1970'te yayınlanan özel sayı kitaplaştırıldı

Vefanın en büyüğü elbette âlemlere rahmet Efendimiz’e olmalı. Ancak vefanın da ötesinde sağlam, sarsılmaz bir ittibamız olmalı...

1970'te yayınlanan özel sayı kitaplaştırıldı

https://www.ktpkitabevi.com/urun/alemlere-rahmet-hz-muhammed-dib-3-135

Her sene farklı bir tema üzerine bina edilen Kutlu Doğum haftasının bu seneki teması “Peygamberimiz ve İnsan Onuru” idi. Bu konu ile alakalı çok özel programlar yapıldı. Bu konu gündemimizde varoladursun, Diyanet İşleri Başkanlığı hem kurumun mazisine vefanın bir gereği olarak, hem de Kutlu Doğum anmalarını anlamlı kılacak bir çalışmaya daha imza attı. 1970 yılı Mevlid kandili dolayısıyla yayınlanan Diyanet Dergisi Efendimiz özel sayısını kitaplaştırma kararı aldı. Ve nihayet uzun soluklu bir çalışma ile Âlemlere Rahmet isimli kitap doğdu. (DİB Yay. 2013, 296 s.)

Dönemin Diyanet İşleri Başkanlığı’na vekâlet eden ismi Lütfi Doğan Hoca tarafından hazırlanan eserde Efendimizin hayatı, şahsiyeti, üstün ahlakı, kültürümüzdeki yerine dair makaleler yer alırken, giriş yazısında da ifade edildiği gibi O’nun “siret-i celilesi” hakkında yapılan yayınlara ilaveten önemli katkılar sunacak bir çalışmaya imza atılmıştı. Bugün pek çoğu dünyasını değişmiş olan isimlerin yer aldığı kitapta M. Asım Köksal, M. Tayyip Okiç, Müjgan Cunbur, Osman Keskioğlu, Orhan Karmış, Arif Nihat Asya, M. Talat Karaçizmeli, Ahmet Baltacı, Ali Özek, Hüseyin Özgün, Kemal Edip Kürkçüoğlu, Mahir İz, Talat Koçyiğit, Salih Tuğ, Muhammed Hamidullah, Ali Arslan Aydın, Dr. Lütfi Doğan, M. Raif Ogan, İsmail Cerrahoğlu’nun makaleleri ve yazıları yer almakta. Yazıların aralarında ise Rasulullah’a muhabbetin zirvesi olmuş şiirler de özel sayıyı süslemiş. Yaman Dede, Tahiru’l Mevlevi, Nabi, Ziya Paşa, Ali Ulvi Kurucu, Muallim Naci bu güzel isimlerden…

Kültürümüzde varolan bu sevgi sebepsiz ve temelsiz değildir

Bu kadar önemli zevatın bir araya gelmesi elbette büyük bir maksada mebnidir. O da Efendimiz’e olan sevgi ve muhabbettir. Eser başından sonuna kadar incelendiğinde görülecektir ki kültürümüzde varolan bu sevgi sebepsiz ve temelsiz değildir. Giriş yazısında âlimlerimizin güzel bir sözü iktibas yapılır: “İnsanlara salim bir vicdan, vicdanlara kâmil bir hürriyet nuru, ancak peygamberler ve onun varisleriyle doğmuş ve ancak bu sayede hakkaniyetin ve üstün ahlakın zevkine varmışlardır.”

Şimdi bu özel sayıda kim Yaman Dede’nin “Gönül hûn oldu şevkından boyandım Ya Rasulallah” deyip inleyişini duymaz ve gönül teli titremez. Acaba Arif Nihat Asya’nın “On ikinci gece isneyn gecesi” yazısında mevlid-i şerifte aynı mısralarda saklı olan beyitin ve pek çok yazılmış naatlarda doğumu ihtiva eden beyitlerinin aslında ebced değeri ile Efendimiz’in doğumu olan 570-571 tarihlerine tekabül ettiğini kim görüp hayrete düşmez. Müjgan Cunbur’un yazısında Şema’il-i Şerife ve Hilye-i Nebevilerle taçlanmış bir medeniyetin ayrıntılarını yine görmeniz mümkün.

Muhammed Hamidullah Hoca’nın Yusuf Ziya Kavakçı tercümesi ile yayınlanan “Hem Rahmet Hem de Harp Peygamberi” başlıklı yazısı yine okunmaya değer makalelerden.  Hamidullah Hoca Efendimiz’in sadece harp peygamberi, Hz. İsa’nın ise sulh peygamberi olarak görülmesi iddialarından yola çıkarak bu hususun hiç de öyle olmadığını ispat eder. Efendimizin asker ailesinden değil, tüccar ailesinden geldiği ve kendisinden 3-5 kat büyük düşman kuvvetine nasıl karşı koyduğunu takdire şayan bir durum olarak ifade eden Hamidullah Hoca, bu durumu “Hz. Peygamberin Askeri Dehası” başlığında irdeler. Ancak kudretli İslam komutanlarının nasıl olup da Efendimiz’in bu yönüyle ilgili bir şey yazmadıkları ya da yazdırmadıklarına hayret eder. Efendimizin sulh zamanında harp için hazırlık yaptığını, atıcılık, atletizm, at ve deve yarışçılarında bulunan her çeşit kabiliyetlerin üstününe sahip olduğunu söyleyen yazar, askeri disiplin, talim dolayısıyla devamlı ordusu ve ordu disiplini olmayan bir topluluğu askeri harekâta hazırlayarak bu iştirakı dini bir vecibe olarak benimsettiği ifade etmiş sözkonusu yazısında.

Son bir temenniyi dile getirmemiz gerekiyor. O da özel sayıların tekrar kitaplaşmasını sağlamak. Bu sadece Diyanet için değil, pek çok kurum ve kuruluş için geçerli. Hem yazara hem de okura vefanın bir gereği olarak.

Kâmil Büyüker, bir özel sayıdan kitaba yolculuk yaptı

Güncelleme Tarihi: 26 Aralık 2018, 10:36
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13