Kadim zamanlardan günümüze uzanan bir aşkın yakıcı hikâyesi: “Dileyici”

Tarihin çok eski zamanlarında Maldiva sarayından Selçuklu sarayına gelin gönderilmek istenen Emir Gazi’nin güzelliği dillere destan kızı Dilfiruz ve hocası Feridun Alim’e olan aşkı…

Alim Hoca’nın ayrılık sonrasında kendini medreseye kapatması ve acıyla nefsini terbiyesinin iç yakıcı hüznü…

Öte yandan aynı coğrafyada yarım kalmış, yakın zamana uzanan Malatya’da başarılı bir avukat olan Zümrüt ve Cihan aşkı…

Hicrandan vuslata kadim zamanlarda kavuşamayan iki aşığın hüzünlü ve gizemli aşkının yıllar sonra vuslata ve tekrar hicrana evrilmesi…

Tarihin sayfalarından günümüze doğru uzanan kadim Mezopotamya coğrafyasının kaderi; ayrılık ve hüzünle biten aşklar…

Coğrafya kader değil kederdir bu topraklarda.

Fatma Bacara, tarafından kaleme alınan ve Hayat Yayınları’ndan çıkan Dileyici adlı roman, işte bu coğrafyada yaşanan hüzünlü ve iç yakıcı bir aşkın özgün bir üslupla tekrarı gibi.

Leyla ile Mecnun, Mem ile Zin, Ferhat ile Şirin’den miras kalan aşkın, hüznün, ayrılığın hikâyesi…

Dilfiruz ve Alim Hoca; Zümrüt ve Cihan…

Ölümüne bir aşkın ölümsüz destanı.

Şiirin şirin ikliminde, kelebek kanatlarına dokunan zarif ve naif bir anlatım.
Kavuşabilenler yaşar aşklarını. Kavuşamayanlarsa destan olur, efsane olur ve dolaşır dilden dile. Ulaşırlar yaşamdan kitaba, topraktan şiire.

Çarpıcı ve sürükleyici bir aşk hikâyesi…

Yazar, yalın bir dille söylemek istediğini hiç zorlamadan, süslü betimlemelere, aforizma tadı veren cümlelere yer vermeden ifade etmiş.

Dil doğal bir üslupla akıp gidiyor ve kitabın bu kadar içine girebilmenizde ve “bir çırpıda” okunmasında önemli bir faktör hâline geliyor.

Ayrıca anlatının bu denli canlı olmasında karakterlerin de rolü büyük. Yazar, bir karakter ekseninde dönüp durmaktan çok her karakteri ayrı ayrı yaratmış denilebilir.

Kitabı okurken hepsinin hem yaşam içerisindeki hâllerine hem de zihinlerinden geçenlere odaklanabiliyorsunuz.

Kurgusuyla, diliyle, karakterleriyle insana, onun varlık sanıcısına abartısız bir doğallıkla, içimizden bir yerlerden yaklaşabilmiş bir yazar Fatma Bacara.

İyisiyle, kötüsüyle, kaygısıyla, hırsıyla, bencilliğiyle; tüm kimliklerin ötesinde insana dair ne varsa bulabileceğiniz yakıcı aşkın hikâyesi bir kitap; Dileyici.

Anlam yükü, çağrışım ve yorum alanlarıyla kurulmuş yalın, özlü ve işlevsel diyalogları aracılığıyla roman kişilerinin iç dünyalarını açığa vurarak kusursuza yakın bir kurguyla anlatmış hikâyeyi Fatma Bacara.

Dileyici; şairin,

'Ah mine'l-aşki ve'l halatihi

Ahraka kalbi bi hararatihi' dizelerindeki gibi yakıcı bir öyküdür.

Yazar incelikle kullanıyor dilini, tasavvufi derin unsurların yer aldığı romanda geçmişten günümüze değişmeyen tek şeyin aşk olduğu gerçeğini bir kez daha gün yüzüne çıkartıyor.

Varlık ile yokluğun, aşk ile aklın, yönetilmek ve tahakkümün iç içe geçtiği bu roman, aşkın işaretlerini dil ile hükmederek bize sunan bir eser.

Fatma Bacara, tarihten günümüze uzanan bu modern çağ masalıyla gökten okurun kafasına elma düşürüp onu başka âleme sürüklüyor.

Dilfiruz, Selçuk sarayına gelin giderken ağlar ve gözyaşları yağmur olup Alim Hoca’yı ıslatırken Alim Hoca: “Bana gözyaşlarını mı gönderdin Dilfiruz? Ateş olan bedenimi birkaç damla gözyaşı söndürür mü zannedersin? Dünyanın rahmeti yağsa üzerime söndüremez yaktığın ateşi. Ey Dilfiruz, bu can hasretinle hep yasta kalacak” diyerek acısını anlatır yağmura…

Fatma Bacara Anadolu irfanı ile yazan, çağa bigâne kalmayan, samimi bir kalem.

Bu hüzünlü ve iç yakıcı aşk hikâyesini okumadıysanız ilk fırsatta okumanızı tavsiye ediyorum. Asla pişman olmayacaksınız ve etkisinden uzun süre kurtulamayacaksınız…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Aşkın Geçgel
Aşkın Geçgel - 2 ay Önce

Hayırlı olsun, ilgi çekici bir eser .Tanıtım yazınız ile anlaşılıyor ki kitap okunacaklar listemde oldu. Kavi kaleminize bereket üstat. Teşekkür ederiz.

banner26