banner17

Batılı tarzda ilk antolojimiz: Nümûne-i Edebiyât-ı Osmâniyye

Nümûne-i Edebiyât-ı Osmâniyye, Ebüzziya Tevfik Bey tarafından Yeni Osmanlıların kaleme aldıkları yazılardan derlenen bir seçki. Ebüzziya Tevfik bu kitabı, Malta’da sürgündeyken hazırlamış. Mehmet Erken yazdı.

Batılı tarzda ilk antolojimiz: Nümûne-i Edebiyât-ı Osmâniyye

Özellikle son yıllarda Osmanlı tarihini her daim bizimle beraber olan ve tarihten öte bugünde olan bir şey gibi düşünsek de, içine girmeye başladığımızda aslında arada birçok kırılmalar, farklar ve aşılması güç mesafeler olduğunu fark etmemiz kaçınılmaz.

Bir gecede cahil kalma durumu, sorguya ve detaylandırmaya muhtaç bir mevzu olsa da yine de pek çok noktada bunu bizim hissetmemiz ve sanki bugün oluyor gibi yaşamamız mümkün. Konu sadece, dil bilip bilmemek, isim bilip bilmemek değil, söylenen sözün, yapılan eylemin ortaya çıktığı ortamı, insanları ve hayat algısını anlayamamak meselesi. Dolayısıyla okullarda Arapça ya da Osmanlıca öğretmekten öte çözmemiz gereken problemler olduğunu ifade etmemiz gerekiyor.

Buna benzer sıkıntılar ile yüzleştiğim bir vakitte, bir şeyler ararken bugünden geriye doğru edebiyata dair bilgimi kontrol etmem gerekti. Bugünden geriye doğru giderken insanlar ile, kitaplar ile, olaylar ile karşılaştığımda, zaman uzaklaştıkça arama giren bir mesafe dikkatimi çekti. Metinleri, isimleri bir şekilde bilsem de, aşina olsam da hatta bazılarını gerçekten sevdiğimi düşünsem de, koca bir duvarın varlığını yüzümde hissettim. 80’lere, 70’lere, 60’lara dair bildiğim literatürün, bildiğim yönlerini değil, bana yabancı olan yönlerini gördüm. Fakat esas ilgilendiğim konu Osmanlı son dönemi olduğu için isimler ve eserler, atıyorum Muhammed Hamidullah’tan, Seyyid Kutub’dan, Namık Kemal’e, Ziya Paşa’ya evrildi. “Vatan Yahut Silistire” ya da “Terkib-i Bend” gibi eserler bana ne söylüyor da, ben bunların isimlerini ve önemlerini biliyorum? Daha önemlisi kendi dönemlerinde okuyanlarına ne söylüyorlardı?

Düzyazı örneklerini toplamış

Böyle bir zamanda kütüphanede Ebuzziya Tevfik’in bir kitabına rastladım: Numune-i Edebiyat-ı Osmaniyye tam olarak aradığım kitap. Ebuzziya Tevfik, Osmanlıca düzyazı örneklerini derlemiş. Tabii ki kendi dönemi ağırlıkta… Ama bizim için ne fark eder, bir metnin 15. yüzyıl ya da 19. yüzyıl olması arasındaki farka dair en ufak bir fikrimiz yok ki? Bırakalım bunlardan zevk almayı…

Bu kitabı okumanın da ötesinde kitabın muhakkak bugün de erişilebilir olması gerektiği düşüncesine kapıldım ve ümitsizlikle kitap sitelerine baktığımda, DBY yayınları tarafından basılmış olduğunu fark ettim.

