Ahlak haddizatında güzel olan huylardır

Mehmet Türkeri’nin yazdığı Elmalılı’nın Ahlak Felsefesi adlı kitap, Elmalılı Hamdi Yazır’ın Kur’an-ı Kerim’e bağlı olarak ortaya koyduğu ahlak anlayışını irdeliyor.

Ahlak haddizatında güzel olan huylardır

D. Mehmet Doğan’ın Büyük Türkçe Sözlük’ünde ahlak tanımı şu şekilde yapılıyor: “Ahlak, insanın yaradılışından gelen hususiyetler ile Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Şerif’te sınırları çizilen, insanların iyiliğini ve mutluluğunu hedef alan kaidelerin hayata geçirilmesiyle kazanılan iyi ve güzel davranışların bütünüdür.” Efendimiz (s.a.v) “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” buyurmuştur. İslam’ın insanı güzel ahlak sahibi kılarak olgunlaştırmak gayesinde olduğu belirtilmektedir ve iman yönünden en olgun müminin ahlak bakımından da en üstün olduğunu Efendimiz (s.a.v) ifade etmiştir.

Elmalılı’nın Ahlak Felsefesi kitabı da, Elmalılı Hamdi Yazır’ın Kur’an-ı Kerim’e bağlı olarak ortaya koyduğu ahlak anlayışını anlatıyor ve bu anlayışın felsefî noktalardan irdelenmesini içeriyor.

Prof. Dr. Mehmet Türkeri’nin yazdığı ve Lotus Yayınları’ndan çıkan kitap, giriş ve sonuç bölümü hariç tutulursa üç bölüm halinde ele alınmıştır diyebiliriz. Bu minval üzere birinci bölümde Elmalılı’nın ahlak anlayışını anlatabilmek adına öncelikle ‘insan’ hakkındaki görüşünün anlaşılması gerektiği düşünüldüğünden, insanın varlıklar arasındaki yeri ve onu diğer varlıklardan ayıran ‘nefs-i insani’si üzerindeki görüşlerine yer verilmiş. Cisimler esirî (semavî) ve unsurî cisimler olarak ikiye ayrılır. Unsurî cisimler ise dört gruptan oluşur. Bunlar; cemadat, nebatat, hayvanat ve insandır.

İnsanı diğer varlıklardan ayıran yönü ise bir ‘nefs-i insani’sinin olmasıdır. Bu nefs-i insanisi onun nefs-i natıkasına (bilme ve yapma gücüne) işaret eder. İnsanın diğer varlıklardan ayrılabilmesi aslında bu sahip olduğu güçlerini yetkinleştirmesine bağlıdır. Esasında yetkinleşme bilgisel olanı davranışsal hale getirmekle sağlanabilir. İnsanın beş duyu ile birlikte akıl-mantık ve vahiy-ilham olmak üzere yedi adet gücü vardır. Akıl insanın sahip olduğu yönlerinden insanî yönünü yetkinleştirmesinin aracıdır, çünkü onu diğer varlıklardan ayıran tek yönüdür.

Esas gaye uhrevî mutluluğa ulaşmaktır

Ahlakın gayesi ise mutluluktur. İkinci bölümde ahlakın gayesi olan mutluluk kavramı çeşitli açılardan incelenmiştir. Elmalılı’ya göre ahlak “haddizatında güzel olan huylardır.” Ahlakın kaynağı dindir, yani dinden ahlaka ulaşmak söz konusudur (teolojik ahlak). Teolojik ahlakta kaynak din olduğuna göre, ahlak aslında dinin emirlerine verilen cevaptır. Bunların tümü insanın doğuştan ahlak sahibi olmadığını yani ahlakın edinilen bir hususiyet olduğunu gösterir. Ahlakın gayesi ise mutluluktur. Elmalılı’nın anlayışında mutluluk uhrevî ve dünyevî mutluluk olarak ikiye ayrılır. Esas gaye uhrevî mutluluğa ulaşmaktır. Mutluluğa ulaşmanın yolu ise yetkinleşmekten geçmektedir. Hem teorik (bilgi/aklî gelişim) hem pratik (erdem) bakımdan yetkinleşmek…

Pratik yetkinleşmede ise ‘iyi’nin alışkanlık haline getirilmesi gerekir. İyi olan şeyler nefsin iyilikleri, bedenin iyilikleri ve haricî iyiliklerdir. Bunlar aslında Elmalılı’nın Fahreddin Razi’den aktardığı ruhanî, bedenî ve haricî mutluluk tasnifindeki kısımlara denk gelen iyilikleridir. Aslolan mutluluk ruhanî mutluluktur, yani oradaki iyidir. “Elmalılı Maturidi geleneğinden geldiği için iyiyi dinden bağımsız şekilde de tanıdığını söyleyebiliriz” der Türkeri. Elmalılı nihai mutluluk elde edildiğinde bunun cismanî nimetleri de içerdiğini düşündüğünden, o noktada hem ruhanî hem de cismanî hazlar yer alacaktır diye düşünür. Mal-mülk ve makam-mevki gibi haricî iyiler ise nihai iyi için aracı konumundadırlar.

İrade özgürlüğüne sahip olmak ne anlama gelir?

Ahlakî eylemin olmazsa olmazı irade özgürlüğü ve erdemlere ise üçüncü bölümde yer verilmiştir. Ahlakın amacına-mutluluğa ancak erdem ile ulaşılır. Erdemin ahlakî olabilmesi ise onun iradî olarak yapılması ile söz konusu edilebilir. Bu durumda irade özgürlüğünün -ki tercihe işaret eder- ahlakın vazgeçilmez şartı olduğu bariz şekilde ortaya çıkmaktadır. Ayrıca irade özgürlüğü kesb ile ilgili alanlarda söz konusudur.

İnsanın davranışlarında onun özgürlüğü ve failliği söz konusudur. Onun irade-i cüziyyesinin ve failliğinin ise kader ile çatışması söz konusu değildir ve haddi zatında özgürce ortaya konan davranışların sorumluluğu da o kişiye aittir. İrade özgürlüğüne sahip olmak insanın istediğini istediği şekilde yapabileceği anlamına gelmez, aksine özgür irade sahibi olan insanın bu iradeyi kendisinden istenen şekliyle kullanması gerektiği anlamına gelir. Bu anlamda görev ile özgürlük arasında çatışma olması söz konusu olamaz. Özgürlüğü zaten görevi içindir ve amacı Allah’ın rızasını kazanmaktır.

Elmalılı’nın Ahlak Felsefesi, birçok noktaya çeşitli açılardan karşılaştırmalı olarak yaklaşıp, titizlikle hazırlanmış bir eser. Söz konusu bu haberde ise herhangi bir karşılaştırmalı noktaya temas edilmeden yalnızca Elmalılı’nın ahlak anlayışından anlaşılan noktalara kısaca temas edildi.

Dilara Coşkun yazdı

Güncelleme Tarihi: 25 Aralık 2018, 13:12
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13