Affetmek, boş vermek değildir

Adem Güneş "Bırak ve Rahatla" adını verdiği son kitabından sonra bugünlerde de Timaş Yayınları'ndan çıkan "Kendini Affet" ile okurlarıyla buluştu.

Affetmek, boş vermek değildir

Çocuk ruhunu anlamaya yönelik çalışmaları ve kitaplarıyla yüz binlerce okurun dikkatle takip ettiği bir uzman olan Güneş, son iki kitabında bu kez odağını yetişkinlere kaydırıyor ve geçmişten getirdiğimiz yüklerin ve incinmelerin bugünkü hayatımızdaki izlerini fark etmemize yarayacak bilgiler paylaşıyor.

“Kendini affetme”nin ne demek olduğu aslında pek çoğumuz için çok tanıdık bir kavram değil. Bizler “affetmek” deyince çoğu zaman bir diğerinin yapıp ettikleriyle oluşan kırgınlıkları düşünüyoruz. Kendini Affet ise affetmek kavramına iki açıdan bakıyor. Bu anlamda hem başkalarının söz, eylem ve davranışlarıyla bizde oluşan kırılmaların ruh dünyamız üzerindeki etkilerinden kurtulmak için karşıdaki kişiyi ve o davranışı affetmekten hem de farkında olmadan içimizde yaşamaya devam eden suçluluk duygularımızdan kurtularak kendimizi affetmekten bahsediyor.

Affetmenin ne olduğundan, kişiye nasıl bir bireysel özgürlük kazandırdığından bahseden Güneş, affetmekle birlikte farkında olmadan içimizde taşıdığımız yükleri bırakmanın vereceği hafifliği anlatırken bunun ancak incinmişlik anında yaşanan duygu her neyse onun yeniden hissedilmesiyle olabileceğini vurguluyor. Yani affetmek, zihin düzeyinde değil duygular seviyesinde, duygulara erişilerek gerçekleştirilebilecek bir eylem. Onun için bir affetme pratiği için kişinin karşısındaki kişiyi zihin düzeyinde anlaması, yaptığı davranışın “ona göre haklı” sebeplerini düşünmesi ya da söz konusu kişiyi cezalandırması veya cezayı ertelemesi gerekmiyor. Bunların hiçbiri gerçek bir affetme değil Güneş’e göre. Gerçekten affetmek için incinmişliğe yol açan olayın ruhumuzda ve kalbimizdeki etkilerini görmek, fark etmek ve o duygunun geçip gitmesine izin vermek gerekiyor. İşte bu duygusal deneyimin nasıl gerçekleştirilebileceği kitapta pratik uygulamalarla aktarılıyor. Bu noktada yazarın “affetmek” ve “bağışlamak” kavramlarına yaklaşımının farklı olduğunun da özellikle üzerinde durmakta fayda var. Her affettiğiniz kişiyi bağışlamış olmayabilirsiniz. Bu iki kavram arasındaki farkı yakalamak için kitabın satırları arasında biraz zaman geçirmekte fayda var.

Ve kitaba adını veren “kendini affetmek” meselesi. Kendimizi affetmek söz konusu olunca işin içine psikoloji literatüründen bazı kavramlar giriyor: Suçluluk duygusu, iç sesler, dirençler ve zorlantılar gibi...

Kendini affetmek, temelde bireyin geçmişte hissettiği ve bilinçaltının derinlerinde yatan suçluluk duygularını bırakıp kötü hissetmelerden kurtulmasıdır. Bunun için fark edilmesi en güç duygulardan biri olan suçluluk duygularımızı fark edebilir bir hazırbulunuşluk hâline gelmemiz gerekiyor. Çünkü suçluluk duygusuyla oluşmuş bir ben algısı varsa kişinin bunu fark etmesi biraz zaman alabiliyor. Burada uzun yıllara dayanan öğretilerle geliştirdiğimiz zorlantılar, dirençler ve iç seslerimiz devreye giriyor. Her biri kendi “maharetini göstererek” bizi olduğumuz hâlde kalmanın gerekliliğine ikna etmek için çabalıyorlar. Bilinçaltında duygusal zarara uğramış duyguların onarılması için gereken duygusal farkındalık ise duygulara erişebilmeyi ve bu konu üzerinde çalışmayı gerektiriyor.

Her bireyin bu anlamda geçireceği süreç birbirinden farklı, çünkü incinmelerimiz, tecrübelerimiz, öğretilerimiz başka başka. İşte Kendini Affet bu süreci kişinin bizatihi kendisinin yürütebilmesi için ihtiyaç duyduğu bilgi kaynaklarından birini vaat ediyor.

Kendini Affet, kendinizle barışmanın ve gerçek kendiliğe erişmenin ilk adımı olarak okumayı hak eden bir çalışma…

Yayın Tarihi: 04 Kasım 2021 Perşembe 13:30
YORUM EKLE

banner19

banner36