Ağustos ayına özel kitap seçkisi

Yapı Kredi Yayınları'nın Ağustos ayına özel yeni çıkan neşriyatından sizin için seçtiklerimizi istifadelerinize sunuyoruz.

Ağustos ayına özel kitap seçkisi

GÖRÜNÜRDE HİÇBİR ŞEY YOK

Yıl 1943. Orta Atlantik’te sürüklenen bir şişme botta, savaş alanındaki çarpışmadan hayatta kalan iki asker: Batan Alman denizaltısının deniz eri “Öteki” ile düşen Amerikan askeri uçağının pilotu “Tek Kollu”. Az öncesine dek düşman olan bu iki adam okyanusun ortasında kader ortağına dönüşür. Ağır yaralı pilot üçüncü günde ölür; Alman deniz eri susuzluktan ölmek üzeredir.

Jens Rehn’in Türkçeye çevrilen ilk kitabı GÖRÜNÜRDE HİÇBİR ŞEY YOK (1954) ana konusu çerçevesinde, Beckett’in GODOT’YU BEKLERKEN (1952) oyunu ve Hemingway’in YAŞLI ADAM VE DENİZ (1952) romanıyla ortak yazınsal-felsefi çağrışımlar içeren; anlatı, dil ve biçem açısından varoluşsal deneyimle kendi rotasını çizen, sarsıcı bir ilk roman. Duygusallıktan ve yalancı coşkudan arındırılmış, nesnel bir yazını ve yalınlığı pusula edinen Gruppe der Zwölf’ün (On İkiler Grubu) ilkelerine bağlı kalarak “buz gibi” bir gerçekçiliğe ulaşan bu varoluşçu mesel, Jens Rehn’in II. Dünya Savaşı’nda denizaltı subayı olarak yaşadığı olayı merkezine alıyor.

Görünürde Hiçbir Şey Yok
Yazar: Jens Rehn
Çeviren: Ersel Kayaoğlu
YKY Modern Klasikler Dizisi / Dünya Roman

O YAZIN TANRISI

1945 kışı. On iki yaşındaki Luisa ailesiyle birlikte bir Nazi subayı olan eniştesinin çiftliğinde, görece korunmalı koşullarda sona yaklaşan savaşın bitmesini beklemekte, günlerini kitap okuyarak, hayvanlarla ilgilenerek, çevresini gözlemleyerek ve sorgulayarak geçirmektedir. Bu özgürlük ortamında çiftlikte çalışanlardan birine âşık bile olur. Gelgelelim, bombalanan şehirlerin, yollara düşmüş bitkin göçmenlerin, yaklaşan müttefik ordularının ve apar topar cepheye çağrılan gençlerin iyice görünür kıldığı ve artık hiç kimsenin kaçınamadığı dehşet, çaresizlik ve belirsizlikten o da payını alacak, hızla “büyümek” zorunda kalacaktır.

Rothmann daha önce yayımladığımız Baharda Ölmek adlı romanıyla diyalog halindeki bu romanında, bir ulusu yönetenlerin körlük ve inkârının, savaşın akıldışılığının sıradan insanların ilişkilerine ve hayatlarına verdiği hasarı bir kez daha sarsıcı bir anlatımla, ustaca ve incelikle ele alıyor.

O Yazın Tanrısı
Yazar: Ralf Rothmann
Çeviren: İlknur Özdemir
YKY Edebiyat / Dünya Roman

KAZI BAŞKANININ KARAVANASI

ARKEOLOJİNİN DELİKANLISINDAN YEMEK TARİFLERİ

Türkiye arkeoloji tarihinin en önemli isimlerinden A. Muhibbe Darga’nın bu yemek yahut yemek anıları ki­tabı, tariflerdeki lezzet kadar anılardaki heyecanla da unutulmaz tatlar bırakıyor.

Kazı anıları arasında, arkeolojik bulguların heye­canına lezzeti karışan, yaşama sevincine eşlik eden yemekler hatırlıyor A. Muhibbe Darga. Sadece kazı karavanası değil, İstanbul’da kurulan sofraları, bir zamanlar Fenerbahçe’den tutulan balıkları, çocukluk­tan hatırası kalan beyaz pilavı anıyor... Reçellerse hep başrolde, tarifi kimden alındıysa onun hakkı verilerek aktarılıyor.

“Bizim hayatımızda serüvenler hiç bitmedi, bitmesin de...

Bu bir yemek kitabı mı? Bir omlet bana neler hatırlat­tı! Şimdi aklıma daha neler geliyor...”

