banner17

Abduh ile Mehmed Akif'in farkı

Üstad Sezai Karakoç'un Mehmed Akif isimli eserinde Muhammed Abduh ile Akif arasındaki irtibat ve fark da ele alınır..

Abduh ile Mehmed Akif'in farkı

Geçen zamana karşı yıpranan değerler dünyası, çöküşe geçmiş bir devlet ve yalnız kalmış, parça parça bölünmüş bir millet(ümmet) ve bunlara karşı dimdik duran, düşünerek savaşan, mücadele eden büyük bir fikir adamı: Mehmet ÂkifMehmed Akif, Sezai Karakoç

Ailesi, okulu, içinde bulunduğu sosyal yapı ve siyasi ortam Akif’in düşünce dünyasını etkilemiş, zenginleştirmiştir. Mesleği gereği Anadolu’yu karış karış gezmiştir ve yavaş yavaş o büyük şair, düşünce adamı karşımıza çıkmaktadır. Sezai Karakoç’un deyimiyle: “Her geçen gün, her sabah, dağların üstünden aşan bir gün ışığı, bu tablonun bir tarafını tamamlıyor, aydınlatıyor.”

Biri modernist diğeri Müslüman

Düşünce dünyasının olgunlaşması sonucu kendini İslamcılığın ortasında bulur. Çoğu kişiye göre de Mısır ve Hindistan’daki Muhammed Abduh, Efgani gibi kimselerin Türkiye’deki temsilcisidir. Ancak Sezai Karakoç buna karşı çıkmaktadır. Muhammet Abduh modernist, Müslümanların geri kaldığını düşünen, bunun da sebebini İslam’ın kendisine değil, İslam’ın yanlış yaşanmasına bağlayan Mısırlı bir düşünür. Akıl ile İslam’ın çelişmediğini savunur. Biraz da dönemin şartları bu düşünceyi doğurmuştur. Sezai Karakoç’a göre “Âkif’in bu düşünürlerin tesiri altında kalışı mübalağa edilmiştir. O adeta bu fikir adamlarının ortaya atığı fikirleri bir müdafisi, o ekollerin bir şairi gibi gösterilir. Hâlbuki Türkiye’de yeni İslam düşüncesinin doğuşu apayrı şartlara bağlı olmuştur. Türkiye’dekiler çekirdekten yetişme İslamcılardı ve İslam tehlikeye girdiği için endişe duyuyorlardı. Diğerlerinde ise sistemin getirdiği zorluklar o düşünceleri doğurmuştur.”  Sezai Karakoç’a göre aralarında düşüncelerin paralelliğinden başka bir şey yoktur ve araştırılsa çok ters düşecekleri noktalar da bulunabilir.

Uyanışı şiir gerçekleştirdi

Âkif bu dönemde İslam’dan uzaklaşmanın ne gibi felaketlere yol açacağı konusunda dönemin aydınlarını şiirleriyle, makaleleriyle uyarmıştır. Ancak bu uyarılar yönetici ve aydın kesimde hiçbir yankı uyandırmamış ve çöküşün önüne geçilememiştir. 1.Dünya Savaşı ve Kurtuluş yılları… Anadolu insanı varını yoğunu ortaya koyarken, Âkif tüm karamsarlık bulutlarını ortadan kaldırmış, aydınlardan alamadığı cevap için halka yönelmiş ve kurtuluş yolunun haritasını çizmiştir. Halkı İslam’a sarılmaya davet etmiş, uyuyan kahramanı şiirleri ile uyandırmıştır.

Kökler yok edildi

Kurtuluş Savaşı kazanılır, ancak bu dönemden sonra Âkif çok büyük hayal kırıklığına uğrayacaktır. Bu noktada yine Sezai Karakoç’a kulak verirsek: “ Akif-ki o, cemiyetin müesseselerinin baştan sona yenilenmesi gerektiğini hayatı boyunca savunmuştu- devrimin nesine karşıydı? Âkif şüphe yok ki devrimlerim parça parça gerçekleştiğinden çok esprisine karşıydı.” O’na göre geçmişle, İslam’la olan tüm bağlarımız tamamen kopuyordu bu devrimlerle. Tarih dışı bir toplum oluyorduk.

Kendi kendine Müslümanların içine düştüğü felaketleri, sefaleti, kardeşliği unutmalarını, kiminin kültür olarak sömürgeleşmesini sürekli düşündü. Ümitsizliğe karşı hep dik duran ve ye’si en büyük düşman ilan eden büyük şairin, bu derecede ümitsizliğe düşmesi… Bu devreyi yine Sezai Karakoç’tan dinleyelim : “Cihan ve İstiklal savaşları bitip devrimler başladığında Âkif ’in sustuğunu görüyoruz… Âkif gibi bir şairin cemiyette oluşan bu değişim karşısında susması, denebilir ki en büyük tepkisi, en güçlü protestosudur.” Büyük şair yavaş yavaş solmakta ve tel tel dökülmektedir.

