Ahmet Kekeç'e Baskı Yazısı

Yayımlanacak kıvama geldiğini duyduğumuz birkaç dosyası varmış Ahmet Kekeç'in. Bu yazı, o dosyada bekleyen metinlerin kitaplaşması için yazarını sıkboğaz etme yazısı olsun…

Ahmet Kekeç'e Baskı Yazısı

Bir Ramazan akşamı Sultanahmet Camii avlusundaki fuarda Yağmurdan Sonra'yı bir stant görevlisine sormuştum. Beni küçük görmüş olacak ki, “Sen ne anlarsın o kitaptan!” dercesine yüzüme baktı sonra uzun uzadıya o romanı bana kötüledi. İşe yaradı mı? Maalesef evet. Ahmet Kekeç'i tanımak için daha uzun zaman geçecekmiş.

 

Mahmut Balcı'nın Hediyesi…

 

Cağaloğlu'nda Birey Yayıncılık'ı görenler hatırlayacaklardır. Edebiyat, sanat, fikir, siyaset dergilerinin birçoğunu orada bulabilirsiniz. Biz de Birey'e dergi bırakmak için sıkça girip çıkmaya başladığımız zamanlarda, Birey'in sahibi Mahmut Balcı'yla tanışma fırsatı bulmuştuk. Balcı, o Ramazan akşamı gerçekleşmeyen Ahmet Kekeç'le tanışma serüvenimin başlangıcı olmuştur. Gazeteciyim Ama Tedavi Görüyorum adlı Ahmet Kekeç imzalı bir kitabın da aralarında bulunduğu birkaç kitap hediye etmişti bana. Sanırım bir de Ahmet Hakan'ın İsmet Özel'in bir dizesinden alıntılayarak kitabına ad verdiği Sivil Dayanılmaz Bir Yürek kitabı da vardı bu kitaplar arasında.

 

Politika-Sanat Bir Arada Nasıl Olur?

 

Gazeteciyim Ama Tedavi Görüyorum, Ahmet Kekeç'in fıkralarından oluşuyor. Malum olduğu üzere Ahmet Kekeç yıllardır farklı gazetelerde günlük yazılar yazdı, yazıyor. Bunların çoğunluğunu gündem, siyaset üzerine yazdıkları oluşturdu. Ama Kekeç'i takip edenler bileceklerdir ki, edebiyat, sanat, roman, yer yer şiir Kekeç'in hayatında önemli yerler tutar. Hal böyle olunca yazdığı yazıların arasında esaslı edebiyat eleştiri metinlerine de denk geliyoruz. Fıkralarından oluştuğunu söylediğimiz bu kitapta da, politikayla sanat, gündemle edebiyat, tarih iç içe.

 

Kavga Şanındandır!

 

Yine bilindiği üzere, Ahmet Kekeç kavgayı seven bir kalemle örer yazılarını. Ortada bir sorun gördüğünde müdahale etmeden edemez. Kendi doğrularından taviz vermez. Onun en çok Zülfü Livaneli'yle yaşadıkları tartışmaları dikkatle okumuştum. Hiciv gücü yüksek bir yazar Ahmet Kekeç.

 

Kitap Nelere Cevap Veriyor?

 

Gazeteciyim Ama Tedavi Görüyorum, Ahmet Kekeç'in bir yazar olarak kızdıkları nelerdir, edebiyattan ne anlar, kimleri okur, kimleri sevmez sorularının iyi bir cevabı olarak karşımızda duruyor. Kitap aynı zamanda Türkiye siyasetinin nabzının en çok yükseldiği bir dönemden, 90'lı yıllardan “hatıralar” sunuyor. Kitaptaki yazılardan seçme yapıp üzerine üç beş kelam edecektim ama sırada bekleyen iki kitaba hak geçmesin. Kitabı merak edenler, eğer baskısı tükenmediyse ucuz bir fiyata Birey Yayıncılık'tan temin edebilirler.

 

Derin Roman'ı Hâlâ Okumadınız mı?

 

İsmail Demirci'nin kurup editörlüğünü yaptığı Selis Kitaplar'ın yayınladığı ilk kitaplardan biri de Ahmet Kekeç'in siyasal malzemeden örülü romanı Derin Roman'dı. Nisan 2004 yılında çıkan ilk baskısı var elimde. Ahmet Kekeç'in konuşulan en önemli işlerinden biriydi bu roman. Gazetecilikten gelen birikimini, Türkiye demokrasi tarihi üzerinde incelikle kullandığı bir romandı bu.

 

“Doğru Dürüst Hikâye”

 

Kitabın arka kapağında Derin Roman'ın orijinalliğine vurgu yapılan “Yakın tarihimizin aktörleriyle ilgili yüzlerce, binlerce cilt kitap yazıldı. Ortaya milyonlarca bilgi, belge, anı döküldü. Ama bu bilgi ve anı kırıntılarının 'tarih disiplini' dışında doğru dürüst hikâyesi yazılmadı.” cümlelerine yer veriliyor. Gerçekten de belgelerin, akademik kitapların ortasında okumaya, anlamaya çalıştığımız yakın tarihimize Ahmet Kekeç gibi okumaktan usanmayan bir yazarın kaleminden bakmak oldukça ilgi çekici.

