Kayıp mutluluğun adresi Burkina Faso’dan sizlere davet var

Allah, her nimete ayrı bir haz vermiştir. Her yemek, insanda ayrı bir değer olur. Önemli olan ondan haz alabilmeyi bilmektir. Bazen yediklerimiz, içtiklerimiz, giyinip kuşandıklarımız veya gezip gördüklerimiz bir gün bizde eşsiz bir tat bırakırken başka bir gün sıkılabilir.

Geçmişte bizde iz bırakmış ve bugün bulamadığımız bir kısım yemeklerin tadını özleriz mesela... Benim gibi ömrünün çoğunu yaşamış birileri için, çocukluklarına ait kimi tatlar; hatıralarında eski ve eşsiz bir lezzet olarak kalır. Köylerin tezek kokusu özlenir bazen… Bir sobada pişmiş yemek, ocak başındaki muhabbet… Bunların hepsi geçti ve yakalamak zor artık.

Sanırım en çok özelliklerimizden birisi de sahip olduğumuz ve bize ulaşmış nimetleri sevimli görme ve şükredebilme duygusuydu.

Biz henüz hıza alışmamış ve hazza da kurban olmamıştık. Her şey ışık hızıyla ulaşmazdı bize. Geç ve zor gelirdi. Ondan da lezzet almayı bilirdik. Daha iyisi var mıydı? Çoğu zaman bunu da bilemezdik. Varsa bile bizde olana şükreder, bununla mutlu olmayı kolayca başarırdık.

Pazardan gelen torbanın içinden basit bir lastik ayakkabı bile çıkmış olsa o gece mutluluktan uyuyamazdık.  Yatağa mutlaka o ayakkabı ile girerdik. “Bu yaşımızda aynısını neden yapmıyoruz?” diye bir sorgulamamız yok elbette…   Çocuklarımıza, yeni yetişen neslin gözüne baktığımızda onlarda bunu göremiyoruz. Çünkü yoğun bir nimet bombardımanına tabi tuttuk çocukları. İstemeden sahip oldular, eskitmeden giydiler ve acıkmadan yediler.

Siz de bu eski nimet şükrünün görüntülerine hasret kalmışsanız… Harika bir önerim var: Sizi Burkina Faso’ya davet edeyim. Geçen haftalarda bir hayırseverden ulaşmış terlikler vardı elimizde. Köylerde onları sahiplerine ulaştırdık. Çocukların bir terliğe bakışına, ellerine alınca kucaklarına basışına ve bir terliği giyerken yaşadığı mutluluğa mı özendiniz?  Bu görüntülere hasret mi kaldınız? Benim gibi 40 yıl öncesindeki memnuniyet hazzını mı yaşamak istersiniz? İşte tam da size göre bir yer burası…

Onların meraklı ve minnet dolu bakışlarında açıp hazırladık. İsminin okunmasını beklerken sükûnet vardı. Terliği deneyip beğenirken asalet akıyordu sanki... Eline alıp göz ucuyla incelerken başka bir sevinç… Kucağına basıp bir kenara çekilirken başka bir şükür edası… Yetişkin erkeklerde, kadınlarda ve çocuklarda… Yaşlıca bir kadının dizlerini kırarak yerel saygısı, gözündeki memnuniyet ve şükür ifadesi başka bir değerdi.

İsmi okunmayan veya bir yanlışlık sonucu terliği çıkmayanların gösterdiği vakar var ya… İzdihamın, itiş kakışın ve isyanın olmadığı bir toplumdan size selam ve davet var. Elbette alamayanlar da oldu. Ama asla ses çıkmadı. İtiraz yaygarası yükselmedi. Kimse diğerine; “senin yüzünden bana yetmedi…” gibi bir gözle bakmadı. Sizinkiler de daha sonra gelecek vaadi onların da memnuniyeti için yeterli oldu.

Yokluğun imtihanı kazanmak, varlığa ait imtihanı kazanmaktan daha kolay sanki… Onlar bu sınavı bizden daha kolay geçecekler.  Gözlerindeki ışıltıyı fark etmek hiç de zor değil. Kaybettiğimiz değerlerin hala yaşadığı yeri buldum.  

Bir şekerin bile gülümsettiği yüzlerin olduğu coğrafyada eski tatları yaşamak isteyenler için yer var. Bir şekeri yerken çıkan sesi, terliği göğsüne basıp gülümseyen yüzü ve şükreden sesin tınısını duymak isterseniz… Yanlış yerde aramayın. Kayboldu diye de boşuna ağlayıp sızlamayın…

Buyurun ve doyasıya yaşayın. Herkes mutlu olsun…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ahmet Akın
Ahmet Akın - 9 ay Önce

Evet hocam nimetimiz arttı ama şükrümüz azaldı maalesef.eline yüreğine sağlık hocam

Osman adıgüzel
Osman adıgüzel - 9 ay Önce

Rabbim hayırlı ömürler versin inşAllah hocam zamanınız çok ömrümüz bereketli olsun inşAllah

Ahmet  Zeren
Ahmet Zeren - 9 ay Önce

Allah'ım razı olsun