Akif'in Osmanlı Edebiyatı ders notları yayınlandı

Mehmed Akif Ersoy ile ilgili literatüre çok önemli bir katkı sağlayacak yeni bir eser daha yayınlandı: Osmanlı Edebiyatı Ders Notları. Kamil Büyüker yazdı.

Akif'in Osmanlı Edebiyatı ders notları yayınlandı

Mehmed Akif hakkında yazılıp çizilenler tam da bitti, yeni şeyler çıkmaz artık derken, çok şaşırtıcı gelişmeler yaşıyoruz. Âkif’i eğer sadece milli günlerde yaptığımız hamasi nutukların dışına çıkarıp bir miktar dönemini, yaptıklarını anlamaya çalışırsak eminim önümüze yeni malzemeler çıkacaktır.

Darülfünûn’da bir Osmanlı Edebiyatı muallimi

Önümüzde Âkif’le ilgili yeni ve bakir bir alan var. Bu alan Âkif’in 1908 yılından itibaren Darülfünûn’da “Osmanlı Edebiyatı” dersi verdiği zamanlardır. Neden bu alan bakir bir alan dedim. Bağcılar Belediyesi tarafından yayınlanan “Osmanlı Edebiyatı Ders Notları”, Mehmed Akif hakkında hiç bilinmeyen bir metni daha gün yüzüne çıkardı. Bu metinlerin en önemli hususiyeti, Âkif’in hayat çizgisinin ne kadar farklı mahfillerde devam ettiğinin ve ne kadar bereketli yürüdüğünün işareti olmasındadır. Pek çok ünlü sima Âkif’e talebe olurken bunlardan sadece birisi Mehmed Zekai (Konrapa) bu notları ihtimamla tutmuş ve saklamış. Yine Ömer Hakan Özalp gibi önemli bir isim ve titiz bir çalışma ile metinler yayına hazırlanmış.

Reşat Nuri, Falih Rıfkı, Ruşen Eşref; Akif’e talebe olanlardan bazıları

Âkif’in Darulfünûn’da hocalık yaptığı yıllarda bugün için kıymetli pek çok edebiyatçı, şair, yazar Akif’in talebesi olmuşlar. Kitabın girişinde bunlara değinen ve hatıratlardan nakillerde bulunulan bir bölüm var. Burada hakikaten bugüne kadar duymadığımız şaşırtıcı isimler mevcut. Bunlar arasında Falih Rıfkı Atay, Reşat Nuri Güntekin, Ruşen Eşref Ünaydın, Baha Kahyaoğlu, Celaleddin Ökten, M. Zekai Konrapa gibi isimler bulunmaktadır.

Âkif’in ders hocalığına başlaması da hayli ilginç. O dönemde Tanin Gazetesi imtiyaz sahibi olan Tevfik Fikret’in istifasıyla boşalan Darülfünun Edebiyat Şubesinin Edebiyat-ı Osmaniye derslerinin birinci sene hocalığına 21 Kasım 1908’de Mehmed Akif, ikinci sene Hüseyin Cahit, üçüncü sene Doktor Rıza Tevfik getirilir. Akif göreve geldiği vakit “edebi nazariyeler” dersine gireceği söylenir. O da “ben ne nazariyatı okutacağım” der. Nezaret’e gittiği vakit, “bu çocuklar nazariyattan ne anlar? Edebi metinler okutursun “denilir. Daha ilk derste, bunu talebelerine şu ifadelerle aktarır: “Burası ne darülfünun, ne siz bir darülfünun talebesisiniz, ne de ben bir darülfünun hocasıyım. Bunu bilin, kendimizi aldatmayalım.”

Zekai Konrapa’nın tuttuğu notlar

Âkif’in buradaki görevi 1914 yılına kadar sürmüş. Buradaki görev yıllarına dair elimizde kayıtlar olmasına rağmen talebelerin ders notları çok yeni ve üzerinde pek durulmamış bir meseledir. Zira Ömer Hakan Özalp’in aktarımına göre kayıtlara giren iki farklı ders notu var. Birisi “Şair Mehmed Akif’in Darülfununda Okuttuğu Edebiyat Dersi Notlarından” (1324-1325) ismiyle Darülfünun-ı Osmani Edebiyat Şubesi birinci sınıf talebesinden 609 numaralı Ali Hususi tarafından tutulan nüsha. M. Fatih Andı bu notların 3-4 sayfasını yayınlamış ama bu notların tamamı 150 sayfadan oluşmaktadır. Yani bu notlar da şu an yayınlanmayı bekliyor.