DBY Ajans’ın ismine daha ziyade kitap künyelerinde, tasarım başlığı altından aşinayım fakat bir yayınevi olduğunu o güne kadar nedense fark etmemişim. Dahası, son dönem Osmanlı edebiyat metinlerinden, edebiyat ve dil öğrenimine dair metinlerinden hatta hatıratlarından haberdar değildim. Büyük kayıp. Bu vakitten itibaren ilgi ile takip ettiğim yayınevleri arasında yerini almış durumda. Seçtikleri eserler ve eserlerin tasarımları için tek kelime ile şahane diyebilirim... Umarım her biri karşılıklarını fazlası ile bulurlar…

Malta sürgününde derlenen bir eser

Nümûne-i Edebiyât-ı Osmâniyye: Osmanlı Edebiyatı Düzyazı Antolojisi, merkezinde Yeni Osmanlıların metinleri olan bir seçki. Derleyeni ise, yine Yeni Osmanlıların yayıncısı olarak tanımlayabileceğimiz Ebüzziya Tevfik Bey. Ebüzziya Tevfik bu kitabı, Malta’da sürgündeyken derlemiş. Ve kitap, Batılı türde ilk antoloji eseri olarak kabul ediliyor. Yayınlandığında ülke sathında olduğu gibi, yabancı araştırmacılar tarafından da büyük bir ilgi görmüş.

2015 yılında yayınlanan eser, yayına hazırlayan Furkan Öztürk’ün eseri ve önemini anlattığı bir yazı ile başlıyor. Sonrasında ise bir sayfasında Arap harfleri bir sayfasında Latif harfleri olmak üzere metne başlıyoruz. Burada kullanılan kâğıda, renkli baskıya, latinize metindeki vurguların okunuşu akıcı hale getirdiğine vurgu yapabilirim sanırım.

Kitap Ebüzziya’nın takdimi ile başlıyor, “Ashâb-ı Mütaleaya” başlıklı yazı, muhtemel itirazları en başından göğüsleyerek, klasik dönemden az, bugünden çok yazı seçmelerinin kasıtlı bir tercih olduğuna dair vurgu yapıyor. Kitabın içeriğinde ise Sinan Paşa, Naima, Nedim, Koçi Bey, Hakkı Paşa gibi isimlerden sonra esas yükünü tutan Tanzimat ve sonrası isimlerin yazıları başlıyor; Reşid Paşa, Fuat Paşa, Edhem Paşa, Ziya Paşa, Sadullah Paşa ve dönemin en önemli ismi olarak anabileceğimiz Namık Kemal’in yazıları.

Böyle bir çalışmanın yapılmasını Namık Kemal istemiş

500 sayfaya yakın tutan kitabın, 200 sayfasının Kemal’in yazılarından oluşmasını tesadüf olarak anlayamayız muhakkak ki. Furkan Öztürk’ün yorumu ile, kitabın derlenmesi de zaten, Namık Kemal’in bir yazısında böyle bir kitabın derlenmesine dair lüzuma işaret etmesi sebebiyle gerçekleşiyor.

Kitapta Ebüzziya metinleri teker teker değerlendirmese de, ele aldığı isimlere dair kısa-uzun bilgiler vererek bir giriş yapıyor, sonrasında metinlere dair genel bir bilgi vererek alıntılara geçiyor.

Kitabın metinlerini teker teker ya da parça parça ele almak pek mümkün değil, bu nedenle bu faslı okura bırakmak en iyisi. Fakat bu kitabın, 19. yüzyılın ikinci yarısına damgasını vurmuş bir akımın içinden, doğrudan dönemin insanlarına, okurlarına ve tartışmalarına binaen seçilmiş metinlerden oluştuğunu tekraren vurgulamak istiyorum. Zira bu tercihler muhakkak bugünün edebiyat tarihçilerinin bakışından farklı olacaktır.

Not: Kitabın sunuş ve içindekiler kısımlarına şu linkten ulaşmak mümkün: https://www.dby.com.tr/u/dby/docs/n/u/numuneiedebiyyatiosmaniyye-tanitimkopyasi-1492595483.pdf

Mehmet Erken

Güncelleme Tarihi: 29 Ekim 2018, 15:17
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20