banner17

38 yıl sonra yeniden kavga!

Halit Refiğ'in ilk yayımlandığımda büyük bir hareketliliğe imkân sağlayan kitabı Ulusal Sinema Kavgası tekrar okurla buluştu.

38 yıl sonra yeniden kavga!

Sinemamızın usta yönetmenlerinden Halit Refiğ’in otuz sekiz yıl önce yayımlanan yapıtı Ulusal Sinema Kavgası tıpkıbasımıyla yeniden okurla buluştu. Kitap, Doğu ve Batı medeniyetleri karşısında yerellikten beslenerek yeni bir sinema dili kurmanın nasıl olacağının tartışmasını yapıyor.

 

Ulusal Sinema Kavgası, Halit RefiğBatılılaşma ve sinemamız

Türk toplumunun Batılılaşma serüvenine uzunca yer veren Halit Refiğ, ilk sinema örneklerinin bu serüven içerisinden gelen mantıkla yapıldığını bunun da taklitçilikten öteye geçemeyen ürünler ortaya koyduğunu söylüyor. Taklitçiliğin, yalnızlık ve yenilmişlik psikolojisinin çağdaşlaşma aracı olan sinemamıza da aksettiğine dikkat çeken Refiğ, yeni, özgün ve öz kültürden beslenerek kotarılan bir sinemanın ancak bu topraklara ait olabileceğini savunuyor. Usta yönetmen, Anadolu toplumunun ne Batı’dan ne de Doğu’dan fikri bütünlüğünü koparmadıkça sağlam temellere dayanan bir sinema yapamayacağına işaret ediyor.

Batı toplumuyla Türk toplumu arasındaki farkı ortaya koyarak bunları temellendiren Halit Refiğ, Batı’nın feodal bir sistemden tarihin akışı içerisinde burjuva düzenine geçtiğini, bunun da Türk toplumunun değişim serüveninin çok dışında bir olay olduğunu söylüyor.

 

Ulusal sinema kavramının doğuşu

Ulusal Sinema Kavgası’nın yazıldığı dönemi kastederek, bugüne kadar yapılan Türk filmlerinin bu tarihsel olguyu fark etmeden yapılmasının hasta, sağlıksız bir sinema dili ortaya koyduğunu, emperyalizme hizmet etmekten öte bir görev yerine getiremediğini söyleyen Halit Refiğ, kendisiyle beraber Metin Erksan’ın da içinde bulunduğu birkaç yönetmenin liderliğini yaptığı ulusal sinema kavramını ortaya atıyor.

Metin Erksan
Metin Erksan

Halit Refiğ’e göre ulusal sinema, bahsettiğimiz bu yanılgının dışına çıkıp Türk toplumunun tarihsel özelliklerine dayanan bir sinema dili geliştirmek için var. Ulusal sinema özgün ve sağlam sinema eserlerinin ortaya çıkmasını sağlayacak, hem de aydınların Türk toplumuyla arasında yeni bir köprü oluşturacak.

 

Ulusal sanatlar bağımsızlığın korunması yolunda bir direnmedir.

Halit Refiğ, Türk toplumu için ulusal sinemanın gerekliliğine işaret ederken aynı zamanda Batı toplumlarındaki bireyle, Doğu toplumlarında kolektif bir zihne işaret eden cemaatsel topluluklarının farkına değiniyor. “Kökü Rönesans hümanizmasına dayanan bireyci batı sanatı ile kökü ister tanrısal adalet, ister toplumsal adalete dayansın kolektif bir vicdanın eseri olan doğu sanatları arasındaki farkın…” sözleriyle iki medeniyet arasındaki ayrıma dikkat çeken Halit Refiğ, o güne kadar ürünleri verilen Türk sinemasının Batı’nın bireyciliğine hizmet eden bir hareketliliğin içinde olduğunu, bunun da Doğu’ya ait bir topluluk olan Anadolu coğrafyasında halkı yeterince anlatamadığına dikkati çekiyor.

Ulusal sinemanın kurucularından biri olarak “Ulusal sanatlar, süper devletlerin emperyalist yayılmaları karşısında ulusal bağımsızlığın korunması yolunda bir direnme ve başkaldırma davranışıdır.” diyor. 

 

Türk sineması ve sermaye

Türk sinemasının sermayeyle olan ilişkisine de değinen Refiğ, ulusal sinemanın sermayeye dayanan bir sinema olmadığını söylüyor. Hatta bu emekçi grubuna prodüktörleri bile dâhil ediyor. Sermayeden bu derece uzak olan Türk sinemasının Batı sinema yapısından apayrı bir kılıkta olduğu ortaya çıkıyor. Tam bu noktada sermayedarların hâkimiyetinde olan kapitalist Batı sineması ve devletlerin hâkimiyetinde olan sosyalist sinemadan çok farklı bir yerde duran Türk sinemasının kaderini çizmek emekçilerin elindedir.

Dünyanın hem ekonomik, hem sosyolojik hem de siyasi yapısıyla bu derece uzak bir resim veren Türk sinemasının, ulusal sinema adı altında bunlara hiç benzemeyen yeni ve asli kültürüne hizmet eden bunu da emekçi, paradan azade bir yaşam isteyen emekçilerin yapması gerektiğinden dem vuruyor usta yönetmen.

Halit Refiğ, Ulusal Sinema Kavgası’nda yaşadığı toplumun medeniyetinin sağıldığında ulaşılması imkânsız büyük ürünlere gebe olduğunun farkına varmış bir düşünür olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’nin iç siyasal çalkantılarından, büyük sinema filmlerinden ve tabii ki Kemal Tahir’den devşirdikleriyle tartışılması, yorumlanması gereken fikirler atıyor ortaya.

Ulusal Sinema Kavgası, Halit Refiğ, Dergâh Yayınları, 184 s.

 

Yakup Öztürk bildirdi.

Güncelleme Tarihi: 21 Nisan 2016, 15:53
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20