Balkan Savaşları'na ve Sonuçlarına Dair Yeni Bir Kitap

Yahya Kemal Taştan, 'Balkan Savaşları ve Türk Milliyetçiliğinin Doğuşu' adlı eseriyle, dil birliğinden din birliğine, coğrafi farklılıklardan Osmanlı İmparatorluğunun yıkılmasına ön ayak olan milliyetçilik fikir akımlarının kışkırtılmasına kadar edebiyatımızdaki ve tarihimizdeki birçok araştırmacının hakkında araştırmalar yaptığı Balkan Savaşları’na birçok farklı açıdan yaklaşıyor. Şerife Yılmaz yazdı.

Balkan Savaşları'na ve Sonuçlarına Dair Yeni Bir Kitap

Türk milliyetçiliği ve Anadolu topraklarında kurulan milli devlet için dönüm noktası teşkil eden Balkan Savaşları'nı daha içerden bir gözle anlamamızı sağlayan yazar Yahya Kemal Taştan, “Balkan Savaşları ve Türk Milliyetçiliğinin Doğuşu” adlı eserinde birçok farklı yönden döneme ışık tutuyor.

Dil birliğinden din birliğine, coğrafi farklılıklardan Osmanlı İmparatorluğunun yıkılmasına ön ayak olan milliyetçilik fikir akımlarının kışkırtılmasına kadar edebiyatımızdaki ve tarihimizdeki birçok araştırmacının hakkında araştırmalar yaptığı Balkan Savaşları’nın hem Anadolu'daki hem Balkanlar'daki dönemin ayrı ayrı mecralarından fotoğrafını çekiyor Taştan.

'Millet-i hâkime' diye anılan Müslüman Türklerin tebaası olan Balkan halkları, büyük devletlerin kendilerine destek çıkması ve güç vermesiyle Osmanlı İmparatorluğu'na başkaldırmış ve böylelikle bağımsızlıklarını kazanmışlardır. Balkanlar'da milliyetçi hareketlerin uyanmasında önemli bir âmil olan din, birleştirici gücü kadar ayrıştırıcı gücü ile de kendini gösteriyor. Osmanlıların farklı din ve mezhepten insanlara bir arada yaşama imkanı tanıyan 'Millet Sistemi' ile Balkanlar'da uzun yıllar hakimiyetini sağlaması, aynı zamanda dini ve etnik gruplar arasındaki münasebetleri sınırlandırıp birbirlerine karışmalarını önleyerek 'cemaat milliyetçiliği' gibi bir oluşuma zemin hazırlamıştı.

Balkan milliyetçiliklerini 'kabile milliyetçiliği' olarak tanımlayan yazar, "19'ncu yüzyılda Slav halkları için kullanılan 'tarihsiz halklar' tanımındaki 'rüştünü ispatlayamamış milliyetçilikler' Batı Avrupa tarafından ‘Balkanlaşma’ olarak tanımlanır" diyor.

Toprak üzerinde tarihi hak iddiaları

19'uncu yüzyılda, bilhassa Balkan coğrafyasında meydana gelen savaşların çoğu bu coğrafyada yaşayan milletlerin bölge üzerindeki tarihi hak iddialarından beslenmiştir. Rumlar ve Sırplar için 'Makedonya' milli projelerinin amacı olmuştur. Rumlar için 'Megali İdea' Bizans İmparatorluğu'nun yeniden ihyası ve Makedonyalı İskender'in hakimiyetindeki topraklara sahip olmak demektir. Balkanlar'daki ihtilaflı bölgeler ve tarihi iddialar göz önüne alındığında Sırplar için Makedonya, Orta Çağdaki Duşan İmparatorluğu mirasının bir parçasıdır. İstriya Yarımadası, Arnavutluk, Hırvatistan ve İtalya; Trieste, Avusturya ve İtalya arasında tartışmalı bölgeler olduğu gibi Macaristan'ın Romanya ve Voyvodina üzerinde tarihten gelen iddiaları bulunmaktadır.

Asimilasyon ve zorunlu göç

19'uncu ve 20'nci yüzyıllarda Doğu Avrupa'da ortaya çıkan milli devletler, farklı din ve etnik kimlikteki insanları asimile etmeye ya da göçe zorlamışlardı. Sırbistan, Bulgaristan ve Yunanistan, Ortodoks mezhebine dayalı bir millet oluşturma amacı ile etnik temizlik ya da zorla göçü uygulayan ülkeler olarak tarihe geçmiştir. 'Türk' adının Balkan muhayyilesinde Müslüman'ın tarifi olarak kullanıldığı göz önüne alınırsa Bosna'da yaşanan soykırımın sebebi ortaya çıkıyor.

1774 yılında Kaynarca anlaşması ile Balkanlardaki Ortodoks Hıristiyanları temsil etme hakkı kazanan Rusya'nın Balkanlar'daki Osmanlı nüfuzunu sarsması”na ise Yahya Kemal Taştan tarafından özellikle gözden kaçırılmaması gereken bir nokta olarak dikkat çekiliyor. Rusya'nın Balkanlar'da Ortodoks Hıristiyanlığı 'Panslavizm' olarak siyasi ideolojiye dönüştürmesi, Hıristiyan Balkan halklarını harekete geçirmiş ve Osmanlı'ya karşı seslerin yükselmesini sağlamıştır.

Balkan savaşları ve yaşanan göçler, yeni etnik kimlikler yaratmış; bilhassa Anadolu'ya göçen Müslüman topluluklar, kendilerini Türk kimliği ile özdeşleştirmişlerdir.