Kazı Başkanının Karavanası – Arkeolojinin Delikanlısından Yemek Tarifleri
Yazar: A. Muhibbe Darga
YKY Edebiyat / Anı

KUŞ BAKIŞI - BÜTÜN ŞİİRLERİ (1969-2018)
 

İzzet Yasar’ın bütün şiirleri tek ciltte toplandı

Kuş Bakışı – Bütün Şiirleri (1969-2018)

2018 yılında aramızdan ayrılan İzzet Yasar’ın tüm şiir kitapları ile dergi sayfalarında ve çekmecesinde kalmış şiirleri Kuş Bakışı adı altında toplandı. Kuş Bakışı, şairin 1969-2018 yılları arasında yayımladığı Kanama (1974), Yeni Kuş Bakışı (1979), Ölü Kitap (1982), Dil Oyunları (2002), Asla Yazamayacaksın O Şiiri (2007), Başka Akıl Peşinde (2010), Şifa ile Taburcu (2018) kitaplarının yanı sıra daktiloya çekilip yayımlanmamış ya da çıktığı dergilerde kalmış şiirlerinden oluşuyor.

Çağdaş şiirimizin son elli yılında özel ve ayrıksı bir yeri olan İzzet Yasar eleştirel, aykırı, alaycı tutumunu büyük bir ustalıkla şiirleştiriyor. “Büyük meseleler” onun şiirinde dilin ücra köşelerine taşınarak yeniden tanımlanıyor.

Ece Ayhan’dan İlhan Berk’e Murat Belge’den Orhan Koçak’a pek çok şair ve eleştirmen İzzet Yasar şiirini değerlendirmiştir.

İLHAN BERK: Bugün İzzet Yasar bir başına kapalı, çetin, lanetli bir şiiri sürdürüyor. Neredeyse, anlaşılmak, paylaşılmak istemiyor gibidir. Ya gerçek mi? Onun için şiirde asıl gerçek, gerçek olmamakta yatar çünkü.

MURAT BELGE: İzzet Yasar’ın ta başından beri değişmeyen bir özelliği, sesi hem bir uyum hem de Joyce’u akla getiren “akustik çağrışımlar” yapmak için kullanmasıdır. “Ne ulu uyanış ve ne kutlu unutuştu” derken birinci işlev, “Korkma bu erkek erk seni asla etmeyecek terk” derken daha çok ikinci işlevi ve henüz söylemediğim üçüncü işlevi öne çıkıyor: Bu üçüncüsü de gene çok yanlı mizahını ürettiği araçlardan biri.

ORHAN KOÇAK: Baba’nın Rejimi, Baba’nın Yasasıdır Yasar’ın hep didiştiği, kısaca Yasa. Bu durumda kendi soyadının yarattığı ironiyi fark etmemiş olamazdı; bolca yararlanmıştır bu uyuşmazlıktan, şiirini bu “yasamayan yasarlık” konumuna çekilerek yaratmıştır – ş’leri de unutmadan.

İZZET YASAR: Ben “yargılayan” durumunda olmak istemiyorum. Şiirimizin yakın tarihi üstüne fikir beyan etmek istemiyorum. Behçet Necatigil’in dediği gibi, biz işimize bakalım. Mızmız ya da hırçın, iyi şiir yazmaya çalışalım. Yargıyı zaman verir. Eninde sonunda iyi şiir kötü şiiri kovar.

Kuş Bakışı - Bütün Şiirleri (1969-2018)
Yazar: İzzet Yasar
YKY Şiir

PSİKANALİTİK DENEMELER

Türkiye’de psikanalizin kurumsallaşmasının ilk yıllarına tanıklık eden yazılarıyla tarihe kayıt düşmeye devam eden Talat Parman, bu derlemede, bir psikanalist olarak hem uygulamada hem de kuramsal alanda özellikle ilgi duyduğu ergenlik, aile ve annebabalıkla ilgili konuları merkeze alıyor; mimariden, sinemadan ve güzel sanatlardan beslenen zengin örneklerle deneme türü ile psikanaliz arasında sağlam bir köprü kuruyor.

Çoğu kişi için psikanaliz divanının yarattığı en büyük kaygı değişimle ilgilidir. (...) “Divanda dağıldı” diye özetlenebilecek kent efsanesinin etkisiyle daha beter olmaktan korkulur. Oysa psikanalitik sürecin bireye sunduğu en önemli öneri “yineleme zorlantısından” çıkabilme olanağıdır. Öyleyse değişimin olumlu olarak nitelenebilmesi içerdiği yeniliklerle doğru orantılıdır; yeni ilişkiler, yeni ilgiler ve elbette yeni tepkiler. (...) Bu iyidir! Bir yinelemenin sonucu olmayan gerçek yeni daima iyidir. Çünkü yineleme ve yenileme birbirinin tersidir.

Psikanalitik Denemeler
Yazar: Talat Parman
 YKY Cogito / Psikanaliz - Deneme

Yayın Tarihi: 11 Ağustos 2021 Çarşamba 16:00 Güncelleme Tarihi: 02 Eylül 2021, 15:20
banner25
YORUM EKLE

banner26