İstanbul'a atılan İslam imzası onlar!

1986’dan bu yana düzenlenen  “Camiler ve Din Görevlileri Haftası” bu yıl 1-7 Ekim tarihleri arasında kutlanıyor. Bu sebeple 1 Ekim’de başlayan etkinliğe Prof.Dr. Hüsrev Subaşı konuşmacı olarak katıldı.

Kumluca Müftülüğü’nün tertip ettiği haftada Hüsrev Subaşı, Cami ve Çocuk konulu bir konferans verdi. Her sene farklı bir temayı konu ederek düzenlenen etkinliğin bu yılki konusu Cami ve Çocuk.

Program saygı duruşu ve İstiklal marşıyla başladı. Ardından Sanayi Camii imam hatibi Nuri Güney’in Kur’an tilavetiyle devam etti. “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır” mesajını merkeze alan âyetler okudu Nuri Güney.

Güvenli liman: Cami

Ardından açılış konuşmasını  Kumluca Müftüsü Mehmet Yaman yaptı. Mehmet Yaman şunları söyledi:

“Camiler, Kâ’be’nin şubesi mesabesindedir ve Allah’la kulu buluşturan mukaddes mekânlardır. Her ırktan ve renkten insanlar orada buluşurlar. Fakiri fukarayı arayan, iyilik etmeye çalışan kimselerin varlıklarını göstermede en güvenilir yerlerdir. Camilerimizi, geleceğimizi ellerine bırakacağımız çocuklarımızla behemehal buluşturmak zorundayız. Bu sebeple bu yıl Camiler Haftasının konusu buna ayrıldı” dedi ve yakın geçmişte bu güzel ilçede hat ve tezhip seminerleri veren Hüsrev Subaşı ve eşi Naciye Subaşı’ya, camiler haftası münasebetiyle yapılan daveti kabulleri sebebiyle teşekkürlerini iletti ve hatibi kürsüye davet etti.

Hüsrev Subaşı ise bir saat kadar süren konuşmasında özetle şunlardan bahsetti:

Cami hayatta nefes alma yeridir

“Hayat hızlı bir koşturmaca içinde geçiyor. İnsanlar karşılaştıkları ve yaşadıkları şeyler sebebiyle yoruluyor, bazen ümitlerini bile kaybetmekle karşı karşıya kalıyorlar. Bunca negatiflikler içerisinde camiler birer nefes alma yeridir. Huzur mekânıdır. İnsan buralarda kendine döner. Orada ne sınıf, ne renk, ne de rütbe farkı vardır. Yaratıcının huzurunda eğilir ve dua ederken herkes tam anlamıyla eşittir. Orada insanlar arasındaki en güçlü şey sevgi ve saygıdır. Üstelik hiçbir karşılık beklemeden. Hak rızasına... Yakarma orada. Pişmanlık ve arınma orada. Vicdanı harekete  geçirmek, yardımlaşmak ve bölüşmek orada.. Toplum ruhunu onaran ve ayakta tutan birer şifahanedir âdeta camiler. Asır Suresi bir anlamda bu gerçeği ilan eder.

İslam'ın İstanbul'a atılan imzası

Camiler Haftası her yıl bu aylarda hayatımızın ve kültürümüzün ve hatta medeniyetimizin bu çok önemli vakıasını gündeme getirmeye vesile olması  açısından ayrı bir değer taşımaktadır. Gerek geçmişten günümüze gelebilmiş tarihî camilerimizi koruma ve onarım söz konusu olduğunda, gerekse yenilerini inşa ederken en az o güzel abideleri bize bırakanlar kadar özenli olmak durumundayız. Camiler, İslam sanatının ve estetiğinin de birer meşheri, merkezi ve adeta vitrinidir. Gecekondu yapar gibi camiler yapmak bize yakışmıyor. Dünyada eşi benzeri olmayan güzel İstanbul’umuzun siluetinden camileri çıkarın, geriye bir şey kalmaz.. İstanbul üzerine atılmış İslam imzasıdır camiler..

Camilerin ihyasını ibadete katılan cemaatin kalitesi ve sayısı sağlar. O sebeple çocuklarımızın cami ortamının güzellikleri ile vakit geçmeden tanıştırılmaları bir görev olarak önümüzde duruyor. Onlar bu konuda teşvik görmek durumundadırlar. Camiye gelmiş çocukların ufak tefek yaramazca davranışları sebebiyle cemaat veya görevlilerce azarlanması hoş görülemez. Hz.Peygamber’in (s.a.v) torunlarını omzundan indirmeden namaza nasıl devam ettiğini lütfen hatırlayınız. Namaza giderken yolda ezanla alay eder bir durumda karşılaştığı çocuğu sesinin ne kadar güzel olduğunu söyleyip başını sıvazlayarak Mescid’e güzel sesli bir müezzin kazandıran O Sevgi ve Rahmet Peygamberi değil midir? Biz sevgi ve şefkat dolu olmak zorundayız. Sevgisi olmayandan daha fakiri yoktur. “Biz sizin kadar çocuklara sıcak yaklaşmayız” diyen birine, “Allah sana merhamet vermediyse, ben ne yapabilirim” diye çıkışan da yine O’dur .

“Camiler insana otokontrol  kazandırırır.”

Çocuksuz camiler...

“Çocuklar bizim geleceğimizdir. Onların sevgi, merhamet, şefkat, tevazu, birlik ve beraberlik, bölüşebilirlik ve yardımlaşma, dürüstlük, sadakat ve vefa gibi erdemlerle vaktinde tanıştırılmaları doğrultusunda ciddî görevlerimiz  ve sorumluluklarımız vardır. Yahya Kemal Bayatlı “Ezanzız Semtler” adlı meşhur makalesinde Cami ortamıyla çocukluğunda tanıştırılmamış çocukların istikbalde ödeyeceği ağır faturaya dikkat çeker.

Sevginin çözemediği bir şey, ulaşamadığı bir hedef yoktur. O sevgiyi yüzünüze ve dolayısıyla tavrınıza, davranışlarınıza taşıyamıyorsanız hayatınızı silbaştan yeniden kurun.”

Ve program etkinliği gerçekleştiren Mehmet Yaman’a ilçe kaymakamı tarafından İsmi Nebi yazılı altın levhanın hediye edilmesi ile sona erdi.