banner17

Ankara: İyi Kalpli Üvey Ana

'Ankara & İyi Kalpli Üvey Ana', Hüseyin Akın’ın samimi ve mahir dili ile Ankara’nın soğuk yüzünü yumuşatan, belli ki uzun yıllardır heybede demlenmiş yazılardan oluşuyor. Orhan Gazi Gökçe yazdı.

Ankara: İyi Kalpli Üvey Ana

Ankara, tarihi ve siyasi şartlar sebebiyle kimlik kazanan ve çok hızlı değişim geçiren bir başkent. Milli Mücadele’nin başlangıcı ile birlikte hem siyasi hem de sembolik önemi gittikçe artan Ankara, cumhuriyet Türkiye’sinin yaşadığı değişim süreçlerinde de her bakımdan model sayılabilir.

Ankara ile ilgili kanaatlerin genellikle Ankara’nın yapaylığı, tarihî bir yönünün olmadığı, coğrafi bakımdan mahrumiyetleri ve her yönüyle soğukluğu yönünde olması, esasında Ankara’ya sadece yüzyıllık bir perspektif ile bakıyor oluşumuzdan ileri geliyor kanaatimce. Evet, bu yaygın kanaatin haksız olduğu söylenemez, hatta başkent olmazdan evvel Ankara’nın hele bir de İstanbul’la kıyas edildiğinde silik, sönük bir Anadolu kasabası görüntüsü inkâr edilemez ancak Anadolu’nun orta yerindeki bu beldenin yüzyıllar öncesine uzanan, önemli işlevleri olan manevî bir merkez olması da göz ardı edilmemeli.

Ankara yazılarını Ankara & İyi Kalpli Üvey Ana isimli kitapla iki kapak arasında birleştiren Hüseyin Akın, uzun yıllardır İstanbul’da yaşayan ve “sorsalar bana kara mı deniz mi diye, ne deniz diyesim gelir ne de kara. Sadece İstanbul derim ille de İstanbul” diyen, Ankara’ya sıkıntılı ve zor zamanlarında gittiğinden bahseden bir yazar olarak; kitabının ön sözünde, “Nesini seviyorsunuz Ankara’nın?” sorusuna “Kendini kolay sevdirmemesi ve çok emek sarf edilerek kendine yaklaşana kucak açabilen özelliği” diye cevap verebileceğini söylüyor. 

Ankara’nın “destanî ve muharip” kimliği

Ankara & İyi Kalpli Üvey Ana, Hüseyin Akın’ın samimi ve mahir dili ile Ankara’nın soğuk yüzünü yumuşatan, belli ki uzun yıllardır heybede demlenmiş yazılardan oluşuyor. Kitabı üç bölüme ayıran Akın, ilk bölümde Ankara isminden söz açıyor evvela. Ankulla ile başlayan, Farsça üzüm anlamına gelen “Engür”den geldiği düşünülen Engürü’ye, oradan da Ankara’ya uzanan karmaşık bir yolculuğun izini süren Akın, Ankara’nın tarihine ilişkin birçok esere telmihlerde bulunarak önemli bilgiler veriyor.

Hacı Bayram Velî, Ankara’nın seküler ve soğuk yüzünün arkasında, derinlerde saklı bir hazine olarak manevi sıcaklığını asırlardır hissettiren bir ocak olma hükmünü hâlâ sürdürüyor. Hüseyin Akın, Hacı Bayram Velî bahsinde, Sultan II. Murat ile aralarında geçen meşhur hikâyeden ve İstanbul’un fethindeki etkisinden yola çıkarak, bilhassa İstiklal Harbi yıllarında Hacı Bayram Velî Camii ve türbesinin üstlendiği merkezî role dikkat çekiyor. İlk meclisin açılması esnasında olan biteni Fuat Bayramoğlu’nun anılarından aktarıyor. Bu yönüyle, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehir’inde de dikkat çektiği gibi Ankara’nın, “destanî ve muharip” kimliğini hem coğrafî özellikleri ile hem de merkezliği bakımından kazanmış bir şehir olduğunu vurguluyor.

Mabetsiz şehir" Ankara'nın mabedleri

“Seyahatnamelerde Ankara” başlığı ile Doğudan ve Batıdan birçok seyyahın Ankara için söylediklerini aktaran Akın’ın, Osman Yüksel Serdengeçti’nin “Mabetsiz Şehir” kitabına telmihen aktardığı Serdengeçti’nin 1943’ün 21 Haziran’ına ait bir hatırayı biz de burada hatırlatmış olalım: “Yaşlıca birisi çıktı ve bana sordu: ‘Oğlum bu civarda camii şerif var mı?’ ‘Babam, dedim burada naşerifler var’ Anlamaz gibi yüzüme baktı; ‘bu şehirde mabut yok, mabet yok!’ ‘Ne var ya?’ dedi. Burada oturan insanların ekseriyetinin mabutları cebinde, mabudeleri de yataklarında.”

Ankara hakkında Serdengeçti’nin bu tavsifinin ağır olduğunu düşünenleri Kocatepe Camii’nin inşasının rahatlattığından, caminin bu algıyı bir nebze izale ettiğinden bahseden Akın, Kocatepe Camii’nin mimarisi hakkında bilgiler verdikten sonra sözü önce Anıtkabir’e, sonra da doksanlı yıllarda Melih Gökçek’in belediye başkanlığını kazanması ile başlayan Ankara amblemi tartışmalarına getiriyor.

Ankara’da yaşayanlar ya da daha çok Ankara’ya kısa süreli gidip gelenler için faydalı olacak bir bölümü de Ankara Mescit Rehberi’ne ayıran Hüseyin Akın, Hacı Bayram Velî dışında kalan manevî önderleri de ilgilisine tanıtıyor.

Çizgi Kitabevi’nden çıkan “Ankara & İyi Kalpli Üvey Ana” kitabını bitirirken, Hüseyin Akın’ın heybesinde biriktirdiği başka neler var acaba sorusu beliriyor zihnimde doğrusu. Bu soru bir kenarda dursun, biz bu yazıyı kitaptan Cemal Süreyya’nın Ankara’ya dair şu dizelerini emanet alarak bitirelim:

Ankara Ankara

Bir kent değil burası, bir acenta dizisi

Bir işhanı, bir umumi mümessizlik belki

Büyük mağazalar, bahçeliğe özenen süpermarketler

Tutulmamak üzere verilmiş söz gibi.” (Oteller Hanlar Hamamlar İçin Sürekli Şiir/ syf:77)

Hüseyin Akın, Ankara & İyi Kalpli Üvey Ana, Çizgi Kitabevi Yayınları

Orhan Gazi Gökçe

Güncelleme Tarihi: 05 Aralık 2018, 13:16
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20