Artistlikten uzak, sahici ve samimi şiirler

Fazıl Baş, 'Her Günün Siyaseti'ndeki şiirlerinde sözünü kendi sesiyle söyleme konusunda titizlenirken kesinlikle kelime oyunu, zeka gösterisi gibi artistik numaralar çekmiyor. Sadık Koç yazdı.

Artistlikten uzak, sahici ve samimi şiirler

Her Günün Siyaseti”, Fazıl Baş’ın ilk şiir kitabı. Avangard Yayınları’nın Aralık 2015 çıkartmasından. Kitapta 13 şiir var ve bunlar 13 yılda yazılmışlar. Yani oldukça az fakat bir o kadar da öz yazan bir şair var karşımızda. Bu özl'ük durumu Baş’ın şiiri ne kadar ciddiye aldığını gösteriyor aynı zamanda. Yeni ve söylenmesi gereken bir şey söyleyebilmek için iki şiirin arasına uzun zamanlar girmesi gerekmiş.

Kitap okunduktan sonra edinilen ilk izlenim şiirlerin bir tamlık, tamamlanmışlık hissi uyandırmasıdır. Bundan hareketle Fazıl Baş şiiri bir güzel öğrendikten sonra yazmış gibidir, diyebiliriz. Bu tabi aralarında farkların olmadığı anlamına gelmiyor. Son zamanlarda (bir tarih vermek gerekirse Fayrap’ın 60. sayısından beri) yazdıkları elbette zamanla edinilen şiirsel tecrübenin getirdiği imkanlarla birlikte daha ince işçilikli şiirler olarak farkını ortaya koyuyor.

Baş, Türk şiirinin etkisinde bir şair ya da doğrudan hiçbir şairin etkisinde değil. Yazdıkları (s. 21’deki ‘korkma! diyorum kendime bu yükle çökmez omuzların’ mısraıyla başlayıp devam eden birkaç mısra boyunca Hakan Kalkan’ı hatırlatması hariç, ki bu da ilk şiirlerden) akla başka bir şairi getirmiyor mesela. Bir adım daha ileri giderek Baş’ın buna özel bir dikkat gösterdiği bile söylenebilir. Kendi sözünü bütünüyle kendi sesiyle söyleme konusunda titizlenen bir şair olduğu yani. Baş bizce bunu fazlasıyla başarmış durumda.

Metinsel samimiyet Fazıl Baş’ın şiirlerinin en belirgin niteliği

Her Günün Siyaseti şairi sözünü kendi sesiyle söyleme konusunda titizlenirken kesinlikle kelime oyunu, zeka gösterisi gibi artistik numaralar çekmiyor. Metinsel samimiyet diyebiliriz buna. Metinsel samimiyet Fazıl Baş’ın şiirlerinin en belirgin niteliği bizce. Söz konusu şair Fazıl Baş olunca, metinsel samimiyetin aslında şairin samimiyeti olduğunu söylesek herhalde hata etmiş olmayız. Şair dünyaya ve hayata da aynı sahici, samimi bakışla bakıyor denebilir: En iyisi siz not edin bütün bilgece sözleri/ Ben bir ara bakarım. İnsanların sözün peşine değil de bilgece sözlerin peşine düştüğü yerde sahiciliğin ve samimiyetin yerini sahtekarlık ve içten pazarlıklılık alıyor belki de.

Şair nasıl söyleyeceğine de titizlenmelidir elbette. Fakat bu konuda titizlenmenin fazlası şairi kolay söyleyiş yerine zor olana götürebilir. Bunları Fazıl Baş’ın bir mısraından (Kaldırımları basarken çökertecek kadar şişman) hareketle söylesem de aslında gelinimesöylüyorum. Çünkü söz konusu mısradaki durumun ikinci bir örneği yok Baş’ın şiirlerinde. Muhakkak bir zeminE (evet büyük harfle) bastığımızdan kaldırımlara basarken demek daha kolayken şair çökertmek fiilinin gereksindiği nesneyi karşılamak için, bizce zor olanı seçerek, kaldırımları basarken demiş. Çökertmek fiili nesneyi (kaldırımları) zihnen getiriyor oysa.

Ve benim seni sevdiğim/ Nerden baksan her günün siyaseti”

Her sözün bir taraftan bir tarafa doğru söylendiğini düşünecek olursak şairin durduğu yeri de söz konusu etmemiz gerekiyor. ‘Asalet duygusu yaratmayan ne varsa ona sadık kalarak’ diyerek tarafını en açık, en net şekilde ortaya koyuyor Baş. Asil, soylu yahut seçkinci değil, kendi halinde, sıradan ve basit bir hayatı olanlarla beraber olduğunu söylüyor. Şairin dışımızdaki dünyaya bakışını da şu mısraları aynı açıklık ve seçiklikle ortaya koyuyor: “Şimdi Berlin’den uçağa bindiğimizde ise/ Gavur ilindeki bütün o yeşil kara ormanı söküp/ Garip gördüğüm bütün hayvanları sürüyüp yanımıza katarak/ Türkiye’ye sığdırmak isterdim”

Fazıl Baş, neo-epik şiir içinde ‘ya da’ bağlacını en fazla kullanan şair belki de. Eş değer veya eş değer olmayan başka bir bilgi, olay ve duruma işaret etmek istediğimizde, ne söylediğini bilmemek manasında değil fakat söylediğimiz şeyden emin olamadığımızda ya da bağlacını kullanırız. Biz bu durumu, bu muhakkak böyledir demeyen, senin dediğin gibi de olabilir diyen bir anlayışın sonucu olarak gördüğümüz için söz etmeye değer bulduk.

Kitaba adını veren şiirin son iki mısraıyla bitirelim. Ve benim seni sevdiğim/ Nerden baksan her günün siyaseti. Sevgiyle siyaseti eşitleyen, onları bir gören bu anlayış ferdî ya da toplumsal pek çok sıkıntılı halin aşılmasının da anahtarı aslında. Bu yüzden her günün siyasetini, yalnız şiirin yazıldığı günlerin siyaseti olarak değil, tüm zamanların siyaseti olarak anlamak daha uygun görünüyor bize.

Sadık Koç yazdı

Güncelleme Tarihi: 28 Ocak 2019, 16:38
YORUM EKLE

banner19