“Kesin İnançlılar” veya kitle hareketlerinin anatomisi

Eric Hoffer, 25 Temmuz 1902 tarihinde ABD New York’ta dünyaya gelmiş. Henüz 6 yaşındayken bilinmeyen tıbbi sebeplerden dolayı görme duyusunu kaybetmiş olsa bile 15 yaşına geldiğinde tedavi olmadığı halde kendiliğinden tekrar görmeye başlamış. Hiç eğitim almamış olan Hoffer, çeşitli işlerde çalışırken boş vakitlerinde okuduğu Montaigne‘nin ünlü “Denemeler” kitabının etkisiyle yazmaya karar vermiş ve 1951 senesinde kitle hareketlerinin psikolojik temelleri üzerine kaleme aldığı ve kendisine ün kazandıracak olan ilk kitabı “Kesin İnançlılar”ı yayımlamıştır.

Olvido Yayınları’ndan çıkan Kesin İnançlılar, kitle hareketlerinin teşekkülünden, yöntemlerinden, amaçlarından, kitle hareketlerine rağbet eden “kesin inançlı” kişilerin özellikleri ve ruh hallerini çarpıcı bir biçimde anlatan bir eser.

Dikkati çeken en önemli ayrıntının bu tip hareketlere yönelen insanların her defasında “hayal kırıklığına uğramışlar” kategorisinde zikredilmiş olması.

Herhangi bir hayal kırıklığı yaşamamış olan kişi zaten hayatından memnundur ve olası bir değişikliğe sebep olacak bir atılımda bulunmaz. Ancak var olan yaşamından bir beklentisi kalmamış, kendine acıma noktasına gelmiş insan bu rüzgâra kapılabilir.

Her kitle hareketi, bir bakıma bir göçtür, vaat edilene doğru bir yürüyüştür. “Kitle halindeki göç, bir hareketin birliğini ve maneviyatını güçlendirir” diyor yazar ve: “Atılanlar ve itilenler, çok kere bir ulusun geleceğinin hammaddesini oluştururlar.”  diye devam ediyor. Çünkü bu tipler ya toplum kendilerini dışladığı için ya da kendileri toplumdan uzak durdukları için yeni bir şeyler yapma arzusunda olurlar ve ortaya çok çeşitli fikirler çıkar. Bunlar pratiğe döküldüğü zaman belki de o toplumun geleceğini aydınlatacaklar, bir gelişmişlik kazandıracaklardır.

Herkesin toplumda aktif olduğu, hiçbir karmaşanın yaşanmadığı ortamlarda hayat dingindir. Hiçbir canlılık olmaz ve bu gerilemeye yol açar. O yüzden toplumun bu insanlara ihtiyacı vardır belki de.

H.D.Thoreau’ya göre; “Bir insanın işlerini görmesine engel olacak bir derdi varsa, hatta karnı bile ağrıyorsa, bunun için dünyaya yeni bir düzen verilmesi gerektiğine inanır.” Hoffer’e göre ise kitle hareketlerinin tümünde görülen temel karakter, bu hareketlerin “huzursuz insanlar”dan oluşmasıdır. Bunlar bir nedenle tahammül edilemez mevcut durumun değişmesinin gerektiğine inanan insanlardır.

“İnsanın dışına çıkmaya imkân bulamadığı bu utanç duygusu, o insanda kuvvetli bir adaletsizlik ve yıkım ihtirası yaratır; çünkü bu durumda o, kendisini kusurlarından dolayı mahkum eden ve bunun kabahatini kendisine yükleyen gerçeğe karşı bitmez tükenmez bir nefrete bürünmüştür.”

Bu insanlar kendi içlerindeki derin boşluktan kurtulmak için “kutsal bir amaca inanç, kendimize olan inancın kaybolmasından doğan boşluğu doldurma” ihtiyacını kitle hareketlerine katılarak karşılamaya çalışır.

"Bir ülkeye veya dünyaya yeni düzen vermek isteyenler, bunu hoşnutsuzluğu körüklemek, hedeflenen değişikliğin doğru ve yararlı olduğunu göstermek veya halkı yeni bir hayata zorlamak yoluyla başaramazlar. Bunu başarmak için geleceğe ait büyük umutların nasıl alevlendirileceğini ve alevin nasıl körükleneceğini bilmeleri gerekir. Ortaya atılan umudun şekli önemli değildir."

