81. Vefat Yıldönümünde Abdülhak Hâmid

Abdülhak Hâmid Tarhan, Servet-i Fünûn şairleri tarafından üstâd olarak benimsenmiş, “şair-i azam” olarak anılmıştı. Türk edebiyatının ilk pastoral şiiri sayılan ‘Sahra’ onun kaleminden çıkmış, İslâmî ve Türkçü görüşlerinin öne çıktığı tiyatro oyunları da yazmıştı.

81. Vefat Yıldönümünde Abdülhak Hâmid

Çağdaşlarının “göklerin fevkinden etrafa ibzâl-i ziyâ eden” bir güneş gibi görüp eserlerini ezberledikleri Abdülhak Hâmid Tarhan, Servet-i Fünûn şairleri tarafından üstâd olarak benimsenmiş, “şair-i azam” olarak anılmıştı. Türk edebiyatının ilk pastoral şiiri sayılan ‘Sahra’ onun kaleminden çıkmış, İslâmî ve Türkçü görüşlerinin öne çıktığı tiyatro oyunları da yazmıştı.

Batı kültür ve edebiyatının tesiri altında ortaya çıkan Tanzimat sonrası yeni Türk edebiyatının ikinci nesline mensup olan Abdülhak Hâmid, yaklaşık dört devri idrak etmiş ve bu süre içinde Türk edebiyatında şekil ve muhteva bakımından gerçek anlamda yenilikler yapmış şahsiyetlerin başında geliyordu. İnci Enginün, hakkında yazdığı makalede Abdülhak Hamid’in, Nâmık Kemal neslinden sonra sosyal meseleleri daha çok ferdî planda ele almak suretiyle yeni bir dönem başlattığını ve daha yaşarken “şâir-i âzam”, “dâhi-i âzam” unvanlarıyla şöhret bulduğunu belirttikten sonra, ilk defa Şinâsi ile başlayan divan edebiyatından uzaklaşma ve yeni bir edebiyat kurma gayretinin onun tarafından gerçekleştirildiğini zikrediyor. Hâmid, yeni Türk şiirini zevk ve hayal dünyasıyla Batı şiirine yaklaştırmayı da başarsa da, “Makber” dışındaki şiirleri de bilhassa tabiat karşısında, derin bir dinî-mistik vecd ve hayranlık duygusunu barındırır.

İlginç bir diğer nokta da onun tiyatrolarıdır. Konusunu İslâm tarihinin şanlı bir devresinden, Endülüs Müslümanlarından alan tiyatrolarında aşk ve ihtiras entrikaları arasında, Hristiyan dünyası karşısında İslâm’ın yüceldiği görülür. Enginün’e göre, Tayflar Geçidi adlı eserinde, Dante’nin İlâhî Komedya’da Peygamberimizi (sav) ve Hz. Ali’yi cehennemde göstermesine Hâmid’in Sa‘dî-yi Şîrâzî’nin diliyle verdiği cevap, onun inancı hakkında bütün tereddütleri silecek güçtedir.

Altın Suyuna Batırılmış Bir Hayat

1937’de vefat eden Abdülhak Hâmid Tarhan’a dair İhsan Safi’nin kaleminden çıkan “Altın Suyuna Batırılmış Bir Hayat: Abdülhak Hâmid Tarhan” kitabı da önemli bilgiler sunuyor. Yazar kitabında Hâmid küçük yaşlardan itibaren resmi görevlerde yer aldığı için gazete ve dergilerdeki bilgilerden, devlet arşivlerinden ve Tarhan’ın hatıralarından yararlanarak kitabı hazırladığını belirtiyor.

Abdülhak Hâmid Tarhan ‘vatanım içinde vatanım’ dediği İstanbul Bebek semtinde dünyaya gelir. Hâmid’in babası Hayrullah Efendi’nin çok yönlü birisi olduğundan bahseden yazar; babasının bir devlet adamı, eğitimci ve tarihçi olduğunu söyler.

İhsan Safi’ye göre Abdülhak Hâmid Tarhan’ın hem doğum tarihinde hem de ölüm tarihinde karışıklık vardır. Hâmid, Maçka Palas’taki odasında vefat ettiği zaman Dr. Marko İkiz’in tuttuğu ölüm raporu şöyledir: “Maçka’da Maçka Palas’ta dördüncü kapı 6 No’da oturan Büyük şair Abdülhak Hâmid müptela olduğu grip neticesinde bronşit nephrit tesirile 12 Nisan 937 Salı sabahı birde vefat ettiğinden define ruhsat verilmesi hususunda rapordur.”

Yazar, aslı İsmail Hâmi Danişmend tarafından neşredilen raporda Ermeni doktorun Hâmid’in ölüm tarihini verirken yanlışlık yaptığını belirtiyor: “Hâmid’in 13 Nisan yerine 12 Nisan 1937 yılında öldüğünü yazmıştır. 12 Nisan günü Salıya değil Pazartesine gelmektedir. Doktor Hâmid’in öldüğünü günü yani Salı gününü tam olarak vermiştir. Fakat tarihini yanlışlıkla 12 Nisan olarak yazmıştır.”

Kitapta Hâmid’in Tahran dönüşü, eniştesi Sahib Bey’in sayesinde, dört yüz kuruş maaş ile Maliye Nezareti Anadolu Mektubî Kalemine girdiği de kendi dilinden şöyle ifade ediliyor: “Fakat fazla olarak cüzi miktarda bir maaşla devair-i hükümet aklamından birisine devamım arzu edildiğinden Maliye Nezareti’nde Anadolu Mektubi Kalemi’nden dört yüz kuruş maaşlı bir sandalya münhal bulunduğunu haber alınması üzerine eniştem Rüşdü Paşa Bey beni o zaman Maliye nazırı bulunan Şirvanizade Rüşdü Paşa’ya takdim ve tavsiye ederek mezkûr kaleme memur etmişti.”

Yazar, Abdülhak Hâmid Tarhan’ın hayatı boyunca sürdürdüğü resmi görevlerine ve bu görevlerindeki hatıralarına da kitapta yer veriyor.

“Abdülhak Hâmid Tarhan’a Bakış”, Kitabın Ortası dergisi, Nisan 2018, sayı 13.

Yayın Tarihi: 11 Nisan 2018 Çarşamba 11:31 Güncelleme Tarihi: 14 Nisan 2018, 11:39
banner25
YORUM EKLE

banner26