banner17

Altın tesbihi çekmenin vaktidir

'Silsile-i Zeheb'den haberiniz var mı? Nam'ı diğer 'Altın halka'. Buyrun okuyun..

Altın tesbihi çekmenin vaktidir
Altın Halka
(+)

İslamiyet’te ‘Tesbih’ kavramının, Allah’ın yüceliğine şahitlik etmeyi ve O’nu iman ve amelle tenzih edişte sürekliliği, sağa sola sapmamayı ve tezliği ifade ettiği düşünülür. Kur’an-ı Kerim’de yerde ve gökte olan her şeyin Allah’ı tesbih ettiği haber verilmiştir.

Geçen hafta da sahaflarda dolaşırken; kapağında 33lük bir tesbih ile tesbihin her tanesinin bir tasavvuf kahramanını temsil ettiği üstad Necip Fazıl’ın 1960’ta Türk Neşriyat Yurdu’nun matbaasından yayımlanan Altın Halka (Silsile-i Zeheb)’ isimli eserine rastladım.

Sayfaları birbirine yapışmış ve 1960 yılından sonra yeniden basılmayan bu eseri, hem daha önceleri birçok düşünürün ve edibin elinden geçmiş olduğunu düşündüğüm, hem de içeriği bakımından İslam âleminin en büyük 33 tasavvuf kahramanını bize sunduğu için çok daha büyük bir heyecanla aldım ve önemle okudum.  Eseri okurken Allah’a iman edişimde sürekliliği ve O’nu tenzih edişimde tezliğimi de sağlamak adına her tanede farklı bir insan-ı kâmile ama en sonunda ‘tek’ olan hakikat düsturuna erişileceğini öğrendim. Sayfalarının maddeten tarihe tanıklık edişinden; öze ve hakikat olan yaratıcıya ve onun en sevgili kullarına yani elçilerine ruhen ulaşmış bir tarihin ta kendisi olan silsileye kadar büyük bir tasavvuf erbabına anbean tanık oluyorsunuz.

Zamanının en kapsamlı çalışması

Necip Fazıl’ın İslam tasavvuf ve felsefesine dair derlediği en mühim eserlerden bir diğeri olan ‘Halkadan Pırıltılar’ mukaddimesinde adı geçen en büyük tasavvuf kahramanlarının hikâyeleridir ‘Altın Halka – Silsile-i Zeheb’. Denebilir ki o güne kadar bu konuda bu denli güzel, cazip, severek okunacak, manen zevk alınacak bir kitap daha yazılmamıştı.

Necip Fazıl’ın bu eserini okurken Peygamber efendimiz (s.a.s)’in İslam’ı tebliğ etmeye başlamasının ardından Hz. Hatice ‘den sonra Rasulullah’a ilk iman eden; Câmiu'l Kur'an, es-Siddîk, el-Atik olan Hz. Ebu Bekr ile başlayıp; üstad Necip Fazıl Kısakürek’in yaşadığı dönemde irşada ehliyetli olup üstadın hayatındaki büyük değişime yol açan şeyhi Abdulhakim (Arvasi) Efendi’ye kadar birbiri ardına sıralanmış mutasavvıflar tesbihini çekeceksiniz sıkılmadan.

Otuz Üç!

Peygamber efendimiz (s.a.s)’den gelen nur, hakikat sarayının has odasına mahsus huzmeleriyle Hazret-i Ebubekir’e geçmişti. Böylece ‘bir’in adede ilk intikali ‘iki’ mefhumunda Hazreti Ebubekir’i buldu aslında… ‘İki’den sonra ‘üç’ ve has odanın has kolu olarak sıraya girmiş oldu.

Hz. Ebubekir ile başlayan nur alıcılığı, ondan hemen sonra Selman-ı Fârisi’ye geçiyor eserde. Bir cenk sırasında Allah Resulünün mukaddes ağzıyla “Selman-ül Hayr” diye vasıflandırılan zatın Müslüman oluşu, İslam’a hizmetleri Necip Fazıl üstadın dilinden ayrı bir zevkle okunuyor.

‘İlim Medinesi’nin kapısı Hazret-i Ali soyundan gelen meşhur on iki imamın onuncusu Cafer-i Sadık Hazretleri’nin de İslam’a ve Müslümanlara olan büyük hizmetlerini ve yaşam öyküsünü okuyoruz eserin bir bölümünde.   

Altın halkanın onuncusu, Hızır ile sohbet etme makamına ermiş ve Hızır’ın “bir oğlun olacak, adını Abdülhalik koy” diye söylediği bir babanın oğlu olan ‘Abdülhalik (Gücvedani) hazretleri Necip Fazıl’ın bu eserinde ince bir üslupla ve hikâyelerle okuyucunun karşısında duruyor.

Velilerden bir ordu olsa..

Ayrıca; rahmetli üstadın diliyle “Veliler ordu ordu olsa… Bunların başbuğlarından da ayrı bir ordu kurulsa… Ona başbuğ olacaklardan da bir ordu… Son başbuğ Şah-ı Nakşıbend Hazretleri olurdu” dediği Şah-ı Nakşibend Muhammed Bahaeddin Hazretleri’ni ve daha sonra da “velilik derecelerinin ufku” diye nitelendirdiği ‘İmam-ı Rabbani’ hazretlerinin hayat yolculuklarını üstadın kaleminden okuyarak onun penceresinden İslam’a gönüllerini koymuş 33 tasavvuf kahramanının hikâyelerini yaşayabilirsiniz Altın Halka’da. Necip Fazıl Kısakürek’in İslam âlemine büyük hizmetlerinden biri olan ‘Altın Halka (Silsile-i Zeheb)’yı tarihin sayfalarından günümüze taşıyabilmek ve mukaddes emaneti yerine –gönlünüzün ve aklınızın yanı başınıza- koymanız duası ile…

 

Samet Akten tesbihi eline aldı

Güncelleme Tarihi: 27 Mayıs 2011, 15:09
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet Emir
Mehmet Emir - 8 yıl Önce

Samet Bey'e Teşekkürler..

Kasım
Kasım - 8 yıl Önce

Samet beye teşekkürlerimi sunarım. Necip Fazıl ile ciddi manadaki tanışıklığım daha bir kaç yıl evvelindedir. İşte o günlerde İstanbulda bir sahaftan aldım bu kitabı. Kapak aynı... :) Okumak nasip olmamıştı. (Kötü huy.. edindiğim kitapları önce kütüphanemdeki kitap kurtları okur, sonra ben.. ) Bu yazıdan sonra elimdeki kitabın hemen arkasına okuyacağım..
İşte bu yüzden teşekkürler Samet..

Reyhan Maraşlı
Reyhan Maraşlı - 8 yıl Önce

Bir Çin atasözü der ki: “Gül sunan bir elde daima bir miktar gül kokusu kalır” Üstadın külliyat-ı gülizarından bir gül koklayan Samet beyin yazısından da ruhları sermest edecek o sonsuzluk kervanının kokusunu almak mümkün. Bu yazı için teşekkür etmekle birlikte “1960 yılından sonra yeniden basılmayan bu eser” ifadesine bir dipnot düşmek istiyorum. Bu eser Büyük Doğu ve Hacegan Yayınlarından “Başbuğ Velilerden 33-Altun Silsile” ismiyle çıkmaktadır. Buyrun altun taneli tesbihe.

banner8

banner19

banner20