banner17

Balkanlar, Sarı Saltuk'u bilmeden anlaşılamaz

Balkanlar, şarkın batıya uzanan kolu, İslam medeniyetinin Garb’a açılan penceresidir. Metin İzeti, 'Balkanlar'da Tasavvuf' isimli eserinde, seyyah dervişlerin Osmanlı ordusundan senelerce önce Balkanlar'ı İslam'a açtığını ifade ediyor. Ahmed Sadreddin yazdı.

Balkanlar, Sarı Saltuk'u bilmeden anlaşılamaz

 

 

Osmanlı'nın Balkanlarİslam'a açmasında tarikat şeyhleri ve dervişler önemli görevler ifa etmiş, fethin adeta öncüleri olmuşlar. Balkan coğrafyasındaki tarikat faaliyetlerini incelediği "Balkanlar'da Tasavvuf" isimli kitabında Metin İzeti, tarikat şeyhleri ve dervişlerin, halkı zihnen bu fethe hazır hale getirdiklerini ve Osmanlı ordularının son derece elverişli bir ortamla karşılaştıklarını ifade ediyor.

Kitapta, Balkan ülkelerinde İslam dininin ve Osmanlı idaresinin yayılmasını ve benimsenmesini kolaylaştıran iki unsurdan birinin, Hıristiyanlığın daha az tahrif edilmiş bir yorumu “Bogomilizm” olduğunu söyleyen İzeti, diğerinin ise Osmanlı öncesi bölgeye yayılan seyyah dervişlerin faaliyetleri olduğunu ifade ediyor.

Tekke etrafında oluşan köyler kültür-sanat merkezleri oldu

Tasavvuftaki derin insan sevgisi, yüksek hoşgörü ve karşılıksız hizmetin, Müslümanlarla Hıristiyanlar arasındaki kaynaşma zemininin kurulmasında etkili olduğunu, dervişlerin yol kavşakları ile boş topraklarda kurdukları tekke ve zaviyeler etrafında oluşan köylerin zamanla din, eğitim, kültür ve sanat merkezleri haline geldiğini belirten Metin İzeti, tasavvufi şahsiyetler etrafında bu nedenle bir çok efsanevi anlatıların oluştuğunu, bunların kiminin vuku bulmuş kerametler, kiminin ise halkın derin sevgileri sebebiyle değiştirerek anlattığı öyküler olduğunu vurguluyor.

Hakkında en çok efsane bulunan şahıs ise, Müslümanlar tarafından sevildiği kadar Hıristiyanlarca da benimsenen Hz. Sarı Saltuk, bazı tarihçiler tarafından tek bir şahıs olarak değil, Balkanlar'da meşihat eden bütün şeyh efendilerin adeta genel bir ismi olarak kabul edilmiş. Bundan dolayı Balkanlar'da faaliyet gösteren muhtelif tarikatlar ve tekkeler Sarı Saltuk Hazretleri’nin ismiyle özdeşleşmiş.

Osmanlı'nın, Hıristiyan Ortodoksluğu’nun aksine, hoşgörülü ve Balkan halkı tarafından kolayca benimsenebilecek bir İslam anlayışı geliştirmiş ve bireyler arasında eşitliği korumuş, bu sebeple vicdan ve ibadet özgürlüğü ile birlikte, İslam dairesi içinde otantik kültürlerini yaşatma imkânı bulan Balkan insanları Mevleviyye, Halvetiyye, Rifaiyye, Melâmiyye, Bektaşiyye ve Sâdiyye başta olmak üzere, muhtelif tasavvuf mekteplerini benimsemişler.

Metin İzeti, Osmanlı Devleti'nin, kuruluşundan itibaren tasavvuf erbabı ile daima iyi ilişkiler içinde olduğunu, bu münasebetlerin Balkan coğrafyasında da aynı şekilde devam ettiğini, zaman zaman idarecilerin, sufileri ziayeret ettiğini, vaazlarını dinleyip, nazihatlerini tuttuklarını ifade ederken, bu samimi ilişkilerin neticesinde bazı tarikatlara, tekke ve vakıflar tesis edilip vergiden muaf tutulduğunu, bazılarına da hazineden maaş bağlandığını vurguluyor.

Sanatı da geliştirdiler

Kitabında, Balkanlar'da meşihat eden şeyh efendilerin çoğunun zahiri ilimlere de vakıf olduklarını, büyük bir kısmının medrese ilimleri tahsil ettiklerini ifade eden Metin İzeti, ilme verdikleri değerden ötürü ulemanın da sufilere yakın olduğunu, dergahların yalnızca dini hayatla bağlı kalmadığını, fikir, felsefe, mimari, şiir ve musiki başta olmak üzere güzel sanatlara el uzatarak gelişmeleri için zemin hazırladıklarını belirtiyor.      

Kitapta zikredilen malumat arasında belki de en ilginci, Arnavut ve Boşnaklar'ın Arap alfabesini dillerine uyarlayarak oluşturdukları “Alamiyado” edebiyatı. Bu edebiyat türü, direkt olarak tekke ve tasavvufun etkisi altında gelişmesi bakımından, tarikat ve sufilerin Balkanlar'daki büyük tesirini gösteriyor. İzeti, tarikatların Balkanlar'daki belirli şehirlerin kuruluşu ve gelişmesinde de etkileri olduğunu da vurguluyor.

Vaaz ve sohbetle halkı irşad ettiler

Balkanlar'da kurdukları tekkelerde sohbet ve vaaz yoluyla halkı irşad etmeye çalışan meşayıhın, halkla içiçe yaşadıklarını, dertleriyle dertlenip, samimi münasebetler kurduklarını ifade eden Metin İzeti, kitabın genel düşüncesi olarak sufilerin gayretleri neticesinde Balkanlar'ın İslam'ı seçtiklerini ve bölgenin diğer dini yorumlardan ziyade tasavvufi yorumu kabullenip benimsediklerini ve bu halin bugün de devam ettiğini vurguluyor.

Metin İzeti'nin kaleme aldığı “Balkanlar'da Tasavvuf”, ülke kitaplığımıza tasavvuf konulu birçok telif ve araştırma eseri kazandıran İnsan Yayınları tarafından yayımlandı. Balkanlar'daki genel yöneliş olan tasavvufun 18. ve 19. yüzyıldaki seyrinin hikâyesini merak edenler için, Metin İzeti'nin çalışması derli toplu bir eser.

 

Ahmed Sadreddin yazdı

Güncelleme Tarihi: 05 Mayıs 2017, 12:41
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20