Aşık Paşazade’den Padişah Hasletleri

“Askerine haram lokma yediren padişahın askeri harami olur. Harpte haraminin direnci olmaz, ne olacağı da malumdur.” dedi. Fazlullah’ın azline bu sözü sebep oldu. Mahmut Şevket Serik yazdı.

Aşık Paşazade’den Padişah Hasletleri

Aşık Paşazade’nin Osmanoğullarının Tarihi (Tevarih-i Ali Osman) adlı eserinde; Osman Gazi Han, Orhan Gazi Han, Hünkâr Gazi Han, (1.Murat Han) Bayezid Han, (Yıldırım Bayezid) Sultan Mehmed Han Gazi, (Mehmed Çelebi)  ve Sultan Murad Han’nın (II. Murat) hasletleri anlatılmıştır.

Osman Gazi Han’ın hasleti; her ayda bir kere yemek pişirtip fakirlere yedirmek ve giysiler giydirmek, ayrıca dul kadınlara sadaka vermekti.

Orhan Gazi’nin hasleti; babasının ayda bir yemekler pişirttiği fakirler için imaretler yaptırmasıdır. O imaretlerde kalanların yemeksiz bırakılmamasını sağladı. Fazlaca sevdiği dervişlere zaviyeler hibe etmiştir. Nitekim Geyikli Baba üzerine bir Cuma mescidi ve zaviye yaptırdı.

Oğlu Hünkâr Gazi’nin (1.Murat Han) hasleti; o da babası gibi imaretler yaptı ve fazlaca sevdiği dervişler için zaviyeler yaptırdı.

Cuma günleri bulunduğu şehirlerde Cuma namazından sonra fakirlere sadaka olarak akçeler dağıttı.

Oğlu Bayezid Han’ın (Yıldırım Bayezid) hasleti; o da babası ve dedesinin yaptığı imaretlerden fazla imaret yaptı. Her Cuma günü bulunduğu şehirlerde sadaka dağıtırdı.

Oğlu Sultan Mehmed Han Gazi de (Mehmed Çelebi) imaretler yaptı ve Mekke ile Medine’ye sadakalar gönderdi.

Sultan Murad Han’ın (II. Murat) hasleti; o da imaretler yaptı ve her yıl Kuds-i Şerif, Halilürrahman, Medine ve Kabe’ye (Mekkelilere) sadaka olarak dağıtılması için üç bin beş yüz filori (altın para) gönderirdi. Her yıl kendisinin âdeti, bulunduğu şehirde bin filoriyi, seyyidlere kendi mübarek eliyle paylaştırmasıydı. Yine babası ve dedesinin sadaka dağıttığı her şehirde bundan da fazlasıyla dağıtırdı. Engürü taraflarında Balık Hisarı denilen bir nice köyü Mekke için vakfetti ki buralardan hayli miktarda meblağlar toplanır.  

Şimdi, bu Osmanoğulları’nın hasleti iyidir ve iyi olagelmiştir.

Hikâyet (Hikâye): Sultan Murad-ı Gazi’ye vezir olan Fazlullah Paşa’ya padişah, her yıl Mekke’ye gönderilen sadakanın yine gönderileceği vakit gelince “Fazlullah, o filorileri yine Halilürrahman’a, Kuds-i Şerife, Kâbe’ye ve Medine’ye gönder. Mevlana Yiğen hacca gitmeye niyet etmiş. O parayı alsın her sene gelecek hacıları beklemekte olan Resullah’ın şehri Medine fakirlerine dağıtsın” dedi.

Hazinede filori bulunmadı, Halil Paşa’dan ödünç aldılar. Padişah “Halil! Sakın rüşvet parası verme” dedi. Halil Paşa “Devletli Sultanım! Atamdan miras kalan filoridir” dedi. Fazlullah padişahın zaman zaman helal mala ihtiyacı olduğunu gördüğünden, “Devletli Sultanım! Padişahlara hazine gereklidir. Eğer sultanım buyurursa hazine toplayayım” dedi.  Padişah “Nasıl toplayacaksın?”  diye sorunca, Fazlullah, “Bu vilayetin halkında çok mal vardır. Padişahların zaman zaman bir şekilde alması caizdir.”   Sultan Murad Gazi, “Fazlullah nasıl bu sözü söylersin. Bizim vilayetimizde üç helal lokma vardır ki onlar başka vilayetlerde yoktur. Birisi madenler, birisi kâfirden alınan haraç vergisi, birisi de gazalardan elde edilen maldır. Hem bizim askerimiz gaziler ordusudur. Bunlara helal lokma gereklidir.