Umutla dolu olan kişilerin hangi sınıftan oldukları, sonuçta bir fark oluşturmaz. Bunlar; hevesli aydın, toprağa susamış çiftçi, paragöz spekülatör, aklı başında tüccar ve sanayici, basit bir işçi veya asil bir ağa olabilir. Büyük umutların pençesine takılan bu kişilerin gözleri pekleşir, gerekirse mevcut düzeni yıkarlar ve yeni bir dünya yaratırlar. Bu nedenle devrimler, özel haklardan yoksun bulunanlar tarafından yapılabildiği gibi özel hak (imtiyaz) sahibi kişiler tarafından da yapılabilir. (s.38)

“İşsiz kalan kişilerin, kendilerine maddi yardım yapanlardan çok, kendilerine umut aşılayanları takip edecekleri daha güçlü bir ihtimaldir.” gibi çarpıcı ifadelerin yer aldığı kitabı nefes almadan okuyorsunuz.

“Genellikle, bir şeyi sevdiğimiz zaman, o şeyi bizimle beraber sevecek taraftarlar aramayız aksine, sevdiğimiz şeyi seveni rakip ve saldırgan olarak görürüz. Fakat bir şeyden nefret ettiğimiz zaman, aynı şeyden nefret eden taraftarları daima ararız.” çıkarımı da belki çoğumuzun tecrübe ettiği veya şahit olduğu durumlardan birisidir.

Kesin İnançlılar, Hoffer’in gözlem ve deneyimlerine dayansa da birçok defa ileri sürdüğü argümanları destekleyecek tarihte yaşanmış ve çok bilindik kitle hareketlerinden örnekler vererek geleceğe yönelik muhtemel kitle hareketlerinin doğacağı ortamı, hazırlık dönemini, hareketin yol güzergâhını, bu yolda kullanılabilecek araçları ve hareketin sonunu göstermek gayesindedir.

Hoffer, ister dini, ister milliyetçi, isterse devrimsel bir nitelik taşısın, tüm kitle hareketlerini ortak bir çizgide toplayan belirli özelliklerin varlığından bahseder.

Kitle hareketlerinin başlangıçta aynı tip insanları kendine çektiğini ve fanatik düşüncelerden doğduğunu ileri süren Hoffer, kitabında kitle hareketinin aktif uyanışçı kısmını incelediğine vurgu yapar. Bu aktif kısımda temel rolü oynayanlar ise hüsrana uğramış ve bu yüzden benliklerinden sıyrılmak isteyen kesin inançlılardır.

Hoffer’a göre insanlar, başarılı veya başarısız olmalarının sebeplerini çevrelerine atfederler. Başarılı insanlar var olan koşulları koruma eğilimindeyken başarısız insanlar suçu var olan yapıda bulur ve yapının değişmesini ister. Fakat başarısızlıktan doğan hoşnutsuzluki her zaman değişim arzusunu doğurmaz. Bu arzunun ortaya çıkabilmesi için bazı etkenler gereklidir. Bu etkenlerden birisi de güç hissidir. Bir insan ne kadar yoksul olursa olsun eğer ki varoluşunun koşullarını kontrol edemediğine inanırsa var olan düzene sıkı sıkıya sarılır. Bu kişiler, düzenin devamında en az başarılı tutucular kadar pay sahibidirler. Kendini güçlü hisseden insanlar ise bu güçlerini kitle hareketlerinde birleştirebilir ve onlara göre kesin olarak yanlışlanamayacak olan inançlara sahip olurlar.

Hoffer’in kitle anatomisini, bu hareketlere katılanların sosyal psikolojik durumlarını ve söz konusu hareketlerin sosyolojisini incelediği bu eser, kitle hareketlerinin anatomisini gösteren ve mutlaka okunması gereken bir eser niteliğinde. Her ne kadar kesin tonlu ve aşırı genellemelerden oluşsa da iddialarının kuramsal olarak sadece açıklamadan ibaret olduğunu ve tanımlayıcı olmadığını düşünmemiz gerekiyor.

Hoffer’ın kitabını okuyup bitirdikten sonra kitle hareketlerine daha analitik ve farklı bakabiliyorsunuz.

Henüz okumadıysanız ilk fırsatta bu kitapla tanışmanız dileğiyle…

YORUM EKLE

banner26