İslâm’a yakın bir adalet sistemi: Hitit Anayasası

M.Ö. 3000 yıllarının sonlarında Kafkasya üzerinden Anadolu’ya gelen Hititler, burada 500 yıl sürecek hâkimiyetlerinin temelini yerli halkla kaynaşarak atmışladır. Bölgeden Asurlular çekilmiş, Hitit Devleti ise Mısır’a kadar uzanan coğrafyada söz sahibi olmuştur. Krallık ile yönetilen Hititlerin en önemli özelliklerinden biri de 200 maddelik anayasalarına bağlı kalmalarıdır. Her ne kadar krallık ile yönetilseler de kralın bir de danışma meclisi vardı. Az sonra zikredeceğimiz üzere kimi zaman anayasanın uygulanması yargıçlara bırakılırken özellikle yerel gelenek ve çeşitli uygulamalarda anayasanın önüne geçebilmekteydi. Fakat bütün bunlara rağmen kral her zaman mutlak bir güç idi. Hititlerin bizler için bir diğer önemli özelliği de Anadolu’da hüküm sürmeleridir. Anadolu’da uzun süre çeşitli medeniyetler kurulmuştur. Bu yüzden de günümüz Anadolu insanları ister istemez o medeniyetlerin takipçisi konumundadır. Belki tuhaf gelecektir ama sözünü edeceğimiz Hitit Anayasası’ndaki kimi maddeler ve devletin uyguladığı sistem İslâm’a da yakındır. İslâm izlerini tek tek anlatmayacağız fakat kaleme aldıklarımızı her Müslümanın rahatlıkla anlayabileceğine eminiz. Hititler için ekmek ve misafiri yedirip içirmek kutsaldı. Fırın ustası ve yamağı günümüze kadar gelen somun ekmeğini hazırlayıp pişirirken mutlaka bedenen ve ruhen temiz olmalıydı. Zina her şekilde suç ve çoğunlukla cezası idam olurken, cinsi münasebet sonrası Hititlerin güneşin doğumuna kadar yıkanması gerekiyordu. Münasebet sonrası somun ekmek üreten fırıncı ustası veya yamağı banyo yapmamışsa eğer sonları felaketti ve büyük ihtimalle idam edilmekteydiler.

Hitit Anayasası’nın temeli Babil Kralı Hammurabi’nin yasalarına dayanmaktaydı.

Hammurabi Yasaları ve Hitit yasaları hukuki ve cinai konuları ele alır. Mahkemelerde Hitit yasalarının uygulanması yargıçların takdirine bırakılırken, Babil yasalarında böyle bir durum söz konusu değildi. Hititler’de bölgesel ve kırsal alanlarda adalet “İhtiyar Heyeti” üzerinden sağlanmaktaydı. Bu heyeti önde gelen aileler oluştururken bir üstleri de bölge valileriydi. Valiler yerel mahkemelerde reis makamında olurken, ihtiyar heyetleri, kasaba ve köy yöneticileri danışman statüsündeydi. Öte yandan Babil yasalarında kutsal bir güçten bahsedilir. Fakat Hitit yasalarında böyle bir güçten bahsetmek mümkün değildir. Hitit yasaları şeffaf, belirgin ve sekülerdir.

Valiler mutlak adaleti sağlamak ile yükümlüydü ve yerel gelenekleri göz ardı etmezlerdi. Bazen geleneksel uygulamalar yasaların önüne geçmektedir. Babil yasalarında kısasa kısas uygulması mevcutken, Hititler’de böyle bir uygulama yoktur ve intikama dayalı adalet sisteminden uzaktırlar.

Okuma Tavsiyesi:

Hititler/Anadolu Savaşçıları, Trevor Bryce, Çev.: Ülke Evrim Uysal, Kronik Yay., Mart 2020.

Mehmet Poyraz, Sebilürreşad Dergisi Mart 2021.

YORUM EKLE

banner26