“Askerine haram lokma yediren padişahın askeri harami olur. Harpte haraminin direnci olmaz, ne olacağı da malumdur.” dedi.  Fazlullah’ın azline bu sözü sebep oldu.

Şiir

Hangi han ki uzata zulüm elini memlekete,

Ölünce varmaya rahmete.

Şunlar ki dünyayı put edindi,

Gönül bağlamıştır bir çöplü kıla.

Şu kim benzer oturmuş viran bir evde,

Habersizdir üstüne duvar yıkılacak.

Aşıki ver öğüdü kendine,

Unutma bütün eklemlerin parçalanacak.

Padişahların Tevarih-i Ali Osman Tarihi’nde yer almayan başka hasletleri 

Bu padişahların bazı özellikleri ve hasletleri de bulunmaktadır.

Osman Gazi Han’ın hasleti; bir giydiğini bir daha giymezdi. Sebebi müsrifliği değil, başka birini yani bir garibanı sevindirmekti. Birisi elbisesine dikkatlice baksa hemen çıkarıp ona bağışlardı. Yemek sırasında değil ama yemekten önce müzik dinlerdi. Bazı kaynaklar; onun pehlivanlık yaptığını ve gayet sağlam bir silahşor olduğunu yazar. Eski bir Türk kabile âdeti vardı; Hıdrellez günü aşiret reisinin evi yağmaya açılırdı. Bey ile hanımı yanlarına hiçbir şey almadan evlerinden çıkarlar ve arkalarından aşiret mensupları hücum edip evi yağmalardı. Buna, “Bey evinin açılması” denirdi. Osman Gazi de yılda bir gün evini hücuma açardı.

Orhan Gazi’nin hasleti; yüz kadar kaleye hakim olması ve çoğu zamanını bunları dolaşmakla geçirmesidir. Bir seyyahın dediğine göre hiçbir şehirde bir aydan fazla durmazmış. Salı ve Perşembe günleri oruç tutar, Mevlana hazretlerine hürmeten başına sikke giyer ve üstüne de bir beyaz sarık sarardı.

Oğlu Hünkar Gazi’nin (1.Murat Han) hasleti; Batı kaynaklarında hayırhah bir hükümdar, yorulmak bilmeyen bir avcı ve kibar bir şövalye olarak öne çıkması ve doğruluğun simgesi olarak tanınmasıdır. Özel bir kütüphanesi olduğunu bildiğimiz ilk Osmanlı padişahıdır. Mevlana’ya karşı aşırı bir sevgisi bulunuyordu. Bir görüşe göre ‘hünkar’ ve ‘hüdavendigar’ unvanlarını almasında bu derin sevginin etkisi vardır. Savaş meydanında, uğradığı bir suikastla şehit edilen tek Osmanlı padişahıdır.

Bayezid Han’ın (Yıldırım Bayezid) hasleti; ava ve avcılığa son derece meraklı olduğu bilinen hünkâr, aynı zamanda iyi bir pehlivandır. Tarihçiler silah kullanmaktaki maharetini ve ata binmekteki ustalığını anlata anlata bitiremez. Kaynaklarda, “şiir yazdığı söylenen” ilk padişahtır ve şiirlerinde “Yıldırım” mahlasını kullanmıştır. Bir özelliği de İstanbul’u ilk kuşatan Osmanlı padişahı olmasıdır. Hatta bir değil birkaç defa kuşatmıştır. Bayezid’in gümüşten büyük bir havuzu varmış ve gusül abdestini bu havuzda alırmış. Ulu Cami’nin ortasında çağlayan havuz onun su sevgisinin iyi bir kanıtıdır.

Sultan Mehmed Gazi Han’ın (Mehmed Çelebi) hasleti; şehzadeliğinde “Güreşçi Çelebi” diye anılmasıdır. El sanatı olarak urgancılıkla (kalın ip) iştigal etmiştir. Her Cuma gecesi, öz malından yemek pişirtip yoksullara kendi eliyle dağıtırmış.

Sultan Murad Han’ın (II. Murat) hasleti; musiki ve şiirden zevk alan padişah, sanatçılara ayrı bir önem vermiştir. Osman Gazi’nin hastalığından dolayı oğlu Orhan’a yerini bırakması istisna olarak görülürse bir padişahın kendi isteğiyle tahtını başkasına bıraktığı tek örnek; ona aittir. Tahtı, oğlu Mehmed‘e iki defa bırakmasında görüldüğü gibi olgunluk ve bilgelik dolu davranışları yüzünden bazı kaynaklarda Padişah-ı Hakim (Bilge Padişah) olarak yazılmıştır.

Mahmut Şevket Serik

Güncelleme Tarihi: 24 Temmuz 2020, 14:46
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26