa yelken açtığı yüzyıllarda, insanı, eşref-i mahlûkat olarak görmeden ürünler geliştirmiş, neticesinde tahrif edilmiş bir inanç ekseninde yönünü maddeye çevirerek insana ve insanlığa ihanet etmiştir.

Hakan Albayrak’ın kaleme aldığı ‘Haçlı Seferlerinden Günümüze Batı’nın Soykırımcı Tabiatı’, öyle sanıyorum ki zihni bulanık okura şifa olacak evsafta mükemmel bir Batı portresidir.

 

Arif Akçalı yazdı

Güncelleme Tarihi: 12 Mayıs 2016, 14:20
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Berad
Berad - 7 yıl Önce

özgürlük adı altında yeni kuşakların da gözde yeri oluyor. Gençler çok okumalı.

erhan güler
erhan güler - 7 yıl Önce

İslam toplumlarının durumunu da incelemeliyiz bence. Batı dünyasının olumsuzlukları ortada doğru ama müslüman ülkeler acaba nasıl? Arif bey sert yazıyor bence. saygılarımla.

banner8

banner19

banner20