banner17

Allah herşeyi görürken bunca günah niye?

Necmettin Şahinler'in 'Öyleyse Nereye Gidiyorsunuz?' adlı kitabı geçen aylarda kitapseverlerin beğenisine sunuldu. Yazar kitabında Kur’an ayetlerini batıni ve zahiri olarak yorumlamaya çalışmış. Şakir Gönülce yazdı.

Allah herşeyi görürken bunca günah niye?

 

 

Necmettin Şahinler'in “Öyleyse Nereye Gidiyorsunuz?” adlı kitabı geçen aylarda İnsan Yayınları tarafından kitapseverlerin beğenisine sunuldu. Yazar kitabında Kur’an ayetlerini batıni ve zahiri olarak yorumlamaya çalışmış. Satır aralarında müfessirlerin görüşlerine, rivayetlere de yer vermiş. Özellikle Kur’an'da geçen kıssalar üzerinde duran yazar, bu kıssalardan yola çıkarak kendimizi sorgulamaya davet ediyor.

Bakara suresi bize ne söyler?

Kitap hakkında bir fikir sahibi olmanız açışından, sizlere kitaptan birkaç örnek sunmak istiyorum. Kitapta ilk dikkat çeken husus, Kur’an'ın ilk ve en uzun suresine “sığır/inek” anlamına gelen “Bakara” isminin neden verildiğidir. Elbette ki bu durum tesadüfi değil, aksine bir hikmeti içinde barındırmaktadır. Sure ismini, 67-73. ayetlerinde geçen “İnek Kıssası”ndan almıştır. Peki, nedir bu ineğin hikmeti? Allah, İsrailoğulları’ndan iliklerine kadar işlemiş olan buzağı sevgisi nedeniyle bir inek kurban etmelerini istemiştir. Aslında kurban edilen, bizi kötülüğe sevk eden, birbirimize düşüren, doğruluktan ayıran, bizleri yoldan çıkaran içimizdeki nefistir. Bakara; maddi olarak infağı, manası itibari ile de nefsi temsil eder.

Allah İsrailoğulları’nın düştüğü bu hataları bizlere bildirerek aynı hatalara düşmememizi ve bu olaylardan ders çıkararak doğruyu bulmamızı istiyor. İşte bu noktada kendimize sormamız gereken soru şudur diye düşünüyorum: “Allah bu ayetler ile bize ne anlatmak istiyor ya da yaşadığımız şu günlerde bu ayetlerden hissemize ne düşüyor?” Belki şu an içimizde bir “buzağı sevgisi” olmayabilir ama kalplerimiz mal-mülk sevgisi ile dolu değil mi? Aklımızdan bin bir türlü zenginlik hayalleri geçmiyor mu? Ya biriktirme hastalığına ne demeli. Sahabeler infak için birbirleriyle yarışırken bugünlerde bizler biriktirdiklerimizle övünmüyor muyuz? İşte bunların her biri içimizdeki buzağılardır. Öyleyse “Bakara”dan üzerimize bugün ne düşüyor, bu ayetlerin muhatabı olarak kendimizi sorgulamak ve içimizdeki Allah sevgisi dışındaki tüm sevgileri kurban etmek zorundayız.

Ölüm gerçekten var mı?

Kitapta dikkat çeken bir başka bölüm ise, Kehf Suresi’nde anlatılan “Mağara Arkadaşları Kıssası”. Bu kıssada, inançları uğruna dünyevi şeylerden feragat ederek mağaraya sığınan gençlerin, uzun bir süre uyutulduktan sonra tekrar uyandırılmaları konu edilmiştir. Mağaradaki gençlerin uzun bir süre uyumaları ölüme, tekrar uyanmaları ise, öldükten sonra tekrar dirileceğimize bir örnektir. Bu satırları okurken ister istemez ölüm aklınıza geliyor.

Ölüm deyince geçen haftalarda katıldığım bir sohbetten birkaç anekdot aktarmak istiyorum sizlere. Dinleyicilere aynen şöyle soruyordu hoca: “Ölüm gerçekten var mı?” Dinleyicilerin, “Evet!” cevabına, “Ne münasebet, yok öyle bir şey!” diye cevap veriyor ve ardından da, “Gerçekten öleceğimize inansak böyle mi yaşarız!” diye ekliyordu...

Ya hesaba çekileceğimize inanmıyoruz ya da ölümün bize dokunacağına pek fazla ihtimal vermiyoruz…

Peki, gerçekten ölüm var mı? Bu satırları okuyan herkes hiç tereddüt etmeden “Evet!” cevabını verecektir. Evet, gerçekten ölüme inanıyor olabiliriz ama öleceğimize pek ihtimal vermiyoruz değil mi? Başkaları ölebilir ama ölüm bizden çok uzakta zannediyoruz. Sizlere bir soru daha sormak istiyorum izninizle: Mobese kameralarının bulunduğu bir kavşakta kırmızı ışıkta hiç geçtiniz mi ya da geçeni gördünüz mü? Göremezsiniz çünkü kameralar kaydediyor ve eğer kırmızıda geçen olursa, birkaç gün sonra cezasının adresine ulaşacağına adımız gibi eminiz.

Allah her şeyi görüyor, bir anlamda mobese kameraları devrede; Allah bizlere bu dünyada yaptıklarımızdan hesaba çekileceğimizi de bildirmiş, o zaman bütün bu günahları ne diye işliyoruz? Sizce de burada mantıksız olan bir durum yok mu? Allah'a inanıyoruz, ölüme inanıyoruz, bir gün bu dünyada yaptıklarımızdan hesaba çekileceğimize inanıyoruz ama yine de yaşantımızda en ufak bir değişiklik yok… Burada ya hesaba çekileceğimize inanmıyoruz ya da ölümün bize dokunacağına pek fazla ihtimal vermiyoruz. Kim bilir, belki de içimizdeki buzağıları kurban edemediğimizdendir...

“Öyleyse Nereye Gidiyorsunuz?” farklı bir kitap; aslında bildik şeyler diyebilirsiniz ama biraz düşünmeye başlayınca hiç de öyle olmadığını anlıyorsunuz. Kitabı okurken kendinizi sorgulama fırsatı buluyorsunuz. Bence bir kitapta önemli olan verdiklerinden çok okurken sizde çağrıştırdıkları, sizde uyandırdıklarıdır. Kitabın en dikkat çekici özelliği ise farklı yaklaşımlarla dolu olması. Özellikle ayetlere farklı bir bakış açısı geliştirmek isteyenler için ideal bir kitap diyorum...

 

Şakir Gönülce yazdı

Güncelleme Tarihi: 23 Mayıs 2016, 15:54
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20