Aşkar gibi uçuşa geçirmiş şiirini İdris Ekinci

Şiirimizin genç ve güçlü isimlerinden biri olan İdris Ekinci, birkaç ay önce ikinci şiir kitabı 'Son Üç Dakika' ile yeni soluğunu ulaştırdı bizlere. Üç yıl önce çıkan 'Uyku Kuşu'nun kardeşi olan bu kitap, sesi güçlenerek yükselen bir şairin sesi olma özelliğini taşıyor aynı zamanda. Emir Gazi Er yazdı.

Aşkar gibi uçuşa geçirmiş şiirini İdris Ekinci

Şiirimizin genç ve güçlü isimlerinden biri olan İdris Ekinci, birkaç ay önce ikinci şiir kitabı “Son Üç Dakika” ile yeni yeni soluğunu ulaştırdı bizlere. Üç yıl önce çıkan “Uyku Kuşu”nun kardeşi olan bu kitap, sesi güçlenerek yükselen bir şairin sesi olma özelliğini taşıyor aynı zamanda.

İdris Ekinci sadece şair kimliğiyle kalmıyor, Aşkar Dergisi’ni de çıkarıyor aynı zamanda. Üç ayda bir yayınlanmasına rağmen zengin içeriğiyle 28. sayısına ulaşan Aşkar, “buradayız” diyor, doludizgin koşusunu her yeni sayısında daha da hızlandırarak devam ettiriyor, sen neredesin diye sormayı da ihmal etmiyor.

Şair, şiir estetiği ve poetik yazılar da yazıyor Aşkar’da ve Karagöz’de. Bazen de Dergâh’ın sayfalarında görünüyor şiirleriyle. Şair tütünü ve çayı seviyor. “Kriz” adlı şiiri bunun en güzel delili. Sonra birçok şiirinde de görülüyor bu zaten.

Yoğun anlatımı ve uzun cümleleriyle demirden şiirler aksetmiş sayfalara

Şiirlerinden bağımsız olmayan tütün ve çay sevgisinden büsbütün şiirlerine dönecek olursak; şairin ilk kitabı Uyku Kuşu, anne ve baba vurgularının öne çıktığı iki şiirle başlıyor. Kitabın ilk şiiri “Kaldıysa”, şairin anne okulundan bölümler taşıyor. Şair, arayışlarını da bu şiirde bir nebze olsun dile getiriyor. Dostoyevski’de kaldığı uzun soluklu bekleyişini, Peyami Safa keyfini ve nihayete erdirişini İsmet Özel’le tüm bekleyişlerini… Şairin İsmet Özel ilgisi, tüm şiirlerinde ve düşünce akışında kendisini derinden hissettiriyor.

İdris Ekinci şiiri, yoğun anlatımı ve uzun cümleleriyle demirden cümleler gibi dökülürken sayfalara, şairin okuduğu, düşündüğü, yazdığı şiirleri iliklerine kadar hissederek ortaya çıkardığını da görebilmekteyiz bu sayfalarda. “Babama Şiir Olsun/Babam da Şiir Olsun” baba, "Kaldıysa" şiiri ise anne vurgusuyla ilerlerken, şair, yürünecek yolun onlara dayanarak yürünebileceğini gösteriyor bir daha.

Bir bahçeye nasıl akraba olunur öğretti bileklerin

Yanık iflah borusundan üflenen oğlun yürüdü yokuşunu

Yanımda ol o yokuşun sırtında ezberimin ötesine geçen o yerde

Kendi şiirini yazma gayretinin mahsulü bu şiirler

Unutmak İçin”, şairin iç dünyasının bir fotoğrafı. Geçmişinin, otuz yılının, vedalarının, kızgınlıklarının bir araya geldiği bir fotoğraf. Şair, dili olmayan nesnelerle akraba olmak istiyor. Dilsiz konuşmak, gözü olmadan görmek, sesi olmadan bağırmak, kimseyi kendine muhatap almadan çağırmak, toprak olmak…

İdris Ekinci, ilk şiirlerinden itibaren beslendiği kaynakları da satır aralarında dışa vuruyor. Bunlardan ilk ve en olanı ise İsmet Özel. Her iki kitabında da İsmet Özel’e ithaf ettiği şiirleri bulunan şair, ilk kitabının ithaf kısmında da minnetle zikrediyor şairini. Bu denli etkilenip, okuyup, beslenmesine rağmen, kendi şiirini yazma gayretinde olarak takdiri de hak ediyor. Taklit etme saçmalığına, yapmacıklığına, başarısızlığına düşürmüyor kendisini. İsmet Özel’e ithaf ettiği “Neyi Kaybettiğini Hatırla”, şairin iç âleminin, düşünce mimarının tablosunu da koyuyor ortaya. Yapmacıklıktan uzak, taklitçilikten beri, kralcılardansa ziyadesiyle akıllı ve edepli.