 

Yıllarca Hatırat Okumak…

 

Ahmet Kekeç, romanın girişinde Tutunamayanlar romanından bir cümleyi alıntılıyor: “Tarihimiz ikiye ayrılır; yakın tarihimiz, uzak tarihimiz. Bize en uzak olan da yakın tarihimizdir.” Bu alıntının ardından da yakın tarihin kendisinde hep merak konusu olduğundan bahsediyor. Bu merakını gidermek için yıllarca hatırat okuyan Ahmet Kekeç, okuduğu bunca olayın bir “tetkik mesafesi”nde olduğunu görüyor. Kitapta ÇANKAYA'DA KÜRT KAVGASI, YA GÜRSEL YA İHTİLAL, CUNTALAR SAVAŞI gibi başlıklar var. Romanlarda pek karşılamamamıza rağmen Ahmet Kekeç kitabına Kaynakça koymuş. Bu listedeki kitapların topluca adlarını bir arada görmek bile size heyecan verebilir.

 

Kanamalı Haydut Benim Kitabım!

 

Son olarak, Kekeç'in Kanamalı Haydut adını verdiği deneme-günlük kitabından bahsedeceğim. Kekeç'in gazete yazılarını, romanlarını okudum ama hiçbiri bende Kanamalı Haydut kadar heyecan uyandırmadı. Nedense bu her biri azami yarım sayfadan oluşan bölümlerden meydana gelen kitap benimle uzun süre vakit geçirdi. Yukarıda Kekeç'in çok okuyan bir yazar olduğundan bahsetmiştim.

 

Kekeç'in Köşe Yazarı Olduğunu Unutturan Kitap!

 

Kanamalı Haydut Kekeç'in bir yazar olarak serencamından hatıralar taşıyor. Bu kitapta ilk defa Ahmet Kekeç'in köşe yazarı olduğunu unutuyorsunuz. Kanamalı Haydut tamamıyla bir edebiyatçının hayattan, kültürden, sosyal çevreden ne aldığının ne verdiğinin tezahürü.

 

Yazılardan…

 

İlkyazı Çınaraltı başlıklı. Cemal Süreya'dan bir alıntı sadece. Altı satır…

 

Yahya Kemal başlığının altında ilk cümle: “Varlığımız, kanımız, etimiz bu toprakların hem yaşayan, hem sahibi, hem gelecek tesellisiydi.” diyor.

 

Ankara'da ise “78 yılında Gazi Eğitim'e kayıt yaptırdım. Hem de hangi bölüme? Resim… Okusaydım ve bitirseydim, muhtemelen bir taşra lisesinde resim ve elişi dersi öğretmeni olacaktım.” diye yazıyor. “Ankara'yı sevemedim. Sevmiyorum.” diye de devam ediyor. Süleyman Nazif, Yaşar Kemal, Zarifoğlu, Mustafa Kutlu, Ramazan Dikmen gibi başlıklar okuyacaksınız bu kitapta. Ama bu yazıların içinde bu adamların adları geçmeyecek! Kanamalı Haydut, Kekeç'in en iyi kitabıdır bu yüzden.

 

Meraklısına “Resmi” Biyografi…

 

Onun adını şimdiye kadar hiç duymayanlara “resmi” biyografisinden bahsedelim. 1961'de Malatya'da doğdu. Aylık Dergi, Mavera, Yönelişler gibi dergilerde hikâye yayımlayarak yazı hayatına başladı. 1985'te Son İyi Şeyler adını verdiği hikâye kitabını yayımladı. Milli Gazete, Yeni Haber, Zaman, Vakit ve Yeni Şafak'ta yazdı. Halen Star Gazetesi'nde yazmaya devam ediyor.

 

Yayımlanacak kıvama geldiğini duyduğumuz birkaç dosyası varmış Ahmet Kekeç'in. Bu yazı, o dosyada bekleyen metinlerin kitaplaşması için yazarını sıkboğaz etme yazısı olsun…

 

Yakup Öztürk yazdı

Yayın Tarihi: 28 Mart 2009 Cumartesi 18:26 Güncelleme Tarihi: 17 Ocak 2022, 09:17
YORUM EKLE
YORUMLAR
zehra
zehra - 14 yıl Önce

ahmet kekeç aslen çook öncelerden imza dergisinden de bilinir...

tıptıs
tıptıs - 14 yıl Önce

AFERIN ZEHRA

Yavuz
Yavuz - 13 yıl Önce

Dilinin ayarını kaçıran yazarların uzun vadede bana bir faydası olmayacağını düşünürdüm kendi hesabıma. Dolayısıyla A. Kekeç in gazete yazılarını ilk okuduğum zaman korkmuştum biraz. Ama sonra zekasının kaleminden daha kıvrak olduğunu fark ettikçe sadece kaleminin bazen gıcıdadığını bunun dışında edebi bir kimliğinin dahi olabileceğini farketmiştim. Daha sonra yanılmamış olduğumu fark edecektim. Mürekkebi bol olsun ve hep taze kalsın.

banner19

banner36