Ahlakımız Doğuştan mıdır, Aldığımız Eğitimin Bir Sonucu mudur?

İbn Miskeveyh, ahlak söz konusu olduğunda, kendisine bolca atıflar yapılan kadim bir bilgemiz. Ahlak Eğitimi - Tehzibu’l-Ahlak adlı eserinde de insan adı verilen varlığın gerçekte kim ve ne olduğu; o varlıkta hangi melekelerin, hangi duyguların, hangi özelliklerin yer aldığı hem ayrıntılı bir şekilde hem de kah tasavvufa, kah Aristo’ya, kah Pisagor’a atıflarda bulunularak anlatılıyor. Ahmet Serin yazdı.

Ahlakımız Doğuştan mıdır, Aldığımız Eğitimin Bir Sonucu mudur?

Çatışmaların olduğu ve bu çatışmaların dengelediği bir evrende yaşıyoruz. Şeyh Galib üstadın o veciz ifadesiyle zübde-i âlem (âlemin özü) olan insan da kendi iç dünyasında bu çatışmayı yaşıyor her zaman. İyi ile kötünün, merhamet ile zalimliğin, cömertlik ile cimriliğin, intikam ile bağışlamanın içimizde atbaşı yarıştığı bir evreniz aslında hepimiz. Kötü yanlarımız ve bu kötü yanlarımızı besleyen bir şeyler varken bizde, bu kötülüklerle başedebilecek iyi yanlarımız ve bu iyi yanlarımızı güçlendirip cesaretlendirecek bir şeyler de var.

Bunların hepsi aslında insanın manevi dünyasında olup bitiyor ama bunların yeryüzündeki yansımalarına da şahit oluyoruz sürekli.

İnsanların yapıp ettikleriyle ilgili gerçekleştirdiğimiz bu şahitlikler de bizi “iyi insan-kötü insan” yargısına götürüyor. Sahip olduğumuz değer yargılarıyla birilerini iyi ya da kötü sıfatıyla tarif ediyoruz. Bu tarifi yapmamızı sağlayan şey ise elbette ahlak…

Ahlakın ne olduğu da ahlakın kaynağının ne olduğu da hiç bitmeyen bir tartışma konusu aslında. Dindar insanlar için bu sorunun cevabı belli: Ahlakın kaynağı dindir.

Öte yandan, ahlakın kaynağını başka değerlerde de arayanlar hep var. Dindar insanlar arasında ahlaki zaafı olanların bulunması, dinsizler arasında “ahlaklı” insanların bulunması, bu tartışmanın bir kısır döngü halinde uzayıp gitmesine yol açıyor.

Biz Müslümanlar için bu sorunun yanıtı belli. Sonuçta “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” hadisinin sahibi bir Peygamberin (sav) ümmetiyiz. Yine “Ve şüphesiz sen büyük bir ahlak üzerinesin.” (Kalem, 68/4) ayeti bize bu konuyu nasıl anlayıp nasıl inanmamız gerektiğini hakkında yeterli bilgiyi vermektedir.

Bir ayağı dünyayı dolaşan bir yazar

İbn Miskeveyh, ahlak söz konusu olduğunda, kendisine bolca atıflar yapılan kadim bir bilgemiz. Tahmin edilebileceği gibi tam bir kitap kurdu olan İbn Miskeveyh, düşünür sıfatının yanında iyi bir tarihçi kimliği de taşıyor. Bu iki alanda yetkin olup özellikle bu alanlarda nitelikli eserler veren İbn Miskeveyh’in ilgi alanı hemen hemen her şeyi kapsayacak kadar geniştir. Büyüyenay Yayınları’nın yirmi dördüncü kitabı olarak yayımlanan İbn Miskeveyh’in Ahlak Eğitimi- Tehzibu’l-Ahlak adlı eserini Türkçeye çeviren Abdulkadir Şener, İsmet Kayaoğlu ve Cihat Tunç’un ‘Önsöz’de belirttikleri gibi, İbn Miskeveyh “… tabii ilimlerden edebiyata kadar bütün ansiklopedik bilgilere sahip olmak istemiştir.” (s.11)

Yine çevirenlerin ifadesine göre İbn Miskeveyh, din kurallarının hâkim olduğu bir dönemde ahlak ilkelerini aklileştirerek açıklamıştır. Bunu yaparken de hiç gocunmadan gerek tasavvufa gerekse de Eski Yunan’a başvurmuş, düşüncesini açıklayıp destekleyecek her bilgiyi kullanmıştır.

