banner17

A.Sait Akçay'ın deneysel öyküsü Mukavemet!

Ahmet Sait Akçay’ın ‘Mukavemet’i bağlamında öykümüzün son durağı deneysel öyküyü yazdı Kâmil Yeşil..

A.Sait Akçay'ın deneysel öyküsü Mukavemet!

Görsel sanatlardaki değişikliği hemen fark ederiz; çünkü kulak ve göz, aşinalık alanına daha duyarlıdır.  Edebiyatın kendini yenilediğinin pek farkına varmayız. Çünkü sayfalarda gizlidir. Göz önünde olmasına rağmen saklı kalmasını bilir edebî eser ve gizemliliği de buradan kaynaklanır. Bu durumu, modernizmin değişirken kendisi kalmasına bağlıyorum ben. Postmodernizmi, her durumda değişmeyen ancak değiştiğini inandırabilen modernist sürecin adı olarak tanımlayabilirim, bu yanlış da olmaz.

Kısa hikâye, küçürek öykü

Yaşayan edebiyatı takip etmeyenler için edebiyattaki değişikliği göstermek, anlatmak da büyük bir sorun. Bundan dolayı kısa hikâyeyi, orijinal adıyla “flash fiction”u, “shortshort story”i, “anlık kurmaca” diye tanımlanan küçürek öyküyü bilmeyen kişilere bu türü sevdirmek mümkün değil. İlk görüşte, “bu şimdi hikâye mi, kitabın sayfasına yazık” diye tepki veren okuyucuya kuram anlatmak kadar zor bir şey olmasa gerek. Çile’deki beyitler için, “kitap kalın olsun, göz doldursun diye mi her sayfaya ikilik yazmış” denildiğini kulağı ile kaç kez duymuş, bu şiirin bitmiş bir metin olduğunu kaç kez anlatmaya girişmiş biri olarak biliyorum bunu.

Doğrusu küçürek öykünün benzerlerini Doğu edebiyatlarında filozof Beydaba, Ezop, Şeyh Sadi ve Mevlana’da görürüz, bu yönü ile kısa öykü çok yeni bir tür sayılmaz. Bir hikmeti nakletme, bir ders ya da öğüt verme, bir düşünceyi anlaşılır kılma gibi bir amacının olmamasıyla gelenekteki bu öyküler, küçürek öyküden ayrılsa da hacmi, dilin iktisatlı kullanılışı, şiirsellik bakımından gene de ona yakındır, diyebiliriz. Son dönem edebiyatının öykü dalındaki bu arayışlarına eklenen deneysel öykü de küçürek öyküyü anımsatmaz değil. Bir fikir vermesi bakımından Ahmet Sait Akçay’ın Mukavemet kitabındaki ilk öyküsünü alıyorum:

Müslüman Bir Sanatçının Tanık Olunamaz HikâyesiAhmet Sait Akçay, Mukavemet

Baba biz kimiz?

Müslüman.

O kim?

Sürgün.

Neden?

Bizim olan bir şeyimiz yok.

Ya evimiz?

O Allah'ın…

Yani biz kimiz?

Onun kuluyuz…

Ne demek kuluyuz?

Adem gibi...

O kim?

Babamız.

Türk müydü?

Hayır…

Neydi?

Kul…

BİRİNCİ VASİYET: direnmek esastır. İKİNCİ VASİYET: yaşamak farzdır.

Ahmet Sait AkçayAhmet Sait Akçay, deneysel öykü ile okuyucuyu selamladı

Edebî metin, sonuç itibariyle yenilik üzerinden yürür. Bu yenilik öncelikle şekle, yapıya ait bir yeniliktir. Temanın insanîliğini / evrenselliğini, o yeni şekil ve ona eşlik edecek yeni dil ile anlatmayı denemekle oluşan deneysel öykünün çok örneği yok edebiyatımızda. Geleneğin gücü demeliyiz buna. Gelenek; yeniliği,  yerli ve yerel olanın içinden seçer çünkü. Arayış olarak kalması büyük olasılık taşıyan dil kullanımına, şekle uzak durur bundan dolayı gelenekten beslenen.

Buna rağmen bütün zamanlarda yeni olanı deneyen kişiler vardır ve olmalıdır. Öldükten sonra ne büyük şair olduğunu keşfetmedik mi Haşim’in. Haşim, Kristof Kolomb gibi, yeni bir kıta keşfettiğini öğrenemeden öldü. Gam değil. Bu gün modern şiir Haşim’siz düşünülemez.

Bu girişi deneysel öykü ile okuyucuyu selamlayan Ahmet Sait Akçay’ın Mukavemet’ini anlatmak için yaptım.