Gördüm nefesime ağan erincinin közlerini

Bilinçle sabırla dirençle aşkla

Kaynayarak öptüm üstadın ellerini

Uyku Kuşu’nun sonlarına doğru sesi daha bir yükselen, meydana atılmış, gözünü budaktan sakınmayan, sözünü, söyleyeceğini korkmadan sıralayan bir şair görüyoruz. Kendinden emin, inancından şüphe duymayan, Müslüman bir şair.

Tekin değilim delirircesine Müslümanım doğduğumda boşandık dünyayla

Mahşerin ebedi bekârlarındanım çıkıp dışarı dolaşamam

Soluğumun yakasını ilikleyen taşkın ecel dönüyor kırlarımın avucunda

İhtimal Tınısı” ise, şairin anlatımda zirveye doğru büyük adımlarından biri mahiyetinde. İlk bölümünde kendini çok vermeyen şiir, bir anda ritmini yükseltip Aşkar gibi uçuşa geçiriyor. İfade ediş, bütünlük, şiirin müzikalitesi bakımından sarıp sarmalayan bir akış içinde okutuyor kendisini.

Bu zamanda

Oruç tutuldu, ay güneş tutuldu

Dil tutulmadı anladım

Sesim bedevi, soluğum yarım bırakılmış şarkıların üzgün meleği

Ve Uyku Kuşu’nun son şiiri “Allah Bize Yeter” de şairin en güzel armağanı, en güzel çağrısı sevgiliye. Kimliği ve unvanıyla yaşayanlara değil, yaşantısıyla unvanını ve kimliğini kazananların şiiri. Müslüman olarak yaşamak ve öyle ölmek gayesiyle sevgiliye davet etmek.

Bir huyum var çok seviyorum

Ayağım takılıyor da Bismillah diyorum

Bu hangi susuştan sonra koynumuzda biriken sabah

Baktım saçlarım oldukça ağır kollarım oldukça gümrah

Sevgilim, güzel yârim desek mi hasbünallah

Su bile acıtır eğer yaraysa geçtiği yer

Üç bölümden oluşan Son Üç Dakika’da, şairin coşkulu ve yoğun anlatımın artarak devam ettiğine şahit oluruz. İlk okuyuşta kendisini vermeyen; fakat ikinci kez mutlaka kendisini okutan zor ve güçlü şiirlerdir bunlar.

Şairin ikinci kitabında kelimelerle daha fazla vakit geçirdiğini görmekteyiz. Ses uyumu ön plana çıkmış, zaten sağlam inen ayaklar, daha bir kendinden emin adım atmaya başlamıştır.

Bunları gözü pek tercihimizin terkisinde sırala

Bil ki her yere gidebilmek diz dizedir kaybolmakla"

“Ceviz Mevsimi”, şairin fırtına gibi estiği, estetik doyuma ulaşmış, gürül gürül akan bir ırmak çağlayışıyla yatağından taşan bir şiir. Her şey tamam, kahrı da lütfu da hoş olana dönecek olmanın sevinci parıldıyor mısralarda. Teslimiyet. Ziya Osman Saba’nın “ümitler içindeyim, çok şükür öleceğiz” deyişindeki gibi.

Sen bana kucağını açmasan da gelirim

Rastlamamak mümkün mü nerde yoksun hangi yönde

Güldürsen de ben sana ağlamayı bilirdim

Koşardım sana doğru kıvrımların zahmetinde

Son Üç Dakika’da şairin kafiyeli söyleyişleri de daha belirgin bir hal almış, yer yer dörtlüklerle yazılmış şiirlerle de karşılaşıyoruz.

Şairin İsmet Özel tutkusu, her iki kitapta da açıkça öne çıkıyor. “Gözümün Aydınlığı İsmet Özel Baba” şiiri, dil zevkinin zirvesinde, ışıldayan kelimelerden bir demet olup dökülmüş sayfalara.

Barbarlar bir yöne bakarlar

Bizim baktığımız yerde kıblemiz var

Bizi felç tahtalarında küflendirmeyecek

Önüne gelip yüz sürdüğümüz duvar”

İdris Ekinci şiiri, aşama aşama, şiir şiir yükseliyor, belirginleşiyor ve büyüyor. Uyku Kuşu’nda –çok az olmakla beraber- cılız kalan bölümler varsa da, Son Üç Dakika’da kendinden daha emin ve önce de belirttiğimiz gibi daha yoğun, daha zor ve daha sağlam şiirler okuma imkânı elde ediyoruz.

İdris Ekinci kendi şiiriyle konuşuyor.

Bu, şairin kendi sesi ve günbegün yükselen bir ses.

Emir Gazi Er yazdı

Güncelleme Tarihi: 21 Aralık 2018, 15:02
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13