Varlığı boşuna değildi

Ve Mısır dönemi… “Mısır da yazdığı şiirler denize yaklaşmış bir nehrin psikolojisini taşır. Ölümün gölgesi vurmuştur bu hayat şiirlerinin üstüne… Bir nehrin denize karışırken faydalılığını kaybetmeyişi gibi, Âkif de, faniliğe sosyal açıdan bakar; zulmün ebedileşemeyeceğini görür ve artık olaylara sırt çevirerek mutlak içinde erir. ”

Nereye baksak, hangi İslami düşünceye göz atsak, mutlaka Âkif‘in izine rastlıyoruz. Bir parçasını görebiliyoruz ne kadar unutulmuş gibi gelse de bize. Ey büyük şair sakın ümitsizliğe düşme, seni unutmadık ve unutmayacağız. Senin dediğin gibi      “zulmü alkışlamayacak, zalimi asla sevmeyeceğiz”.

Sezai Karakoç’un Akif’e boşuna demiyor ya: “Boşuna yaşamadın, boşuna savaşmadın, boşuna ölmedin.”

 

 

İbrahim Harun Tarhan okudu ve hatırlatmak istedi 

Güncelleme Tarihi: 22 Nisan 2016, 12:36
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Fatih Demir
Fatih Demir - 8 yıl Önce

O kadar mı değersiz adamlardı Abduh, Afhani. Herkesi onlardan uzak tutmaya çalışıyoruz. aman onlarla birlikte anılırsa başına bir halel gelir düşüncesi mi bize bunu yaptırıyor yoksa hakikate olan aşkımız mı? sanırım ilki doğru.

Ali Yaşkın
Ali Yaşkın - 8 yıl Önce

Mehmed Akif eğer mIsır'a gitmemiş olsaydı Akif olamayacaktı...

mehmet sait çakar
mehmet sait çakar - 8 yıl Önce

âkif'in islami ıslahatçılığı abduh'tan, efgani'den alınma. malum, bunu şiirinde de anlatır âkif. fakat "mehmet âkif" kitabının yazıldığı yıllarda n.fazıl, ş.eygi gibi muhafazakâr islamcıların hemen hepsi, üstad âkif'in islam geleneğini adeta yok sayıp öze dönüşü kasteden, islami bilginin "doğrudan doğruya kur'andan alıp..." çağın idrakine uygun bir anlayışla yorumlanmasını öngören yaklaşımını yadırgıyorlardı. "doğru yolun sapık kolları" kitabında nfk korkunçtur. s.karakoç, iyi niyetle

Abduh
Abduh - 8 yıl Önce

Muhammed Abduh'u doğrudan modernist olarak yaftalamak bu insanın İslam dini için gösterdeği mücahedeye haksızlık olur. Abduh ve Afgani kuşağı Modernizmin maddi ve manevi tahribatını ilk elden yaşamış kimselerdir. İster istemez modern düşünceden etkilenmişlerdir. Niyetlerinde salih ve İslamiyeti hayrını arzulayan kimselerdir. Ama bu insanları Abdullah Cevcdet(Osmanlı) ve Taha Hüseyin(Mısır) gibi körü körüne modernizmi savunan insanlarla aynı kefeye konmamalıdırlar.

malcolm
malcolm - 8 yıl Önce

Mehmet Akif'in islamcılığı yetiştiği dini aile ortamından, medreseden, mahalleden alınmadır. abduh ve afgani'yle sonradan tanışmış, bazı fikirlerinden etkilenmiştir. ancak akif'teki islami bilinci o şahıslara bağlamak doğru olmaz. akif yetiştiği çevre itibariyle zaten müslümanca yaşayan bir adamdı.

Ali Sözer
Ali Sözer - 8 yıl Önce

Müslümanlardaki geriliğin İslâm'ı yanlış anlamadan kaynaklandığını iddia eden Abduh ve Efgani'nin yanıldığı şudur ki Müslümanlar zirvedeyken de İslâm'ı böyle anlıyorlardı. Sonradan bir bozulma olmadı, sadece modernist mantık İslâm'ın hakikatlerini yok saymaya başladı.

Bugün modernist denen güruhun hepsi Ehl-i Sünnet karşıtıdır..

mustafa cemil
mustafa cemil - 8 yıl Önce

sezai karakoç yanılmış diye bir başlığı muhtemelen 'Mehmed Akif' eseriin okumadan atmanızı fazla cürretkâr buluyorum. Necip Fazıl ve Şevket Eygi'yi aynı kesede değerlendirmekte mukabilen yanlış. Şairler, duygularının insanlarıdır malumunuz. Yani bir şair bir kimseyi yanlış yolda ve yanlış işlerle görüyorsa yapıcı bir eleştiri yapılması beklenemez. Duygularıyla konuşur ve o yoldan ilerler. Necip Fazıl'ın şairliği de mâlumdur. Ancak yazarlardan yapıcı olmasını beklemek zorundayız.

Mustafa
Mustafa - 8 yıl Önce

Abduh-Afgani, Bediiüzzaman ve Mehmed Akif ilişkisini hâlâ anlayabilmiş değilim. İlk grubu pek tanımıyorum ama diğerlerine rahmet okumayı kesmiyorum.
Allah(cc) bizleri doğru yoldan ayırmasın. Özellikle vefat etmiş insanların ardından konuşup da cahillik etmekten bizleri muhafaza buyursun. Amin.


banner8

banner19

banner20