Akışkan modernite nedir?

Akışkanlık kavramının modern çağın bugünkü durumunu betimlemek için önemli olduğunu belirten Bauman, dünyada gelişen teknoloji ağlarının insanları tüketime zorladığını söyler. Modern insanlar kendilerini tükettikçe mutlu ve değerli hissederler fakat bu, sistemin insanlara oynadığı bir oyundur.

Akışkan modernite nedir?

Sosyolog ve filozof olan Zygmunt Bauman, “Akışkan Modernite” kitabında insanlar tarafından yaygın olarak kullanılan “Postmodernite”, “Geç modernite”, “Yüksek modernite” ve “İleri modernite” kavramlarını inceliyor. Yazar, insanların aydınlanma sonrası yükselen rasyonel hedeflerini ve “Modernite” kavramının kuramsal çerçevesini araştırıyor.

“Başlanan işin yarım kalması, tutarsızlık ve beklenmedik olaylar, günlük hayatımızın sıradan vaziyetlerindendir. Dahası, zihinleri ardı arkası kesilmeyen uyaranlardan ve ani değişimlerden başka bir şeyle beslenmeyen çoğu kişi için bunlar gerçek bir gereksinim haline gelmiştir. Kalıcı olan şeylere tahammül edemez olduk. Can sıkıntısından nasıl meyve alacağımızı bilmiyoruz artık. Sorunun özü şu: İnsan aklı, insan aklının yaptıklarına vâkıf olabilir mi?”

Akışkanlık kavramının modern çağın bugünkü durumunu betimlemek için önemli olduğunu belirten Bauman, dünyada gelişen teknoloji ağlarının insanları tüketime zorladığını söyler. Modern insanlar kendilerini tükettikçe mutlu ve değerli hissederler, fakat bu, sistemin insanlara oynadığı bir oyundur.

“Akışkanlar çok kolay yer değiştirir; akarlar, damlarlar, dökülürler, taşarlar, fışkırırlar, sızarlar, püskürürler, süzülürler. Katıların aksine, akışkanların hareketini durdurmak kolay değildir. Bazı engellerin etrafında dolaşırlar, bazılarını içlerinde eritirler. Akışkanların bu olağanüstü hareketliliği onları ‘hafiflik’ kavramıyla eşanlamlı hale getirmiştir.”

Modernite kavramının pek çok farklı anlamı vardır ve nasıl ortaya çıktığı, nasıl bir gelişim gösterdiği pek çok farklı belirti ve işarete bakılarak takip edilebilir. Yazar, modern hayatın ve onun modern arka planının özelliklerinden birini “Fark oluşturan fark” olarak açıklar. Bu kavramı farklı kılan olgu ise mekân ile zaman arasında değişen ilişkidir.

Modernite, kendinden önceki uzun yüzyıllar boyunca yaşam pratiğinin iç içe geçmiş, süregelen, dengeli ve sağlam bir şekilde örtüşen, dolayısıyla birbirinden güçlükle ayırt edilebilen unsurları olan zaman ile mekânın, yaşam pratiğinden ayrıldığı, böylece bağımsız birer strateji ve eylem kategorisi olarak kuramsallaştırılabilir hale geldiği durumda başlar. Bauman, modernitede zamanın tarihi olduğunu söyler. Bu tarih zamanın durmaksızın artan “Taşıma kapasitesi” nedeniyle zaman birimlerinin “Geçmesine” izin verdiği mekân parçalarının genişlemesi nedeniyle tarihtir.

“Yeni kazandığı esneklik ve sınırlarının genişliği sayesinde modern zamanlar, her şeyden önce mekânın fethi için kullanılan bir silah haline geldi. Zaman ile mekân arasındaki modern mücadelede mekân, siperine çekilip yalnızca bir savunma savaşı yürütmekten başka bir şey elinden gelmeyen ağır, hantal, katı ve soğuk tarafı, zamanın değişimine ayak bağı olmaktan başka bir işe yaramıyordu. Zaman, bu savaşın aktif ve dinamik tarafıydı, sürekli hücumda olan, sürekli yayılan, yeni yerler fetheden ve sömürge altına alan gücüydü.”

Kitabın Ortası dergisi, Eylül 2018, sayı 18.

Güncelleme Tarihi: 01 Ekim 2018, 10:20
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26