banner17

Akif gibi mi Dante gibi mi yapacağız?

Murat Kapkıner, ‘Yaşamayı Göze Almak’ta ruhumuza sirayet etmiş, yaşantımıza kastetmiş birçok çağdaş çarpıklığa kahpe yalana dikkat çeker..

Akif gibi mi Dante gibi mi yapacağız?

 

Bazı kitaplar vardır, isimleriyle, içerikleriyle dikkat çekerler; can alıcı hususlara temas ettikleri, gözden kaçırılmış kimi ayrıntıların üzerindeki “ölü toprağı”nı silkeledikleri için. Murat Kapkıner’in Yaşamayı Göze Almak adlı deneme kitabı da bunlardan biridir.

Yaşamayı göze alamayan, adam gibi ölmek bilmez

Kapkıner’ın kitabındaki mesaj açıktır: Yaşamayı göze alıp, yola öyle devam etmek. Şunu demeye getiriyor yazar: Yaşamayı göze alamayan, adam gibi ölmek bilmez. Çünkü asıl yaşamdan korkanlar, ölümden korkanlardır. Ölüm hakkında hakiki bir tasavvuru olmayanlar, yaşamdan köşe bucak kaçanlar, göz boyayarak ‘biz’e ne söylemek istiyor? Kapkıner’in asıl sorguladığı budur. İçimizdeki onlar, dışarıdaki bizler; hepsi, kim bunlar? Kapkıner’in işaret ettiği, anlaşılır ve açık. Peygamber yolunda gitmek, peygamberin yaşadığı gibi yaşamak, öldüğü gibi yetmek, halis bir niyete, gücü yettiğince…

Yaşamayı Göze Almak üç bölümden oluşuyor; deneme, inceleme, eleştiri. Merkezden bakan, Kapkıner’in Kur’an’ın rengiyle boyanmış mümin gözleri. Kalıbının adamı, sözünün eri, işinin ehlidir Kapkıner. Çünkü Yaşamayı Göze Almak’ta ruhumuza sirayet etmiş, hayatımızı ele geçirmiş, yaşantımıza kastetmiş birçok çağdaş çarpıklığa, modern hurafeye ve kahpe yalana dikkat çeker.

İki isim: Akif ve DanteMurat Kapkıner, Yaşamayı Göze Almak

Kitabı okuyup bitirdiğimde iki ismin hayal dünyamda teberrüz ettiğini görüyorum: Mehmet Akif Ersoy ve Dante Alighieri. Akif, içimizdeki ayrık otlarıyla savaştığı için bizi temsilen öne çıkmıştır. Dante yine bize haksızlık yapıp, Batı’nın bayraktarlığını haksız bir şöhretle yaptığı için eleştirilmiştir.

Kapkıner’in bu tespitinde haklı olduğunu görüyoruz. Şöyle ki, son iki yüz yıllık Batılılaşma serüvenimizle birlikte Batı’nın içimizdeki gönüllü tacirleri ve yeminli hempaları, onlardan bize ‘ilerme’yi, ‘gelişme’yi, ‘modernleşme’yi getirirken, tek bir şeyi ölçü almışlardır hep: İslam düşmanlığı. Zaten Kapkıner’de Akif ile Dante isimlerinin öne çıkmasında da, yine tek hakikatin iki yüzü üzerinde sonuca gitmiştir. Bir yandan Asım’ın neslinin fikir babası, İslam’ın asil, asıl, gerçek, mütebessim yüzü Akif; öte yandan Hazreti Peygamberi kendi yarattığı yapay-dünyevî cehenneminin içinde göstermekte bir beis görmeyen, şirkin kirli, murdar, çirkin, kasvetli maskesi Dante.

Müslümanlar üstüne düşeni yaptılar mı?

Şunu demeye getiriyor Kapkıner; Batı(l)’ın içimizdeki tacirleri, Asım’ın neslini yok etmek için bütün imkânlarını seferber etmişlerdir. Müslümanlar üstüne düşeni yaptılar mı? Kapkıner, Yaşamayı Göze Almak’ta bunu soruyor/sorguluyor tastamam. Batılılar, gidecek başka dünyaları olmadığı için bu dünyaya varlarıyla yoklarıyla sarılıyorlar, dahası yaşamayı göze alıyorlar; yaşamayı becermiyorlarsa bile, kendilerini yaşamın üstesinden gelmiş gibi göstermesini biliyorlar. Yani, hayat oyununu sahneliyorlar, sahneye bizim hayatımızı koyarak. Hayatımız üzerinden para kazanarak dünyaya hükmediyorlar.

Peygamber Yolu’nda gittiğini söyleyen Müslümanlar, Akif gibi yaşamayı göze alıyorlar mı? İnançlarının gereklerini yerine getiriyorlar mı? Dünyanın ahretin tarlası olduğu şuuruyla yaşıyorlar mı? Çünkü kelimenin gerçek manasıyla, dünyayı ahiretin tarlası yapan, yaşamayı göze alıp, hiçbir şekilde, hiçbir koşulda ölümden korkusu olmayan demektir.

 

Faik Öcal yazdı

Güncelleme Tarihi: 12 Mayıs 2016, 15:53
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20