Akrabalarını hatırla, onları ziyareti unutma!

Zambak Yayınları, Akraba Bahçesi seti ile çocukların akrabaları ile olan bağlarını kuvvetlendirmek amacıyla onları büyük ve bereketli bir bahçe olan akraba bahçesine davet ediyor.

Akrabalarını hatırla, onları ziyareti unutma!

Akrabalık öyle bir bahçedir ki, bu bahçedeki herkes kendini oldukça zengin ve kalabalık hisseder. Elbette geçen zaman içerisinde içimizden yitip giden o kadar güzelliğimiz oldu ki, akrabalarımızla da ister istemez aramıza mesafeler girdi. Eskinin geniş ailelerinin yerini şimdilerde çekirdek denen ve bir avuç denecek kadar kişiden oluşan aileler aldı.

Zambak Yayınları, çocukların akrabaları ile olan bağlarını kuvvetlendirmek amacıyla onları büyük ve bereketli bir bahçe olan akraba bahçesine davet ediyor. Sekiz farklı ismin sekiz farklı akrabayı anlattığı Akraba Bahçesi seti, belki de türünün ilk örneği sayılabilecek özgün bir yapıya sahip. Şair ve yazarların hayatlarında önemli yeri olan akrabalarını anı tadında anlattığı kitaplar, görselliğiyle de göz dolduruyor.

Akraba bahçesinde kimler var?

Akraba bahçesi sekiz kitaptan oluşuyor. Hüseyin Kaya “dede”yi, Hüdayi Can “kız kardeş”i, Recep Şükrü Güngör “baba”yı, Kadir Erdal “anneanne”yi, Osman Alagöz “anne”yi, M. Said Türkoğlu “amca”yı, Fatma Can Akbaş “ağabey”i anlatan kitaplarıyla seride yer alıyor.  Ben de “dayı” kitabı ile seriye katkıda bulundum.

Anı tadında, en çok da çocukluk günlerinin sıcaklığıyla kaleme alınmış yazılardan oluşuyor kitaplar. Çocukluğun bir cennet olduğu, insanların birbirine daha yakın olduğu günlerin anısıyla akrabalığın rengârenk bahçesinde buluyor okuyucu kendisini.

Bazen bir kahraman oluyor ağabey. Fatma Can Akbaş’ın dediği gibi “onu hep koruyup gözeten ağabey.” Çocukluğunda hep yanıbaşında olan, ona gölge olan. Hayali savaşlara çıkılan ve hep galip gelinen bir ağabey.

Merhamet çınarıdır amca. Baba yarısıdır. Türkülerle, ilahilerle yola yoldaşlık eder amcalar. Köylerimizde bizi dört gözle bekleyenlerin başındadır amcalar.  Kalbindeki sevgisini hiç sakınmadan etrafa yayan ve Said Türkoğlu’na merhameti öğretendir amca.

Ve anne. Kalbimizin baş tacı. İçimizin sıcacık iklimi. Şefkat ırmağı annemiz. Bizi büyüten, içimize nakış nakış sevgisini dokuyan. Osman Alagöz’ün iyilik abidesi annesi. Kendisinden daha çok evlatları için yaşayan, fedakâr anne.

Evimizin direği, insana hayatı öğreten ilk öğretmeni. Sert görünüşlü ama kalbi merhamet çığlığıyla çağlayan, hüznünü içine gömen babalarımız. Ne olursa olsun bizimle çocuk olan babamız. Recep Şükrü Güngör’ün deyimiyle bize hayatı, sevgiyi, merhameti, insan olmayı öğreten babalarımız.

Bir dedenin yanında büyümek, bir çocuk için en büyük zenginliklerdendir. Dede en güzel öğretendir. Yeri gelince sırdaş, yeri gelince bir oyun arkadaşıdır dede. Hüseyin Kaya’da olduğu gibi bazen de bir çocuğun ilk arkadaşıdır. Bir türküyü mırıldanırken de, bir şiirin dizeleri arasında gezerken de dede en iyi arkadaştır bir çocuğa. Örnek alınacakların ilkidir dedeler.

Bazen bir annenin yerini tutar kız kardeşler. Anne gibi sarar kardeşlerini kız kardeşler. Koruyup gözetir, üzerine titrer kardeşlerinin kızlar. Hüdayi Can’ın “Solmayan Çiçekler”idir kız kardeşler. Her daim sıcak, her daim candan.

Anneannelerimiz vardır pamuktan kalpleri olan. Bir masalın içinden çıkıp gelecekmiş gibi duygulu, vefalı, nazenin. Evde çocukların koruyucu meleği, en baş aşçısı ve dua ikliminin şifalı nefesleri. Kadir Erdal’ın kalbine bütün güzelliklerin tohumunu ekendir anneanne. Bütün çocuklarda olduğu gibi.

Hayatımıza bazen birileri girer ve bizim yönümüzü alıp en güzel tarafa çevirir. Bize yol bulmayı, doğru yolda yürümeyi öğretir. Biz böyle birini bulunca ona sımsıkı sarılırız. Yıllar geçtikçe daha iyi anlarız bizim için ne büyük fedakârlıklar yapıldığını. Benim için dayı demek, hayatıma yön veren demekti. En güzel zamanlarda, en güzel mekânlarla, güzel insanlarla bulunmamı sağlayandı dayım. Hayatında bir dayısı varsa insanın, işte o zaman daha bir sağlam durabiliyor hayata karşı.

Akrabalık cennetine girmek

Gelip geçici bahanelerle akrabalarımızı ihmal ediyoruz. Hatta bayramdan bayrama bile göremediğimiz akrabalarımız var. Hiçbir bahanenin ardına gizlenmeden sıkıca sarılalım akrabalarımıza.

Peygamber Efendimiz’in buyurduğu gibi; “Büyüklerinizden, akrabalarınızı ve akraba ziyaretini öğrenin! Çünkü akraba ziyareti, ailede sevgiyi artırır, malı çoğaltır ve ömrü uzatır." sözünden hareketle önce biz yakın duralım ki akrabalarımıza, sonra da çocuklarımızdan bunu isteyelim. Bir ziyaret, bir gönül alma; günümüzde büyüklerimiz için en büyük mükâfatlardan sayılır. Ziyaret ettiğimiz büyüklerimizin gözlerindeki ışıltıyı görünce bunu daha iyi anlayacağız.

Mustafa Uçurum akraba bahçesinden yazdı

Güncelleme Tarihi: 25 Aralık 2018, 13:18
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13