Ve ihanet edenler…

Balkan Savaşları'nda Edirne'nin kaybının halk arasında sebep olduğu travma, savaştan kaçan bölge halkına büyük bir nefret ve kınamayı beraberinde getirmiştir. 'Ötekine' karşı duyulan kin ve öfkenin milli bilinci güdüleyen etkin bir unsur olduğunu belirten yazar, "Osmanlı ordusu ve sivil halk yalnız Balkan ordularıyla değil, komşuları Bulgar, Sırp ve Rum halk tarafından da katledilmiş, yerinden yurdundan edilmiştir. Osmanlı ordusu, Balkan Harbi'nde kendi öz-topraklarında savaştı, düşman ordularıyla savaştı ama daha da acısı kendi vatandaşlarıyla da savaştı. Bu bakımdan savaştığı topraklar kendi toprakları değil de sanki düşman toprakları gibiydi. Sırp nüfus Sırp ordusuyla, Rum nüfus Yunan ordusuyla, Bulgar nüfus Bulgar ordusuyla kısaca bu vatandaşlarımız vatandaşı oldukları devletle değil, kendilerini ait hissettikleri devletlerin ordularıyla birlikte hareket etmiştir." sözleriyle bir kez daha birbirine komşu olan insanların nasıl bir günde birbirlerine düşman kesildiğini gözler önüne seriyor.

Balkan savaşları hezimetinden sonra düşmanın Osmanlı sınırları içinde yaşayan işbirlikçileri olarak tanımlanan Bulgarlar, Sırplar, Yunanlılar ve Karadağlılar, Türklerin 'koynunda beslediği yılan' olarak görüldü.

Pencereye Balkanlar'dan bakınca ise Balkanlar'daki milliyetçilikler, milli kimliklerini ve benliklerini unutturmakla suçladıkları Osmanlıları, tuhaf bir biçimde kendilerini 'Türkleştirmekle' de itham ederler.

Milliyetçilerin ümmetçilik mücadelesi

Milliyetçi akımlar, yeni kimlik inşâsına emperyal üst kimlikleri ve bu kimliğin unsurlarını yıkmakla başlar. Ümmetçilik anlayışının Türkçülük ile çakışmasına tarihsel perspektiften bakan yazar, Cengiz, Timur ve Oğuz Han üzerinden sosyolojik bir okuma yaparak şu sözleri paylaşır: "Türk Milliyetçilerinin kimlik inşâsında ikinci büyük mücadelesi de 'Ümmetçilik' olmuştur. İslam öncesi tarihe ve Orta Asya Türk tarihine öykünerek yeni kimlik inşâ etmek isteyen Türk milliyetçileri, siyasi, dini ve coğrafi farklılıklardan dolayı aynı milletten olmalarına rağmen birbirleriyle savaşmak durumunda kalındığından yakınır. Cengiz ve Timur gerçekte Türk hükümdarı olmalarına rağmen toplumsal hafızada derin yaralar açtıklarından Osmanlı tarafından tahkir edilir ve sıcak bakılmazken Oğuz Han ön plana çıkarılır. Rusya'dan gelen Türkçülerin Turan referansı ise farklı olup Tatar kimliği öncelenerek Cengiz Han'a dayandırılır."

Edebiyatta milliyetçilik

Dönemin edebi eserlerindeki milliyetçilik tartışmalarına örneklerin verildiği eserde, İslamcıları temsilen en sert eleştirileri yapan Babanzâde Ahmed Naim'den bahseden yazar şu saptamayı yapıyor: "Hâlis Türkçü ve Türkçü-İslamcı ayrımı yapan Babanzâde, hâlis Türkçülerin yeni bir mefkûre yaratarak eski geleneklerle bağlarını kesmek, buna karşılık nev-zuhur gelenekler icat ederek yeni bir iman, kavim ve yeni bir millet yaratmak istediklerini ileri sürmüştür. Savundukları şeyin dinsizlik olduğunu iddia ederek hâlis Türkçülerle tartışmayı gereksiz gören Babanzâde, Türkçü ve İslamcı mefkûrelerin her ikisinden de vazgeçmeyenleri muhatap alır."

İslamcıların tenkitlerine en tutarlı cevabı ise Ziya Gökalp vermiştir. "Din Türk kimliğinin tamamlayıcısıdır" diyen Gökalp'in şu sözleri yer alıyor eserde: "Türklük, kozmopolitliğe karşı İslam'ın ve Osmanlılığın gerçek istinatgâhıdır. Balkan savaşları Avrupa vicdanının aslında Hristiyan vicdanı olduğunun ispatıdır. Bir Türk, kızını bir Arapla, bir Arnavutla, bir Kürtle yahut bir Çerkesle evlendirebilir; fakat ırk yakınlığı olduğu varsayılan bir Finlandiyalı, Macar, Moğol veya Tunguz'un kızını Müslüman yapmadan almaz."

Ziya Gökalp ile biraz daha tutarlı bir zemine çekilen ümmetçi ve Türkçü tarafların çatışmasında Yahya Kemal Taştan da 'Balkan savaşlarında Türklere yardım edenlerin ırkdaş değil dindaş olanlar' olduğunu hatırlatır.

Gaspıralı İsmail'in öncülüğünde Orta Asya'ya yayılan Cedidizm'in Türk halkları arasında birliği sağlayacak en önemli araç olarak Türkçeye yaptığı hizmetler ve daha fazlası ise eserde geniş yer alıyor.

Yahya Kemal Taştan, Balkan Savaşları ve Türk Milliyetçiliğinin Doğuşu, Ötüken Neşriyat

 

Şerife Yılmaz

Güncelleme Tarihi: 21 Kasım 2018, 14:35
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13