İtikâfa özel bir kitap: İtikâf Günlüğüm

Hz. Ömer (r.a.) döneminde yaşanan bir hadise, Sünnet-i seniyenin ihmali sebebiyle ne gibi tehlikeli durumlarla karşı karşıya kalacağımızı biz Müslümanlara ibretlik şekilde öğretmektedir. Rivayetlere göre bu dönemde, Şam civarında bir kale muhasara edildi. Öğleye kadar kale fethedilemedi. Hz. Ömer (r.a.) bu duruma öfkelendi ve İslam askerlerini huzura çağırdı: “Kale fethedilemedi, kâfirler İslam askerleri karşısında bu kadar dayanamazdı. Aramızdan birisi bir kusur işlemiş olmasın?!” buyurdu. Askerler hayret edip, tövbe ve istiğfarda bulundular. O sırada bir asker ağlayarak Hz. Ömer'in (r.a.) huzuruna geldi: “Ey müminlerin emiri! Bu gece teheccüde kalktığımda ortalık karanlık olduğu için misvak aradım fakat bulamadım. Bu sebeple misvaksız namaz kıldım. Sizin aradığınız kusuru ben işledim.” dedi. Hz. Ömer (r.a.) O’na: “Tövbe ve istiğfara devam et.” buyurdu. O’da tövbe ve istiğfara devam etti ve kale bir saat sonra fethedildi.

Bu sebeple küçük-büyük demeden ibadetlerimize itina göstermeli, Hz. Peygamberin (s.a.v.) Sünnet-i seniyesine sıkı sıkıya sarılmalıyız. Zira önemsiz gibi görünen, “ben yapmasam da olur” dediğimiz bu gibi ibadetler belki de Allah (c.c.) katında pek önemli ve kıymetlidir. Bunu biz bilemeyiz. Bereket, başarı ve rıza bu ibadetlerde saklı olabilir. Aynı zamanda duçar olduğumuz kimi sıkıntıların, musibetlerin tedavisini de bu ibadetler vesilesiyle tedavi edebiliriz.

İşte günümüzde unutulmaya yüz tutmuş bu ibadetlerden, sünnet-i seniyelerden birisi de “itikâf” ibadetidir. Özetle itikâf, bir mescidde, ibadet niyetiyle ve belirli kurallara riayet ederek inzivaya çekilmek demektir. Hadis kaynakları Hz. Peygamberin (s.a.v.) Medine-i Münevvereye hicretlerinden sonra her yıl Ramazan'ın son on gününde itikâfa çekildiğini, hanımların da genellikle Resulü Ekrem ile birlikte itikâf yaptığını nakleder.

Senede bir defa yapılan bir ibadet

İtikâf hakkında, fıkıh kitaplarında kısa bahisler şeklinde geçen yazıların dışında pek az kitap yayımlanmıştır. Senede bir defa yapılan ibadet olması sebebiyle üzerinde fazla durulmamıştır. Günümüzdeki iş ve çalışma takvimi, sürdürmeye çalıştığımız dünya odaklı hayat tarzı da diğer sebepler arasında gösterilebilir. Elbette bunlar mazeret gösterilemez. İster ibadet ister herhangi bir iş/eylem olsun. İnsan yeter ki bunu yapmak istesin. Vesileler arayarak bu amacına öyle ya da böyle mutlaka ulaşacaktır.

Ramazan ayına yaklaştığımız şu mübarek günlerde konu hakkında Vekitap Yayınları tarafından bir kitap neşredildi. Garip Sağlık imzasını taşıyan, İtikâf Günlüğüm isimli eser, 168 sayfadan oluşuyor. Alanında önemli bir yeri dolduracağına inandığım kitabın ilgi çekici konu başlıklarından bazıları şöyle: “İlk İtikâf”, “İtikâf Yöneticisi”, “Niyeti Halis Tutmak”, “Sağlık ve İtikâf”, “Gençler ve İtikâf”, “Senelik Muhasebe”, “Az Konuşmak”, “Hanımlar ve İtikâf”, “Yemek ve İtikâf”, “İtikâf, Sonrası İçin Bir Eğitimdir...”
Yazar, fıkıh kitaplarında yer verilen itikâf bahsini cazip ve sevimli hale getirmek maksadıyla, uzun yıllar boyunca bizzat yaşadığı itikâf anılarını, uygulama esnasında dikkat edilecek hususları belirtmiş ve yine itikâf esnasında yaptığı sohbetleri de ayrıca çalışmaya eklemiştir. Böylece dört farklı anlatım tarzını kitapta bulmak mümkündür. En son sayfadaki anket, eklerdeki çeşitli bilgiler ve makalelerle konu daha da zenginleştirilmiştir.

İtikafa girecek herkes okumalı

Yazar, eseri kaleme alma gerekçesini ve çalışma metodolojisini şöyle özetliyor: “Bu eser, günümüzde uygulanması unutulan bir sünnetin ihyası esnasında gelişen olayları sunmak, inceliklerinden haberdar ederek gündeme getirmek ve hatırlatmak maksadıyla kaleme alınmıştır diyebilirim. Bununla birlikte çalışmanın asıl gayesi insanları itikâf ibadetine teşvik etmek ve bu ibadeti yerine getirmek isteyenlere faydalı bilgiler sunmaktır. Kitabın içeriği; 1990-2018 yılları arasında, itikâf esnasında tuttuğum günlükler, yazdığım makaleler ve bu ortamlarda aldığım notlardan oluşmaktadır. Şu fâni hayatta anlatmaya değer olguları, olayları, yaşanmışlıkları, ibret alınması için paylaşmayı, İslami tebliğin bir gereği olarak düşünüyorum. Anlatılan konuları ve uygulama için lazım gelen bilgileri sonradan değerlendirmek üzere yazmak, kaydetmek bir ihtiyaç meselesidir. Çünkü “Söz uçar, yazı kalır” der büyüklerimiz. Müslümanlar, her konuda donanımlarını tamamlamalıdırlar ki yol uzun, yapacak işleri ise pek çoktur. Bu sebeple küçük-büyük demeden her konuda Sünnet-i seniyeye sarılmaları pek elzemdir…”

Eserin pek de farkında olmadığımız lakin önemli bir eksikliğimizi gidereceği kuşkusuz. Tecrübi bir bakış açısıyla kaleme alınmış olması çalışmayı daha da kıymetlendiriyor. Maalesef bu minvalde kaleme alınan eserlerin pek çoğu ya birbirinin kopyası veyahut işin teorisinde kalmıştır. Bilginin, harekete, aksiyona geçirmesi ve amele dönük olması da gerekmez mi?! Şu bir gerçek ki sadırdan dökülenler, gönüllülere şifa olup sinelerde daha derin izler bırakabiliyor.

 Bu eserin özellikle itikâf mevsimi olan Ramazanın son on gününden önce ve itikâf anında okunmasını tavsiye ediyoruz. Kimler okusun? derseniz, on iki yaş üstü İslam inancına sahip ve Peygamber Sünnetini seven herkes bu eserden faydalanabilir diye düşünüyoruz. İtikâfa girenlerin kitabın sonunda yer alan “İtikâfa Teşvik” bahsini okumaları yeterlidir. Bu ibadeti uygulamak, konu hakkında derinlemesine bilgi sahibi olmak isteyenler ise kitabın tamamını okuyabilirler.

Ramazan'ın manevi atmosferinde, farklı ve bereketli bir yolculuğa çıkmaya hazır mısınız?!