 

İkinci notlar ise Darulmuallimin-i Aliyye Edebiyat şubesi birinci sınıf talebesi Mehmed Zekai Konrapa’nın şimdi yayınlanan notlarıdır. Bu notlar da 185 sayfadan oluşmaktadır. Ve rik’a hattıyla yazılmıştır. 1908-1909 ders yılına ait ders notlarının kapağında ve eserin girişinde farklı tarihler yer alsa da en nihayet 4 Ağustos 1909 Çarşamba gecesi son bulduğu kaydı da düşülmüş. Eserle ilgili bütün detayı, transkriptle birlikte verilen tıpkıbasım metinle karşılaştırarak görebilirsiniz. Bu da okur için ayrı bir güzellik. Ne diyelim, emeği geçenlere medyun-u şükranız.

Edeb'in tarifinden başlayarak 'Edebiyat nedir’i işleyen Akif, şiirimizin kudretli isimlerinin beyit ve mısralarından örnekler vererek dersini sürdürmüş. Aruz ve bahirleri, Eşkâl-İ Nazım, Fesahat, Efkârın Meziyyât-I Hususiyesi, Sanayi-İ Edebiye, İnşad, Tenkit Yahut İntikad, Mevzua Göre Vezin İntihabı, Kava’id-İ Edebiye başlıkları ve alt başlıkların da yer aldığı çok nizami, sistematik ders notları tutulmuş.

Akif’in nasıl bir ders hocası olduğunu merak edenler için sınırlı da olsa kitapta hatıra kırıntıları var. Mesela Akif, derslerde kendi şiirini okumazmış. Aralarında ünsiyet olmasa da Tevfik Fikret’in kimi şiirlerini takdir etmiş, yazdığı manzumeyi cesur ve kuvvetli bulmuş.

Ağu kelimesi ile gelen hususi ilgi

Baha Kahyaoğlu anlatıyor:

Beni sınıf arkadaşlarım arasında teveccüh ve iltifatlarına bir kelime mazhar etti. Aynı kelimeyi ölümünden sonra daha hicranlı ve meraretli tatmaktayım: Ağu.

Bir gün derste ‘zehir’ ve ‘sem’ kelimelerinin Türkçelerini sordu. Tesadüfen bütün sınıfın bu basit kelimeyi hatırlayamayacağı tuttu. Sıkılarak ayağa kalktım, “Ağu efendim” dedim.

Dikkatle yüzüme baktı. “Aferin” dedi, “demek kamusla meşgulsünüz.”

Ben de Lehçe, arkadaşım Reşad’da Kamus-ı Türki vardı. Düşündüm, “Memlekette bu kelime kullanılır” dedim, “Zehirlendim mukabilinde ‘Ağulandım’ deriz.”

Nerelisiniz?” dedi. Trabzonlu olduğumu söyledim. Akif Bey çok mütehassis oldu. Derste, yolda, her rastladığımız yerde o günden sonra hususi bir alaka ve iltifat gösterdiler. Bu cevabı o kadar samimi bulmuşlardı.

Kitapta iki büyük eksik

Kitabı karıştırırken hayretimi artıran büyük bir eksiklik, Akif’in notlarını kaleme alan Zekai Konrapa hakkında tek satır bir şey yazılmamış olmasıydı. Akif’i yâd ettiğimiz kadar ilim irfan hayatımıza kazandırdığı diğer eserler ve bu ders notları dolayısıyla anılmayı hak eden Zekai Konrapa’nın hayatı hakkında birkaç satır da olsa yazılmamış, anlamakta güçlük çektim.

İkinci husus ise kitabın sonuna ilave edilen ve yine bir forma olarak neşredilmiş olan Akif’in Kavaid-i Edebiye isimli ders notlarıdır. Bu notları tıpkıbasımıyla ilk yayınlayan Yusuf Turan Günaydın’dır. Ancak ne bu isimden ne de bu metinlerin yer aldığı Diyanet lmi dergisinin Akif özel sayısı (2011) ve sonradan kitaplaşan “Vefatının 75. Yılı Anısına Mehmed Akif Ersoy” (Diyanet İşleri Başkanlığı yayınları, 2013) kitabından da tek satır bahsedilmemiştir. İnşaallah bir sonraki baskılarda bu hususlar dikkate alınarak eksikler telafi edilir.

Her şeye rağmen yapılan bu hayırlı hizmet Akif’in bir başka veçhesini anlamamıza ciddi katkı sunacaktır.

 

Kâmil Büyüker yazdı

Güncelleme Tarihi: 15 Nisan 2016, 10:06
YORUM EKLE

banner19

banner13