İnsanı anlamadan olmaz

Kitabın adı her ne kadar Ahlak Eğitimi olsa da kitap aslında insanı anlatıyor. İnsan adı verilen varlığın gerçekte kim ve ne olduğu; o varlıkta hangi melekelerin, hangi duyguların, hangi özelliklerin yer aldığı hem ayrıntılı bir şekilde hem de kah tasavvufa, kah Aristo’ya, kah Pisagor’a atıflarda bulunularak anlatılıyor İbn Miskeveyh tarafından.

Faziletli nefs nedir?

İnsana ve ahlaka dair her şeyin verilmeye çalışıldığı kitapta yazar, toptancı bir yaklaşım benimsememiş ve iyi de yapmış. Çünkü toptancı yaklaşımlar yanlışlara karışmış doğruları görmemizi engelliyor ve hayata kategorik bakmamıza yol açıyor. Bu ise zamanla hem insanın inancını ve hem de insan ilişkilerini kötü etkileyebiliyor.

Mesela İbn Miskeveyh, nefs dediğimiz şeyi tarif edip tanımlarken bu tanımlamayı ayrıntılı bir şekilde yapar, nefsin ne olduğu ve ne olmadığını karşılaştırmalar yaparak anlatır.

Kitabın sayfalarında nefsin cisim olup olmadığını tartışan, nefsin duyularla ilişkisine değinen yazar, nefsin ilim ve marifetlere ilgi duymasını ise nefsin fazileti olarak ifade eder. Sadece bununla da yetinmez İbn Miskeveyh, nefsin olayların gerçekliği hakkındaki akıl yürütme gücünü, tehlikeden yılmayıp şeref kazanma isteğini ve insan hayatıyla insan soyunu sürdürmek için gerekli insani arzuları da nefsin gücü ve bu gücün erdemleri olarak över.

Nefs, ahlak, huyla bezenmiş kavramlar dünyası

Nefsi anlatıyor derken insanı anlattığını söylediğimiz İbn Miskeveyh, kavramlar hakkında tartışmaya girmekten, o kavramlar hakkında ayrıntılı bilgi vermekten de kaçınmaz. Günümüzde bile hâlâ bir tanım kargaşası yaşandığını bildiğimiz ‘ahlak ve huy’ konusu, yazarın da gündemindedir ve yazar, konuya dair söyLenen sözleri, yapılan tartışmaları etraflıca anlatır. Ahlak denilen şeyi “Nefsin düşünüp taşınmadan kendi fiillerini ortaya koymasını sağlayan durumdur.” diye tanımlayan yazar, mizaçtan kaynaklanan ahlak ile alışkanlık ve eğitimle kazanılan ahlak (huy) şeklinde iki farkı ahlaktan bahseder. Tam burada yazar, mizaçtan kaynaklanan tabii ahlak ile insanın eğitimle kazandığı ahlakın tartışmasına girer. Konuya dair Eski Yunan düşünürlerinin görüşlerini aktardıktan sonra kendi düşüncesinin değişebilen bir ahlakı kabul ettiğini söyler. Bunun da açıklamasını, tabii ahlakın insanın akıl ve ayırt etme gücünü ortadan kaldırdığını söyleyerek yapar. Konuyu, oysa insan, akıl ve sorumluluk sahibi bir varlık olduğu için değerlidir ve tam da bu yüzden hesaba çekilmektedir, sözleriyle açıklar.

Niceliğin iyiliği ne, niteliğin iyiliği nedir?

Kitabında iyilik ve mutluluğu da tartışanİbn Miskeveyh, niceliğin ve niteliğin iyiliği kavramlarından söz eder. İlk iyiliğin ‘Yüce Tanrı’ olduğunu söyledikten sonra yazar, niceliğin iyiliğinin uygun sayı ve uygun hacimle, niteliğin iyiliğininse zevklerle örneklendirilebileceğini söyler. (s.100)

Sahi, mutluluk nedir?

Mutluluğun da bir çeşit iyilik olduğunu söyeyen yazar, kitabın ilerleyen sayfalarında mutluluğun bölümlerinden ve Eski Yunan düşünürlerinin konuya dair düşüncelerinden söz eder uzun uzun.

İbn Miskeveyh’in, adı her ne kadar “Ahlak Eğitimi” olsa da, insanı ve insana dair önemli şeyleri anlattığı bu kitap, kadim düşünce dünyamızın önemli eserlerinden biri. İnsan adı verilen varlığı daha iyi tanımak için okunması gereken bu kitabın çevirisinin bir kez daha ve dikkatlice gözden geçirilmesi, kitabın daha rahat okunup daha iyi anlaşılmasına katkı sağlar, diye düşünüyorum.

İbn Miskeveyh, Ahlak Eğitimi, Büyüyenay Yayınları

Ahmet Serin

Güncelleme Tarihi: 21 Kasım 2018, 16:16
YORUM EKLE

banner19

banner13