banner17

Arabi Harfleri Terakkimize Mani Değildir

Türkiye Yahudilerinden tarihçi Avram Galanti, ‘Arabi Harfleri Terakkimize Mani Değildir’ kitabında Latin harflerinin kabulü ile ilim ve fikir hayatında meydana gelecek gerilemeyi ilmi olarak açıklamış. Metin Uygun yazdı.

Arabi Harfleri Terakkimize Mani Değildir

Alfabemizde meydana gelen değişiklik; kültür, edebiyat, tarih, hukuk, iktisat, felsefe ve daha birçok sahada hayatımızda çok derin tesirler bırakan neticeler husule getirmiştir. Bunun en belirgin olanı, bin yıllık sürede oluşturduğumuz bir tarihi ve kültürel birikime yabancılaşmamız olmuştur.

1926 yılında Bakü’de toplanan Türkoloji Kongresi’nde, ilmi ıstılahların Arabi harfler yerine Latin harfleriyle kullanılması kararı alınır. Bu karar sebebiyle dönemin matbuatında Arabi harfler – Latin harfleri tartışmaları meydana gelir. Türkiye Yahudileri arasından yetişmiş ilk tarihçilerden olan Prof. Dr. Avram Galanti de bu tartışmalara ‘Arabi Harfleri Terakkimize Mani Değildirismindeki kitabıyla katılır. Bedir Yayınevi 1996 yılında bu kitabı yayınlayarak kültür hayatımıza kazandırmıştır. Kitap Osmanlıca orijinal metinle beraber iki bölüm halindedir. Çevirisini Fethi Kale’nin yapmış olduğu, Mehmet Şevket Eygi’nin önsözünü yazdığı kitapta, Rıfat N. Bali’nin kaleme aldığı Avram Galanti’nin biyografisi ve eserlerinin bibliyografyası da yer almaktadır.

Arap harflerinin muhafaza edilmesini savundu hep

Şevket Eygi, “Nostradamus için kahin diyorlar. Profesör Galanti, yazı ve lisan konusunda bugün doğruluğu yüzde yüz meydana çıkmış acı kehanetlerde bulunmuştur. Bu zat, ucuz ve kolay bir karalama ile kendisine gericilik yaftası vurulacak bir Müslüman değildir” diyerek Galanti’nin görüşlerinin objektifline dikkat çeker. Musevi olmasına rağmen bu bilim adamının ülkesini ve içinde yaşadığı toplumu sevdiğini ve onların menfaatini koruduğunu ifade eder.

Rıfat N. Bali’nin, Galanti’nin hayatıyla ilgili olarak verdiği bilgiye göre, o Türkiye Yahudileri arasından yetişmiş ilk tarihçilerden birisidir. Osmanlı ve Türkiye Yahudileri tarihi açısından yaptığı araştırma ve incelemelerle bu alanda öncü olmuştur. Kendisinden sonra bu konuda araştırma yapan tarihçi ve ilim adamlarına ışık tutmuştur. İbranice, Türkçe, Fransızca, Arapça ve Farsça dillerine hakkıyla vakıftır. Cumhuriyetin kurulmasından önce de Arap harflerinin muhafaza edilmesini savunan yazılar yazmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra da aynı görüşünü muhafaza ederek bu yöndeki çalışmalarını devam ettirmiştir.

Milli irfan müesseselerimizde mütefekkir yetişmez

Galanti’nin, Halk gazetesinden naklettiği, 20 Mart 1926 tarih ve 111 numaralı nüshasında yer alan Bakü Türkoloji Kongresi’nin ilmi ıstılahlar hakkında aldığı karar şöyledir: ‘Kongre, ilim ıstılahları hakkında bir karar almıştır. Bu karara göre, ba’de-ma ilmi ıstılahlar için Farisi veya Arabi lügatlerin değil, münhasıran Avrupai tabirlerin istimalini teklif etmektedir. Bu maksadla, Türk Cumhuriyeti’nde ilmi ıstılahların tanzimi için birer Istılah Encümeni tesisini teklif ediyor.’   

Avram Galanti’ye göre bu karar, eğer siyasi bir maksadla alınmadıysa o zaman ‘gayr-ı ilmidir’. Türkoloji çok geniş bir ilim dalıdır. Türklüğe temas eden bütün mevzulardan bahseden bir ilimdir. Türk lisaniyatı, Türk edebiyatı, Türk tarihi, Türk hukuku, Türkolojiyi oluşturan cüzlerden bazılarıdır sadece. Kongreye iştirak eden Türkologlardan çok azının lisaniyatçı olduğunu belirtir Galanti. Bunların Latin harflerinin kullanılması kabul edildikten sonra, ıstılahların Arapça ve Farsçaya göre Latinceyle daha kolay olacağı yönünde düşünce sahibi olduklarını ifade eder yazar.

Galanti, Lisaniyatçı küçük grubun bu kararı aldırırken mevcut ıstılahların, tabirlerin adedi hakkında bir fikirleri ve teşebbüsleri, araştırmaları olmadığı düşüncesindedir. İlmi tabirlerimiz ve ıstılahlarımız zannedildiğinden kat kat fazladır. Fikriyat sahasında bütün kargaşaya rağmen en çok ilerleyen, gelişim gösteren şube lisan ve lügatdir. ‘Bu durumda mevcut ilmi tabirlerimizi ne yapacağız?’ diye sorar. Latin harflerinin kabulü ile temin edilecek kolaylıklar ve tehlikelerden bazıları da şu şekildedir. Temin edilecek kolaylık, bir çocuğun okumayı Latin harfleriyle bir ayda, Arap harfleriyle ise iki veya üç ayda öğrenmesidir. İkincisi, imla zorluğu olmaksızın aile ve iş mektuplarının kolayca yazılmasıdır. Latin harflerini kabulle meydana gelecek tehlikelerse çok büyüktür. Orta tahsilin yüksek kısmıyla yüksek tahsil söner. Milli irfan müesseselerimizde mütefekkir yetişmez. Geçmişte verilen eserler unutulur. Mazimizle olan her türlü bağ kesilir. Latin harflerin kabulü, alfabeden dokuz harfin atılacak olmasına sebep olacak; bu da Türk ilmini kökünden kurutmaktan, bizi terakkiden men etmekten başka bir işe yaramayacaktır.

Kitap, Arabi harf - Latin harf tartışmalarıyla adeta ikiye bölünmüş olan dönemin efkâr-ı umumiyesini yansıtmaktadır. Galanti, Latin harflerinin kabulü ile ilim ve fikir hayatında meydana gelecek gerilemeyi ilmi olarak açıklar. Lisanda yapılabilecek tadilat ve reform hakkında da bilgiler verir. Arabi harflerin terakkiye mani olmadığını, Japonca gibi öğrenilmesi zor bir lisanı Japonların öğrenme metotlarını anlatarak; dillerinde, alfabelerinde Latin harflerine veya diğer lisanlara karşı taviz vermeden nasıl terakki ettiklerini ispat etmeye çalışır.  Bu hususta diğer lisanlardan, hatta İngilizce, Fransızca ve diğer Batı dillerinden de örnekler vererek konuya açıklık getirir.

Kültürümüz açısından önemli bir hizmet gören bu çalışma ve emek büyük takdiri hak ediyor.

Avram Galanti, Arabi Harfleri Terakkimize Mani Değildir, Bedir Yayınevi.

 

Metin Uygun

Güncelleme Tarihi: 23 Aralık 2016, 16:28
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20