Ahmet Sait Akçay, Siyabestâ ve Hayy’dan sonra, bu defa deneysel öykülerle edebiyat serüvenine devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde Profil’den çıkan Mukavemet adlı öykü kitabından söz ediyoruz. Kitaplarda yer alan öyküler tematik olarak kesişse de her kitap farklı bir yapı ve dil teklif ediyor. Zaten yazarın kendine seçtiği edebî hedeflerden biri bu. Yeni bir yapı. Bu bazen metin düzeyinde gerçekleşiyor, bazen dil düzeyinde.

Öfke, inat, çare arayışı, başka çıkar yolun olmayışı, insanî bir erdem gibi çok değişik sebeplere dayandırılan mukavemet, yer yer teslimiyete, teslim alınışın öfkesine bürünüyor. Tema, tasavvufî duyarlığa açık. İç dünya, günaha tutkunluk, günahtan arınma arayışı ve hissi ve fakat bunu tamamen başaramamak, diken üstünde bir ruh hali ile tanıştırıyor okuyucuyu.

Anlamını bilmediğimiz bir kelime yok ama öyle bir cümle yapısı ile karşımızdalar ki…

Bizim baştan beri bir iddiamız var. İster edebî düzeyde olsun, ister ideal yaşantı düzeyinde, insan olanın / oğlunun varabileceği son durak tasavvuf yani irfanî bakıştır. Dile yeni soyutlama alanları açan bir imkân olarak, Sait bu temaya dayandırıyor Mukavemet’i. Mukavemet, o zaman cehd oluyor, cihad oluyor, seyr ü sülûka dâhil oluyor.Ahmet Sait Akçay, Siyabesta

Kitaptaki metinler, anlatma sanatı olan öyküyü,  dilden çok yapının, yani biçimin okunmasına çağırıyor bizi. Mesela, aşağıdaki metne bakınız. Kelimeler Türkçe. Anlamını bilmediğimiz bir kelime yok. Ama öyle bir cümle yapısı ile karşımızdalar ki alışılmamış bağdaştırma şeklinde çıkıyor karşımıza. İkinci Yeni şiirini hatırlıyoruz doğallıkla. Metni, bir de büyük harflerle yazılmışları kendi içinde bir bütün olarak okumayı deneyiniz. Anlamın farklılaştığını göreceksiniz. Öykünün denediği de bu ve deneysel olma özelliği de buradan kaynaklanıyor. Sesler yeni yapılara, kelimeler bu yeni yapı sayesinde yeni anlamlara (mecaza) varıyor. Hayy, Yakzan olarak metinler arası ilişkiye götürüyor okuyucuyu.

“GEOMETRİ

Çizelge ölçümde tümsekler, düz ve yuvarlak KALEM eğrimsi NEFESLER çizer kimliğin alanlarını YARIM DAİREDE BİR YAY KİMLİĞİ kesişirse tenime benim dairem dörtgenleşse üç kere ALLAH dese kaç elham ve ihlas sığar.”

Ahmet Sait için değil ama bu tarz öykü için şunu söylemem gerek. Orhan Veli ve arkadaşlarının şiirini gören heveskâr gençler, “eğer bu şiirse benim yazdıklarım hayli hayli şiirdir, hatta şaheserdir” dedi ve Orhan Veli şiirine olmasa bile Garip şiirinin getirdiği yeniliğe zarar verdi. Orhan Veli’nin şiirindeki şairânesizlikti buna sebep. Şimdinin yeni gençleri, “madem deneysel öykü böyle bir şey, hemen şuna bir el atalım” diyerek gerçeğin içine sahtesini kolaylıkla karıştırma cür’etine girişebilecektir.

Yenilik, avangardlık; evet. Mukavemet de bizi bir yeni dil ve kurguya götürüyor. Şu haliyle Ahmet Sait’i, edebiyatta yapmak istediğine ulaşmış kabul edebilir miyiz? Bunu zaman gösterecek.

 

Kâmil Yeşil yazdı

Güncelleme Tarihi: 12 Mayıs 2016, 15:48
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet
Mehmet - 6 yıl Önce

Ahmet Sait Akçay, Mukavemet'le yeni bir dil denemiştir. Dili öykülerinde kullandığı formla da yakinen bağlantılı olarak kullanmıştır. Akçay'ın 80 sonrası eleştiri alanında kayda değer bir birikime sahip olduğunu da göz önünde tutarsak kullandığı yeni dilin ve şeklin ustalıkla kullanılmış ve başarılı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ayrıca Kami Yeşil'in bunu gündeme getirmesi de ayrı bir güzellik, her iki yazarın da eline sağlık diyoruz.

banner8

banner19

banner20